Siirt’te “Bitmeyen meselemiz Kudüs” paneli düzenlendi

Siirt Üniversitesi Mimarlık Konferans salonunda “Bitmeyen Meselemiz Kudüs” konulu programa katılan, Gençlik Spor Bakanlığı Müşaviri Selim Cerrah, Kudüs’ün bize bırakılmış bir miras olduğunu söyledi.

Türkiye Gençlik Vakfı (TUGVA) tarafından Siirt Üniversitesi Mimarlık Konferans salonunda düzenlenen ‘’Bitmeyen Meselemiz Kudüs” konulu programa katılan Gençlik Spor Bakanlığı Müşaviri ve TÜGVA istişare kurulu üyesi Selim Cerrah, Kudüs’ün sonraki nesillere bırakılmış bir miras olduğuna vurgu yaparak, “Aslında biz, Müslümanların Kudüs’te var olan adalete, merhamete, iyiliğe, güzelliğe kayıtsızlığımızı ve ihanetimizi konuşmuş  oluyoruz” dedi.

Kur’an-ı Kerim Tilavetiyle başlayan programda katılımcılara hitap eden TÜGVA Siirt Şube Başkanı İbrahim Tokgöz, “Ümmetin fertleri olarak bu konuda biraz zayıf kaldığımızı düşünüyorum, ama! İnanıyorum ki ümmetin kurtuluşu, bu topraklarda yetişecek fertlerdir.” dedi.

Müslümanların hatta insanlığın bir izzet ve beka sorunu vardır

Daha sonra bir konuşma yapan TÜGVA istişare kurulu üyesi Selim Cerrah, Nuri Pakdil’in sözlerini hatırlatarak, “Ayaklarımıza Kudüs gücünün gelebilmesi için, Kudüs’ün bizi gerçekten, güçlü kılabilmesi için önce bir defa Kudüs’ün bize emanet olduğunu, unutmamamız gerekir” dedi.

Cerrah, “ Tarih bize öğretti ve gösterdi ’ki biz, bize emaneten verilmiş olanları, kendi malımız zan ettiğimiz için hep hataya düştük ve kaybettik. Nasıl ki Kâbe emanet ise Kudüs’te bir emanettir ve yeryüzünde ziyaret edilmesi için sefere çıkılabilecek 3 mescitten bir tanesi de Kudüs’tür. Bu toprakların tarihi yazıldığında, bu zamanın tarihi yazıldığında insanlar bizi anlayacak ve yargılayacaklardır. Kararı biz vereceğiz; nasıl yargılanmak, nasıl anlaşılmak veyahut nasıl anlatılmak istiyoruz?” şeklinde konuştu.

Kudüs davasına gönül vermiş farklı dinlerin mensupları olan aktivistlere de değinen Cerrah, Suudi ailesini kastederek, “Diğer taraftan Haremeyn’in hizmetkârlığına, soyunmuş olan zalimlerin yeryüzündeki işbirlikçileri olan ve kendilerini bu ümmettenmiş gibi gösterenleri tarih mutlaka yazacaktır.” dedi.

Cerrah, “ Rage Kori  Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa için onuru ile yaşayan çocukların hakkını savunmak için tankların önüne  dizilmiştir.  Edor Sait bir Hristiyan olmasına rağmen eline taş alıp da o siyonist zalimlere taş atarken; ‘Niçin böyle yapıyorsun? Sen bir akademisyensin, böyle davranmak sana yakışır mı?’ diye soranlara,  ‘akademisyen olmam zulme karşı sessiz kalacağım anlamına gelmez’ derken hangi imanı taşıyordu yüreğinde?  Ne acıdır ki Haremeyn’in hizmetkârlığına güya soyunmuş olan zalimlerin yeryüzündeki işbirlikçileri, bu gün siyonizmin tanklarının içerisinde veya onun önünde yollara taş döşerken, mazlumun yanında değil de zalimin yanında yer alıyorsa tarih bunları yazacak. Kudüs bir iman meselesidir diyen Erbakan’dan nasıl bir fotoğraf kaldı geriye? 28 Şubat’ta zalimlerin kurduğu mahkemelerde alınlarından ter akıtırken, bir ümmetin yükünü, ıstırabını omuzlarına almışçasına terleyen o mübarek insanın ve onun izinde yürüyenlerin geride bırakacağı fotoğrafla, inancınızla ve haysiyetinizle bu topraklarda yaşamaya hakkınız yoktur diyenlerin fotoğrafını aynı kare içerisinde birleştiremeyiz. Onun için kardeşlerim! Müslümanların sorunu Kudüs sorunu değil, izzet sorunudur, beka sorundur ve hepsinden önemlisi belki de hepsinden daha değerlisi Müslümanların Kudüs ile olan irtibatında ve ilişkisinde dünden bu güne yaşanmış olan ihanet sorunudur.” şeklinde konuştu.

“Kudüs’ün batısı, doğusu mu var? “

Kudüs Müslümanların elinden çıkmasıyla Müslümanların ihtilaf ve tefrika içerisine girdiğini söyleyen Cerrah sözlerine şu şekilde devam etti.

Cerrah, “ Şimdi Doğu Kudüs ve Batı Kudüs’ü tartışıyoruz değil mi? Neden Allah’a yakın olmayı tartışmıyoruz, niye? Kudüs’ün batısı, doğusu mu var? Kudüs’ün tamamı bizimdir ve bizim olacak. Allah’ın izniyle buna emin olun, buna inanın Kudüs’ün tamamı bizim olacak. Kudüs’ü her fetih ettiğimizde yeryüzünde yaşayan bütün Müslümanlar izzet ve vakar içerisinde, birlik ve dayanışma içerisindeydi. Kudüs’ü her terk ettiğimizde de yeryüzünde yaşayan Müslümanlar, ihtilaf içerisinde ve tefrika içerisindeydi.  Hz Ömer’den sonra 1099 yılında Kudüs haçlıların eline geçti ve takriben 90 yıl Haçlıların elinde kaldı. Ne acıdır ki Kudüs haçlıların elinde kaldığı müddet içerisinde Kudüs’te yaşayan dindar Hristiyanlar dâhil herkes zulümden nasibini aldı. Sonra Allah bir yiğit gönderdi ve o büyük mücadeleyi tamama erdirdi, Kudüs’ü yeniden İslam yurdu haline dönüştürdü.” şeklinde konuştu

Program İl vaizi Nafi Baydurmanın okuduğu duanın ardından son buldu. (Murat Orhan - İLKHA) 

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler