İnsan Hakları Cemiyeti tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, günümüzde kadının, kapitalist çıkarların hizmetkârı edilmeye çalışıldığına dikkat çekilerek, kadına anne, eş ve paydaş olarak bakılması gerektiği belirtildi.

Genel merkezi Diyarbakır'da bulunan İnsan Hakları Cemiyeti, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması düzenledi. Cemiyet binasında düzenlenen basın açıklamasına cemiyet üyesi kadınlar katıldı.

Basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Cemiyeti Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Hatice Kübra özoruç, kadınlar gününün gerçek anlamından uzaklaştırıldığına dikkat çekti.

özoruç, "1910'dan bu yana kadın hak ihlallerinin son bulmaması ve hatta farklı şekil ve boyutlarda devamlılık göstermesi kadınlar gününe yüklenen anlamı, hayatın gerçeklerinden kopuk, sadece kapitalist hırs ve çıkarların hizmetkârı bir gün olmaktan ibaret kılmıştır. Egemen güçler, zalimler, kapitalistler kadını menfaatleri doğrultusunda kullanmaktan geri durmamıştır. Hatta kadınlar kendi hemcinsleri tarafından fikirleri, inançları ve bunun bir yansıması olan yaşam tarzları dolayısıyla daha yoğun bir şekilde ezilip sömürülmüştür." dedi.

"Kadın, kadına eşitlik sloganlarını dillendirenler tarafından mağdur edildi"

Kadınların, kadınlara eşitlik sloganları atanlar tarafından da mağdur edildiğine şahit olunduğunu ifade eden özoruç, "Kadın, özellikle de televizyon ekranlarında ve reklam sektöründe cinsel meta haline getirilmiş ve tarihi yanılgılar form değiştirerek devam etmiştir. Ne yazık ki bu durum 8 Mart'ı simgesel bir gün olmaktan öteye götürememiştir." diye belirtti.

"İhlallerin son bulması için kadına meta olarak değil anne, eş ve paydaş olarak bakılmalıdır"

özoruç, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Tezgâhlarda asgari ücretin yarısına ve günde on iki saat çalıştırılan genç kızlar, fabrikalarda, tarlalarda asgari ücret köleliğine ve her türlü sosyal güvence mahrumiyetine mahkûm edilen kadınlar, inançları gereği başlarına aldıkları örtü dolayısıyla okullarına alınmayan genç kızlar ve aynı gerekçeyle orduevlerine, oğullarının askerî törenlerine alınmayan kadınlar, eşitlik adı altında bünyesini aşan, fıtratına aykırı iş sahalarında çalıştırılan ve her türlü tacize, şiddete maruz kalan kadınlar ve daha nice hak ihlaliyle karşı karşıya kalan kadınlar ne yazık ki daha çok 8 Mart'ı "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlayan ülkelerin meskûnlarıdırlar. İhlallerin son bulması için kadına meta olarak değil anne, eş ve paydaş olarak bakılmalıdır."

Yazılı, sözlü ve görsel basının kadının onur ve iffetini aşağılayıcı her türlü yayından vazgeçmesi gerektiğine vurgu yapan özoruç, "Onur ve iffetiyle ailenin ve toplumun temel taşı olan kadının dişiliğini reklamlarda, dizi ve filmlerde teşhir etmemelidir. Toplum, bu konularda bilinçlendirilip haklıya hakkını teslim etmelidir. Eşit işe eşit ücretten taviz verilmemeli, kadın emeğini sömüren özel sektör kuruluşlarına da uyguladığı ekonomik şiddet gerekçesiyle ağır mali cezalar verilmeli ve bunun takibatını yapan bir birim oluşturulmalıdır." uyarılarında bulundu.

Bu güne kadar kadın için her alanda eşitlik ve özgürlüğü öngören bir takım söylemler, yapılan yasal düzenlemeler, kendilerine hasredilen özel günlerin, kadın hak ihlallerini sona erdirmediğine işaret eden özoruç, "Bilakis ihlaller daha fütursuzca işlenmeye başlanmıştır. Dolayısıyla bu tarz söylem yahut etkinlikler yerine her zaman ve her yerde adaletin hamisi olmak gerektiğini vurguluyor ve tek bir günün değil 365 günün bu bilinçle geçirilmesini temenni ediyoruz. Zira kadın hak ihlallerinin yaşanması demek insan hak ihlallerinin yaşanması demektir. İnsan hak ihlallerinin yaşanması ise toplumsal bir akıbetin habercisidir. Hasan el Benna'nın ifadesiyle 'Bu ümmetin yarısı kadınlardan oluşur, diğer yarısını da kadınlar yetiştirir.' O halde insanlığın bugünü ve yarını için kadına adalet istiyoruz." ifadelerine yer verdi. (M. Sıddık Bilge/M. Hüseyin Temel- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler