Küresel ısınma ve kuraklık hakkında değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Mikdat Şimşek, su kaynaklarının giderek azalacağını ifade ederek, kuraklığın iyice irdelenmesi ve çözüm yollarının açıklanıp yasalarla pratiğe konulması gerektiğini belirtti.

Dicle Üniversitesi (DÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mikdat Şimşek, küresel ısınma ve kuraklık hakkında İLKHA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Yapılan araştırmalarda Türkiye'de su kaynaklarının 2050-2080-2100 yıllarında azalacağını dile getiren Doç. Dr. Şimşek, kuraklığın iyice irdelenmesi ve çözüm yollarının açıklanıp pratiğe yasalar çerçevesinde konulması gerektiğini belirtti.

Türkiye'de yağışın 12 ayda olmadığını hatırlatan Şimşek, yağışın olduğu dönemdeki suyun önemli bir kısmının boşa gittiğini ve bu suyun barajlar yoluyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kuraklığın yağışların düzensiz bir şekilde yağması, nem oranında dengesizliğin meydana gelmesi sonucu meydana geldiğini dile getiren Şimşek, "İklimde meydana gelen değişiklikler sadece bölgemizde değil, hem ülkemizde hem de dünyanın farklı yerlerinde kuraklığa yol açmış. Dolayısıyla iklim değişikliklerinin meydana gelmesi, ekolojik faktörlerin farklılaşmasından dolayı bölgemizde de kendini bu şekilde yansıtmış. Kuraklık olduğunda en çok insan aktörü etkileniyor. Neden insan faktörü etkileniyor? Çünkü insanlar besleniyor, hava alıyor, su içiyor, gıda alıyor. Buna karşılık hayvanlar ve bitkiler de besleniyor. Su olmadığında ana kaynak kesiliyor. Ana kaynak kesildiğinde insanların etkilenmemesi mümkün değil. İnsanlar etkileniyor, hayvanların ölümüne ve çölleşmenin meydana gelmesine yol açıyor." dedi.

"Su kaynaklarının ekonomik bir şekilde kullanılması lazım"

Kuraklığın iyi bilinmesi gerektiğine vurgu yapan Şimşek, "Onun için de tedbirleri almamız gerekiyor. Mümkün olduğu kadar ağaç dikmemiz, tarımsal alanların sulanması lazım. Aynı zamanda bir yörede bulunan su kaynaklarının ekonomik bir şekilde kullanılmalı, barajlara önem verilmeli ve su israfına engel olunmalı. Bunları bir araya getirdiğimizde kuraklığa bir derece çare bulmuş olabiliriz. Özellikle çevre sorunlarıyla ilgilenen TEMA Vakfı, Meteoroloji Müdürlüğü, bilim insanları, ilgili bakanlıklar gibi değişik kurum ve kuruluşlar TÜBİTAK vasıtasıyla bir araya gelerek, değişik projelerle değişik oturumlarla bunları gündeme getirerek, ortak akıl fikriyle bu sorunları çözmeleri, çözüm yollarını üretmeleri ve uygulamaya koymaları gerekir." ifadelerini kullandı.

"Suların tükenmemesi, ekonomik şekilde kullanılması için hem ülkesel bazda, hem de bireysel bazda çözüm odaklı formüller geliştirmemiz lazım"

Suriye ve Irak'la yapılan su anlaşmalarının kuraklık nedeniyle güncellenmesi gerektiğine dikkat çeken Şimşek, "Bizim başka ülkelerle su anlaşmalarımız var. Suriye ve Irak'la belli bir su anlaşmamız var. Yapmamız gereken şey, iklim değişikliğinden dolayı bu anlaşmaları güncelleştirmek. Bunu güncelleştirmediğimizde bu su kaynaklarının israfı edilmesine neden oluruz, zaman içerisinde bu sular tüketilmiş olur. Dolayısıyla da bu suların tükenmemesi, ekonomik şekilde kullanılması noktalarında hem ülkesel bazda hem de bireysel bazda yapmamız gereken çözüm odaklı formüller geliştirmemiz lazım." şeklinde konuştu.

"Çölleşmenin önüne geçmek için çözüm yollarını şimdiden üretmemiz lazım"

Yapılan araştırmalarda Türkiye'de su kaynaklarının 2050-2080-2100 yıllarında azalacağını ifade eden Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

Bunun anlamı suyun topraktan buharlaşarak gitmesi ve çölleşmeye yol açmasıdır. Biz de diyoruz ki: o çölleşmenin önüne geçmek için çözüm yollarını şimdiden üretmemiz lazım. Nelerdir bunlar; barajların yapılması, ağaçların dikilmesi, su kaynaklarının düzenli hale getirilmesi gibi benzeri birçok formül var. Mesela biz ağaçlara suyu rastgele veriyoruz, ondan vazgeçmeli, damla sulama yapmalıyız. Damla sulama yapıldığında, ağacın kök bölgesine daha verimli biçimde su vermiş oluyoruz, ağaç o sudan ihtiyacı olduğu kadar faydalanıyor, ağacın kökünde çürüme meydana gelmemiş oluyor ve kaliteli bir ürün almış oluyoruz ve su altı kaynaklarının kirlenmesine engel oluyoruz. Dolayısıyla bizim yapmamız gereken şey, bu şekildeki formüllerin tümünün bilim insanlarının bir araya gelerek düzenlemesi, 2050-2080-2100 yıllarındaki durumları göz önünde bulundurarak çözüm bulmamızdır ki ülkede kuraklık medyana gelmesin.

"Fazla yağışların önemli bir kısmı boşa gitmekte"

Türkiye'de yağışın 12 aya yayılmadığını dile getiren Şimşek, "Konya Havzası içerisinde buğday tanelerinin yeşermediği söyleniyor. Normal şekilde buğdayın kış mevsimi başlamadan çimlenmesi lazım. Çimlenmemiş, çünkü yeterli nemi almamış. Yeterli nem almadığı zaman da çürüme meydana geliyor. Çürüme olduğunda da o üründe azalma meydana geliyor. Mesela meyvelerin istediği su ihtiyacı var. Bir bademin, incirin, zeytinin istediği su ihtiyacı ayrıdır. Yağış tümüyle ülke bazında 12 aya yayılmıyor. Bazı dönemlerde fazla bazı dönemlerde çok az yağış olmakta. O fazla yağışların önemli bir kısmı boşa gitmekte. Boşa gittiği zaman da o bitki o sudan faydalanmamış oluyor. Bizim o akan suların önemli bir şekilde barajlar yaparak bir havzada toplamamız, ileriki dönemlerde ilkbahar, yaz mevsimlerinde değerlendirip bitkilerimize kazandırmamız lazım ki o kuraklığı önleyelim. Aksi halde Konya'da buğdayda çürümelerin meydana geldiği gibi başka tarımsal alanlardaki bitkilerimizin de ölümlerine yol açabiliyor." diye konuştu.

"Su kaynaklarını daha verimli bir şekilde kullanarak ülke insanının geleceğine olumlu yönde daha fazla katkı sağlamış oluruz"

Kuraklığın giderilebilmesi için meteorolojik, tarımsal, hidrolojik ve insan boyutuna dayalı kısımlarının irdelenip çözüm yollarının bulunması gerektiğini ifade eden Şimşek, "Yem bitkileri konusunda değişik yerlerde kurumaların meydana geldiğini duyuyoruz. Dolayısıyla yem bitkileriyle beslenen hayvanlar meraya çıktığı zaman ürün bulmamış olacak. Bitki bulmadığı zaman o hayvandan istediğimiz verimi alamayız. O hayvanın sağlıklı beslenmesi, orada bitkinin olmaması doğrudan doğruya ülke ekonomisine ve insanımızın sağlığına büyük bir engel teşkil ediyor. Dolayısıyla kuraklığın giderilebilmesi içim meteorolojik, tarımsal, hidrolojik ve insan boyutuna dayalı kısımlarının iyice irdelenmesi, açıklanması ve pratiğe yasalar çerçevesinde konulması gerekir. Biz eğer bunu başarabilirsek daha güçlü bir ülke olacağız. Ülkemiz topraklarında bulunan su kaynaklarını daha verimli bir şekilde kullanarak ülke insanının geleceğine olumlu yönde daha fazla katkı sağlamış olur." şeklinde konuştu.

"İçtiğimiz suyu israf etmememiz lazım"

Son olarak suyun israf edilmemesi çağrısında bulunan Şimşek, "Biz önce kendimizden başlayarak içtiğimiz suyun israfını yapmamamız lazım. Eğer biz; evimizde vanaları kapatmıyorsak, lavaboya gittiğimizde gerektiğinden fazla su kullanıyorsak, banyoda suyu israf ediyorsak, bir yerde bir musluğu açık gördüğümüzde kapatmıyorsak, akan sularda ihtiyacımız dışındaki suyun boşa akmasına seyirci kalıyorsak, topraklarımızın verimli çalışması için hala salma sulama dediğimiz ilkel yöntemleri uyguluyorsak, akan suların belli bir havzada toplanması için çaba sarf etmiyorsak sıkıntı var demektir. Bunları yasalar çerçevesinde bir araya getirip uygulamaya koyacak pratik çözümler üretmiyorsak sıkıntı var demektir. İnsanların bunların çözümü için bilinçlenmesi lazım. Bu bilinci kendimizde nasıl uygulayabiliyorsak ailemize, çevremize de aşılamamız lazım. Bunun tersini yaparsak o zaman sıkıntılar daha çok olur." ifadelerini kullandı. (M. Hüseyin Temel – İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler