Diyarbakır'ın fetih yıldönümü dolayısıyla düzenlenen konferansa katılan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Müslümanların işgalci olmadığını, gönülleri kazanarak fetih gerçekleştirdiklerini söyledi.

Diyarbakır İl Müftülüğü, şehrin İslam ordusu tarafından fethinin bin 378'inci yılı dolayısıyla "Anadolu'nun İslam'a açılan ilk kapısı Diyarbakır Nebiler ve Sahabeler Şehri" adlı konferans düzenledi.

Büyükşehir Belediyesi Kongre Merkezi'nde düzenlenen konferansa Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Vali Hüseyin Aksoy, Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül ve bölgede görev yapan müftüler ile halk katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan konferansta ilahi ve ezgiler seslendirildi. Daha sonra kentin tanıtımının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

Günün anlam ve önemine binaen katılımcılara hitap eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Müslümanların hiçbir zaman işgalci olmadıklarını belirtti.

Ashabın, gönülleri fethetmeden Diyarbakır surlarına dokunmadığını söyleyen Görmez, "Anadolu İslam medeniyetinin evlatları için üç tarih çok önemlidir. Birincisi 639 yani Diyarbakır'ın kalbini İslam'a açtığı gün, ikincisi 1071 Malazgirt zaferi, üçüncü Molla Gürani'nin talebesi Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesi. Eğer Diyarbakır'ın fethi olmasaydı Malazgirt zaferi olmayacaktı. Eğer Malazgirt zaferi olmasaydı Resul-i Ekrem'in 'İstanbul mutlaka fetholacaktır, onu fethedecek komutan ne güzel komutan, onu fethedecek asker ne güzel askerdir.' müjdesi ancak bu iki zaferden sonra tahakkuk etmiştir. Bütün insanlık tarihinin hülasası olan şehirler vardır. Diyarbekir bütün insanlık tarihinin hülasası olan bir şehirdir. Tevhit medeniyetinin tarihini inşa eden, tevhit medeniyetinin menfezleri olan şehirler vardır. Diyarbakır tevhit medeniyetinin ilk merkezlerinden bir tanesidir." dedi.

"Biz yürekleri fethetmeden kapılara dokunmadık"

İşgal ve sömürgenin İslam medeniyetinin kavramları olmadığına dikkat çeken Görmez, şunları söyledi: "Çünkü asıl fetih gönüllerin fethidir. Asıl fetih kalelerin, surların fethi değildir. Biz Müslümanlar Allah'a hamt olsun dünyanın neresine gidersek gidelim işgalci olmadık. Biz gönülleri fethetmeden surlara dokunmadık, biz yürekleri fethetmeden kapılara dokunmadık ve o fetih esnasında hiçbir insana haksız yere dokunmadık. Hiçbir yaşlıya ve ibadete çekilmiş hiçbir din adamına dokunmadık. Allah Resulünün tavsiyesi öyle olmuştur."

"Hiç kimse bu şehrin kalbini ve ruhunu bozamayacaktır"

Diyarbakır'ın mübarek bir şehir olduğunu dile getiren Görmez, "Böyle mübarek bir şehrin kıymetini bilmeliyiz ve bu şehrin kalbini yeniden ayağa kaldırmalıyız. Çünkü bu şehrin kalbi 'Allah Allah' diye çarpan bir kalptir. Bu şehrin ruhu İslam'dır. Hiç kimse bu şehrin kalbini ve ruhunu bozamayacaktır. Tabi ki müteyakkız olmalıyız, dikkat etmeliyiz. Artık bu şehir hiçbir çocuğunu feda etmemeli. Endülüs medeniyetini sekiz asır sonra kaybettiler. Maveraunnehir medeniyetini on asır sonra kaybettiler. Müslümanlar, Afrika İslam medeniyetini 11 asır sonra kaybetmekle karşı karşıya kaldılar ve şimdi İslam medeniyetinin merkezleri kan revan içerisinde. Selamın şehri olan Bağdat yanmaya devam ediyor, şerefin şehri olan Şam-ı Şerif ıstırap çekmeye devam ediyor, hikmetin şehri olan Sana, irfanın şehri olan Trablus yanmaya devam ediyor. Biz eğer dikkatli olmazsak bu güzel şehirleri kaybederiz. Bu şehirlerimizi yeniden erdemliler şehri yapmak için seferber olmalıyız." ifadelerini kullandı.

"Bu güzel şehir sahabe ile yâd edilmeye devam etsin"

"Çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkmalıyız." diyen Görmez, "önümüz Ramazan. Hep birlikte çocuklarımızla ve komşularımızla kalplerimizi kenetleyerek geçirelim. Bu güzel şehir terör ve şiddetle değil, sahabe ile yâd edilmeye devam etsin. 'Diyarbakır nesi ile meşhur?' sorulduğunda 'Karpuzu' denildiğinde hep beraber üzülelim. 'Diyarbakır sahabesiyle, peygamberiyle, şairleriyle, edipleriyle meşhur.' diyelim." şeklinde konuştu.

Daha sonra konuşan Vali Aksoy, Diyarbakır'ın Mekke ve Medine'den sonra en çok sahabenin metfun bulunduğu şehir olduğunu söyledi.

Aksoy, "Bir yerin kimliği ve siluetinde hamamlar, minareler, kubbeler, hamamlar ve hanların bulunması onların kutlu bir medeniyet olan İslam medeniyetinin müntesipleri konumundaki Müslümanların ayak bastığı topraklar olduğu anlamına gelmektedir. İşte Diyarbakır'ımız Hz. Süleyman, Behram Paşa, Ulu Camii, Dört Ayaklı Minare ve diğer büyük şaheserleri ile Müslümanların ayak bastığı, iman ettiği, büyük değer kattığı bir yerdir. Bu şaheserler ayakta durduğu sürece buna şahitlik edeceklerdir. Malumunuz olduğu üzere fetih 'açmak' demektir. Geçmişte bu coğrafyada yaşayan insanların zulüm ve baskıyla gönül dünyalarında kalpleri üzerine örtülen inkâr perdesini açan muzaffer komutan ve askerleri bize bu fethin misyonunu anlama sorumluluğunu yüklemiştir. Üzerimize yüklenen bu sorumluluğu düzenlemiş olduğumuz bu programla bir nebze de olsa yerine getirdiğimize inanıyoruz." dedi.

İl Müftüsü Burhan İşliyen ise Diyarbakır'ın şiddetle anılmasını istemediklerine değinerek, "Diyarbakır'ın iman ve eman şehri olması için gayret etmemiz gerekiyor. Diyarbakır'ın İslam'ın ve selamın şehri olması için gayret etmemiz lazım. Değerli Diyarbakırlılar! Bu görev bize düşüyor. Bu şehir şiddetle, sokaklarında atılan molotof kokteyl ve terörle anılmamalı. Bu şehir peygamberlerle, sahabelerle, medreselerle, İslam'la, imanla anılmalı. Bu etkinlikler buna vesile olsun. Cenabı Hakk'tan niyazımız budur." ifadelerini kullandı.

Programın ardından Kur'an kurslarında hafız olmaya hak kazanan 81 kız ve erkek öğrenciye Görmez tarafından sertifika verildi. (M. Hüseyin Temel-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler