“Bir mazlumun maruz kaldığı zulümden kurtarılmasından daha acil bir iş yoktur”

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Batman İl Başkanlığı binasında partililer ve halkla bir araya gelerek bayramlaştı. Yapıcıoğlu, “Bir mazlumun maruz kaldığı zulümden kurtarılmasından daha acil bir iş yoktur" dedi.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Bayramın 3. gününde HÜDA PAR Batman İl Başkanlığı’nın düzenlediği bayramlaşma programına katılarak partililer ve halkla bayramlaştı.

HÜDA PAR Batman İl Binasında düzenlenen bayramlaşma programında HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Genel Başkan Yardımcıları Aydın Gök ve Abdurrahman Cens, HÜDA PAR Batman İl Başkanı Davut Şahin, il ve ilçe teşkilatlarının yöneticileri hazır bulundu.

Bayramlaşmaya Şanlıurfa, Muş, Şırnak, Adıyıman ve Siirt illerinin parti yöneticileri, İttihad’ul Ulema Başkanı Enver Kılıçaslan ile birlikte bazı İttihad üyeleri, Batman'da faaliyet yürüten STK temsilcileri ve halktan yoğun katılım oldu. Bayramlaşmada gelen misafirlere bayram şekeri ve gülsuyu ikram edildi.

Bayramlaşmaya gelen partililerden birinin FETÖ ve 28 Şubat yargısının 'terörist' diye yaftalayarak mağdur ettiği ve halen cezaevlerinde bulunanların durumuyla ilgili sorusu üzerine Hz. Yusuf'un kıssasından örnek veren Yapıcıoğlu, “6-8 Ekim olayları bir milattı. O yusufilerin Hz. Yusuf gibi gömleklerinin arkadan yırtıldığının anlaşılması için bir milattı. 15 Temmuz da bir milattı. FETÖ üyesi oldukları iddia edilen hâkim savcıların meslekten atılmasının gerekçesinde şunlar yazıyor. Bunlar sahip oldukları yetkileri ve oturdukları makamları adaleti tesis etmek için değil, kendi örgütsel çıkarları için kullandılar. İnsanlara zulmettiler. Kendi arkadaşlarının önlerini açmak için kendilerine rakip gördükleri veya kendi önlerinde engel olarak gördükleri insanlara karşı yetkilerini silah gibi kullandılar, kendilerine yol açtılar. Bu nedenle 4 bin hâkim ve savcı meslekten atıldı. Türkiye’deki hâkim savcıların 3’te biri mesleklerinden ihraç edildiler veya açığa alındılar. Bunların önemli bir kısmı da cezaevlerindedir.” ifadelerini kullandı.

Cezaevlerinde olan Müslümanlara ceza verenlerin büyük çoğunluğu şimdi terörist diye içeridedirler.

"Cezaevlerinde olan Müslümanlara ceza verenlerin büyük çoğunluğu şimdi terörist diye içeridedirler"
Teröristin verdiği cezanın hükmünün olmaması gerektiğine değinen Yapıcıoğlu, “Onlara siz teröristsiniz diyenlerin kendisi teröristse, hangi mantıkla devlet bunları içeride tutmaya devam edecek. Birisi diğerine sen teröristsin sana bu kadar ceza verdim, diyor. Devlet, onun kararını kabul ediyor ama bir müddet sonra onlara terörist deyip içeri atanlara devlet hayır diyor terörist olan sensin aslında. Ne olacak şimdi? O teröristin hükmünün iptal olması gerekmiyor mu? Yani kader ağlarını örüyor. Allah-u Teâlâ kendi taktirini mutlak surette -takdir ettiği şey neyse onu- gerçekleştirecektir. Hiç kimse bunu engel olamaz.  Onun ne zaman olacağını biz bilemiyoruz. Gelecek bizim için gaybtır. Bizim yaptığımız şey sadece esbaba tevessül etmektir. Bu şeyleri hükümete hatırlatmaktır. Biz onlara söylüyoruz. Bu insanlara ceza verenlerin büyük çoğunluğu şimdi terörist diye içeridedirler." diye konuştu.

Konuşmasını devamında Yapıcıoğlu, şunları kaydetti: "Onları siz attınız içeriye ve siz onları meslekten ihraç ederken sizin resmi kurumlarınız dediler ki onlar sahip oldukları makamları ve yetkileri bu insanları veya bunlara benzer insanları bertaraf etmek için, onlara haksızlık etmek için kullandılar. Çünkü kendi arkadaşlarının önünü açmak istiyorlardı. Bunu siz devlet olarak söylüyorsunuz. Öyle ise bunların zulmettiği insanlara bir çare bulun. Bu çare idari bir tasarrufla mı yapacaksınız; bunlar mahkeme kararlarıyla içeridedirler, daha salim ve adil bir şekilde çalışan bir mahkeme kararıyla mı düzelteceksiniz ya da bunu meclisi toplayarak bir kanun çıkarma suretiyle mi yapacaksınız, buna siz karar verin. Ama her ne yapacaksanız bir an önce yapın. Bir an önce bunu yapmalısınız."

“Beddualar çarptı onları 40 yıllık hazırlıklarına rağmen başarılı olamadılar”

FETÖ’ün darbe girişiminin mazlumların beddualarının çarptığını söyleyen Yapıcıoğlu, “40 yıllık bir hazırlıktan sonra orduda görevli gerenlerin yarısına yakınını kendi saflarına çektikten, daha alt kademdeki subayları belki daha fazlasını kendi yanlarına çektikten sonra giriştikleri bir darbe girişimi eğer batının bir bütün olarak Amerikasıyla, Almanyasıyla, İngiliziyle diğer bütün Avrupa ülkeleri ve Siyonizm ile birlikte arkasında durduğu bir çete eğer darbe girişiminde başarısız olmuşsa siz bunu sadece Cumhurbaşkanının telefonla veya televizyonlar aracılığıyla yapmış olduğu bir çağrıya, bu çağrıyla meydana çıkan binlerce kişinin attıkları adımlar veya gösterdikleri fedakârlıklarla, kendilerini tankların önüne atmalarıyla izah edemesiniz. Ben bunları küçümsediğim için böyle söylemiyorum. Evet, bunlar önemliydi. Bunlar esbaptı.” dedi.

“Mazlumun ahı indirir şahı”

Yapıcıoğlu, “Fakat en büyük sebep Allah-u Teâlâ'nın bu milleti muhafaza etmesiydi, rahmet nazarıyla bakmasıydı. Bunun sebebi de belki o kişilerin zulmettiği mazlumların onlara yaptığı beddualardı. O beddualar çarptı onları, 40 yıllık hazırlıklarına rağmen başarılı olamadılar. İyi ki başarılı olamadılar. Allah bu milleti muhafaza etti. Eğer o insanlar mazlumların bedduası çarptı diye 40 yıllık hazırlıkları boşa gittiyse sizde kendi payınıza düşenini alın. Herkes kendi payına düşenini alsın. Hükümette payına şunu alsın. Mazlumun ahı indirir şahı. Mazlum beddua etti mi şahı bile tahtından indirir.”

“Bir mazlumun maruz kaldığı zulümden kurtarılmasından daha acil bir iş yoktur”

Batman’da yaptığı bayram ziyaretleri esnasında 17 yıldır oğlu cezaevinde olan bir anneden bahseden Yapıcıoğlu, “Dün birkaç mazlumun ailesini ziyaret ettik. 17 sene oğlu cezaevinde yaşlı bir nene dedi ki 'biz şimdiye kadar dua ettik. Biz zalimlere ise beddua ettik. Bu cezayı verenlere beddua ettik. Onlar belalarını buldu. Biz hükümete şu ana kadar dua ediyoruz. Ama onları görürseniz söyleyin. Eğer mazlumlara bir kapı açmazlarsa bundan sonra biz onlara da beddua edeceğiz. Duaları kestik bundan sonra beddua edeceğiz' diyor.  Şimdi iş o noktaya doğru gitmiş ise gerçekten artık bıçak kemiğe dayanmış demektir. Şimdiye kadar bekli çok farklı şeylerle uğraştık diyorlar. Belki mazur da sayılabilirler. Fakat bütün dünya alem duydu ki bu adamlar zulmen pek çok insanı içeriye atmış. Hükümet bundan haberdardır. Bir mazlumun maruz kaldığı zulümden kurtarılmasından daha acil bir iş yoktur.” ifade etti.

“15 yıl hapishanelerde çürüyen vatandaşlarımız var”

2016 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın “Ne yazık ki 5 yıl, 10 yıl, 15 yıl hapishanelerde çürüyen vatandaşlarımız var. Bunlar oldu. Şimdi bunların düzeltilme fırsatını yakaladık.” Sözlerini hatırlatan Yapıcıoğlu, “Sayın cumhurbaşkanı Konya’da aylar önce bir konuşma yaptı. ‘5 yıl, 10 yıl ve 15 yıldır cezaevlerinde çürümeye terk edilmiş kardeşlerimiz var.’ dedi. Bu aslında bir şeydi. Şimdi o makamdaki birisinin bir konuyla ilgili benim gibi çok ayrıntılı, uzun uzun bir açıklama yapmasını beklemeyin. Memleketin pek çok meselesi var. Her birine ilişkin belki iki cümle söyleyecek. O cümle şu demektir. A şahsı B şahsı, ama neticede zulmen içeride olan ve 10 yıldır 15 yıldır içeride olma durumu devam eden insanlar var. Ve ben bundan haberdarım diyor devletin başındaki kişi olarak. Balyoz ve Ergenekon davaları 15 sene olmadı. Onlar çıktı zaten KCK davalarından yargılananları da bıraktılar. Peki kimdir? Her halde başka daha büyük cürümleri işleyenlerden bahsetmiyor. FETÖ yargısının mağdur ettiği insanlardan bahsediyor. Bunların sayıları bellidir. Ya da 28 Şubat yargısı mağdurları, İslami kimliklerinden dolayı içeriye atılan insanlardır. Öyle ise bunlar için bir çare bulunmalı.” isteğinde bulundu.

Hükümetin bir an önce FETÖ’nün yaptığı zulmü sona erdirmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, “Devlet mekanizmasının içerisinde işler biraz yavaş yürür ama dediğim gibi zulme uğradığı ayan beyan ortada olan ve devleti idare eden kişiler tarafından zulme uğradığı kabul edilen kişilerin uğramış oldukları zulmü sona erdirmek onların üzerinden bu zulmü kaldırmak acil bir iştir. Böyle zamana yayarak iki üç sene içerisinde yavaş yavaş peyderpey ben bir kişi iki kişi şey yapacağım. 25 senedir zaten içeridedirler. Adalet Bakanının bir zamanlar söylediği gibi 'FETÖ’den mahkûm olan hâkim ve savcıların vermiş oldukları kararları biz geçersiz sayarsak, bu dosyaların hepsini yeniden ele alırsak yargı bu yükün altından kalkamaz o yüzden biz bunu yapamayız' diyorlarsa ve halen o düşüncedelese bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu gerekçe ne insanidir, ne İslami’dir, ne hukukidir, ne adildir ne de vicdanidir. Hiçbir yere sığmıyor. 'Sen 25 senedir zulmen içeridesin, fakat benim hâkim ve savcılarımın sayısı azdır, ben bu dosyaların yeniden ele alın diye talimat versem benim hâkimlerim uykularından yarım saat daha fedakârlık etmiş olacaklar. O yüzden sen 5 sene daha içeride kal' demek hiçbir vicdana sığmaz. İnsanlığa sığmaz. Bunun aksini iddia eden varsa gelsin tartışalım. Böyle bir şey olamaz. Öyle ise dediğim gibi buna idari bir çözüm mü bulacaklar, adli bir çözüm mü bulacaklar veya buna yasal bir düzenlemeyle mi çözüm getirecekler, o kendilerinin bileceği bir iştir. Buna bir karar verecekler ve bir çözüm bulmak zorundadırlar. İnşallah bu çözüm çok gecikmez.” ifadelerini kullandı. (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler