Sivas provokasyonunun ardından 24 yıl geçti

Aziz Nesin'in İslam’a ve onun mukaddes değerlerine yönelik kaleme aldığı yazılar ve sarf ettiği hakaret dolu sözlerin ardından Sivas'taki Madımak Otelinde yaşanan olayların ardından 24 yıl geçti.

"Kur'an'ın devri bitmiştir." diyerek, Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabını Aydınlık gazetesinde yayımlamaya başlayacağını söyleyen Aziz Nesin'in, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteline gelmesi sonrası yaşanan provokatif olayların ardından 24 yıl geçti.

Bu provokatif ifadeler üzerine, Sivas halkı Madımak Oteli’nin önünde toplanarak, tahrik edici cümlelere tepki gösterip protesto gösterisi yaptı. Halk kitlesi arasına katılan kimi provokatörler, Madımak Oteli’ni ateşe vererek toplumda kamplaşma ve kutuplaşmaların oluşmasını hedeflediler.

Aziz Nesin'in, Selman Rüşdi'den de beslenerek dile getirdiği İslam karşıtı ifadeler, 35 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Dünden bugüne, özellikle sol ve Kemalist basının oluşturduğu algının aksine, dindar ve sağduyulu Sivas halkı, Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Pir Sultan Abdal’a ya da Alevilere tepki göstermek için Madımak Oteli’nin önünde toplanmış değildiler. Hele hele oteli ateşe vermek için bir araya gelen bir topluluk hiç değildiler. Kimsenin hedefinde Alevi, solcu, sanatçı ve yazarlar yoktu. Uzun yıllar boyu Alevi ve Sünnilerin birbiriyle olgun ilişkiler geliştirdiği Sivas'ta böyle bir olayın yaşanması da olayın arkasında karanlık unsurların olduğuna işaret ediyordu.

Türkiye’de İslam düşmanlığını bir ideoloji haline getirerek, bütün yazılarında İslam’a hakaret eden, imkânlarını Müslümanları rencide etmek ve onlara hakaret etmek için sarf eden Aziz Nesin'in, “Şeytan Ayetleri” isimli kitabı yayınlama kararını almasıyla her şey başlamıştı.

İran İslam İnkılabı rehberi Ayetullah İmam Humeyni’nin ölüm fetvası verdiği Salman Rüşdi’nin, “Şeytan Ayetleri” isimli kitabını yayınlama kararı alması, devletin olup bitenlere karşı göz yumması veya ufak tefek toplatma kararlarıyla geçiştirmesi, oluşturulan provokatif zemin ile Türkiye'deki İslami kesimlere yönelik bazı planların devreye sokulduğunu ve hedef alınacaklarını gösteriyordu.

Söz konusu itapta Hz Muhammed ve eşlerine hakaret ediliyordu. Asıl mesele, İslam ve Müslümanlara hakaret etmeyi kendisi için görev bilen, İslami değerlere saldırmayı fikir ve düşünce özgürlüğü olarak tanımlayan ateist Aziz Nesin’e, meşru tepki göstermekti.

Yalan, iftira, bir o kadar da iğrenç olan kitapta, sadece hakaretler vardı ve yayımlandığında tüm dünyada Müslüman milletler ayağa kalkmış, olaylar günlerce sürmüş, çok sayıda Müslüman hayatını kaybetmişti. İşte Aziz Nesin, Hz Muhammed ve pak eşlerine hakaret dolu bu kitabın bir kısmını Aydınlık Gazetesi’nde yayımlamaya başlamıştı.

Cuma Namazı'ndan çıkan bazı gruplar slogan atıp yürüyüşe geçerek Sivas Valiliği önünde toplandılar. Aziz Nesin ve beraberindekilerin Madımak Oteli'ne geldikleri haberini alan 10 binden fazla gösterici, otelin önünde toplanarak Aziz Nesin aleyhine slogan atmaya başladılar.

Göstericilerin dağılması için polis havaya ateş açtıysa da başarılı olamadı. Bu sırada bazı karanlık ve provokatif tutum içinde olan kişiler otelin önünde bulunan araçları yakıp otelin girişine benzin dökerek ateşe verdiler. Yangın kısa sürede üst katlara sıçradı. İtfaiye, kalabalık yüzünden otele güçlükle yaklaşabildi. İçeride bulunanlar ise linç edilme korkusuyla dışarı çıkamadılar.

İsrail ve Amerika’da eğitim gören Özel Harp Dairesi üyesi üsteğmenin itirafları

Provokatörlük yaptığını itiraf eden ve İngiltere, İsrail ve ABD’de eğitim gören bir Özel Harp Dairesi üyesi üsteğmen H.Ç,  Sivas olayları hakkında, sonraki süreçte şunları söylüyordu:

“Helikopterle geldik ve Sivas’a 11 kilometre kala bir mezraya indik. Askeri haritalarda koordinatları 58’e 47… 13 kişiydik herkes ikişerli gruplara ayrıldı… Üç yazar özel hedefti, başlarında da Aziz Nesin vardı… Duyum Jitem’den geldi… Bizim bölgede yaptığımız en büyük olay insanların Madımak Oteli önünde toplandığı zaman taşı atmamız ve geri çekilmemizdir…. Yanlış hatırlamıyorsam altılı gruba ayrıldığımız timde beşinci gruptaki bir arkadaş ilk başta bir mermi sıktı. Ve arkasından molotof kokteylleri… daha sonra Madımak Oteli'nin içerisine girmeye çalışan insanlar oldu. Askeriye o konuda yetersiz kaldı ve olay beklenenin dışına çıktı.” 

Her şey İslam düşmanı Aziz Nesin'in İslam'ı ve Müslümanları tahkir edici bir konuşma yapması üzerine başlamıştı. Sivas'a dışarıdan getirtilen bazı solcu grupların protesto yürüyüşü düzenleyenlerin üzerine taşlarla saldırmaları ve hakaret etmeleri sonucu da çatışmalar yaşandı. Bu saldırı dolayısıyla galeyana gelen kalabalık, Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak üzere Sivas'a davet edilen Aziz Nesin ve diğer kişilerin kaldıkları Madımak Oteli'nin etrafını kuşattı.

Bu kuşatma sırasında otelin önünde duran bir arabanın benzin deposunun ateş verilmesi sonucu yangın çıktı. Daha sonra otelin girişi de ataşe verildi. Olayda 35 kişi hayatını kaybetti.

Provokatif girişiminden sonra yangının büyümesi üzerine, göstericiler otelin çevresinden uzaklaştılar, İtfaiye bu esnada yangına müdahale edebildi. “Türk halkının yüzde 60'ı Aptaldır” diyen Aziz Nesin, itfaiye merdiveniyle polis tarafından otelden çıkarıldı ve koruma altına alınarak,  özel bir gayretle kurtarılıp derhal Sivas dışına çıkarıldı.

Porvovakasyonun daha da büyümemesi için şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Plan ve bir proje çerçevesinde hazırlanan olay sonrasında, 157 kişi gözaltına alındı. Oteli ateşe verenlerin kim oldukları tespit edilememesine rağmen gözaltına alınanlar adeta günah keçisi ilan edildi. Daha sonraki yıllarda yargı sürecinde onlarca kişi ağır cezalara çarptırıldı. Sivas gibi dini ve İslami hassasiyeti çok yüksek bir ilde provokatif tutum ve söylem içinde olanlar hiçbir zaman gündeme gelmemiş olayın tüm sorumlusu olarak dindar Sivas halkı seçilmişti.

Bu anlamda olaylara zamanında müdahale etmeyen jandarma ve polise yönelik ise hiçbir soruşturma açılmadı. Dönemin hükümeti DYP- SHP koalisyonuna yönelik bir suçlama hiçbir zaman gündeme gelmedi. Aziz Nesin ve onu kullanan karanlık güçler ise bir plan çerçevesinde unutturulmaya çalışıldı.  

Aziz Nesin’i tahrikçi bulan mahkeme heyeti Adalet Bakanlığı tarafından dağıtıldı

Adalet Bakanlığı Sivas olaylarında Aziz Nesin’in tahrikini gerekçe göstererek cezalarda indirim uygulayan ve 124 sanıktan 26’sına 15’er yıl hapis cezası, 60 sanık hakkında, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na muhalefet suçundan 3’er yıl hapis cezası, 37 sanığın beraati ve eski Sivas Belediyesi Meclis üyesi Cafer Erçakmak hakkındaki dava dosyasının ayrılmasını kararlaştıran Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Heyeti’ni dağıtarak, sanıklara verilen hukuksuz, “idam kararlarının arkasında dönemin Adalet Bakanı mı var” yorumlarını beraberinde getirdi.

Dönemin İçişleri Bakanı: Olayların nedeni Aziz Nesin'in tahrik edici konuşmaları

Olaydan sonra yetkililer, olaylarla ilgili incelemede bulunan kişiler bu üzücü olayların tek sebebinin ateist yazar Aziz Nesin'in Müslümanların inançlarına ve mukaddes değerlerine saldırması olduğuna özellikle vurguda bulunuyorlardı.

İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu Sivas'taki olaylara Aziz Nesin'in tahrik edici konuşmasının, halkı aşağılayıcı sözler sarf etmesinin ve Sivas Kültür Merkezi'nin önüne dikilen heykele duyulan tepkinin sebep olduğunu ve olaylara karışan kişilerin ve kamu görevlilerinin verecekleri ifadeler doğrultusunda Aziz Nesin hakkında da soruşturma açılabileceğine dikkat çekmiş ise de hiçbir zaman Aziz Nesin suçlu bulunmadı.

Olayların yatışması ve kalabalıkların dağılması için bütün gücüyle çalışan Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ise yaşananlardan sonra yaptığı açıklamada olayların kesinlikle bir mezhep çatışması olmadığının, Aziz Nesin'in sözlerine duyulan tepkiden kaynaklandığının altını çizerek, "Buradaki hadise doğrudan doğruya Aziz Nesin'in düşüncelerine bir tepkiydi. Kesinlikle halk arasında bir mezhep çatışmasına sebep olacak bir slogan atılmadı. Sloganlar genellikle Aziz Nesin'e olan tepkiydi…Bunun arkasından valiye tepki göstermişler." ifadelerini kullanmıştı.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'da Sivas'ta meydana gelen olayların bir Alevi-Sünni çatışması olmadığını halkın inancıyla alay edilmesi ve tahrikte bulunulması sonucu bu üzücü olayların meydana geldiğini söyleyerek, halkın inançları hususundaki hassasiyetlerinden yararlanmak isteyen karanlık güçlerin bulunduğuna dikkat çekmişti. (Osman İçli - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler