15 Temmuz'da tanklara direnen mühendis işine başlamadan ihraç edildi!

​FETÖ'nün darbe girişimi esnasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde tanklara karşı direnen çevre mühendisi Sabahattin İlik, 2016'da çıkarılan KHK ile yurt dışında okuma hakkının elinden alındığını belirterek durumun düzeltilmesi talebinde bulundu.

ABD destekli FETÖ darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde, cuntacıların tanklarına karşı direnen çevre mühendisi Sabahattin İlik, Orman Genel Müdürlüğü adına yurt dışında göreceği yüksek lisans eğitimin ardından işe başlayacaktı ancak FETÖ'yle iltisaklı olduğu gerekçesiyle 2016'da çıkarılan KHK ile mesleğine başlamadan ihraç edildi. Yetkililere seslenen İlik, durumun düzeltilmesi talebinde bulundu.

15 Temmuz'da İstanbul'un Üsküdar ilçesinde tankların karşısına dikilerek darbe girişimine karşı duran Sabahattin İlik, o gece ve daha sonra yaşadığı mağduriyetleri İLKHA'ya anlattı.

Darbecilerin akamete uğraması için önce dualar ettiklerini ilerleyen saatlerde ise meydanlara çıktıklarını belirten İlik, insanların üzerine ateş açan tanklara silahsız bir şekilde karşılık vermeye çalıştıklarını söyledi.

FETÖ ile hiçbir ilgisinin olmadığını söyleyen İlik, "Lisede öğrencilik yıllarında Nur Cemaatine bağlı Meşveret kolunda kaldım. Ahmet Akgündüz'ün abisi olan Ali Akgündüz'ün dershanesinde kaldım. Üniversite yıllarımda da Erzurum'da çevre mühendisliği okudum. Erzurum'da da herkes tarafından bilinen Fahreddin Büyükyıldız hocanın yanında yaklaşık 6 sene kaldım. Bu şahısların FETÖ'cü olmadıkları Meşveret Cemaatine bağlı olduğu herkesçe malumdur. Ben yıllarımı buralarda geçirdim. Gençlik yıllarımda, üniversite yıllarımda hep buralarda kaldım." dedi.

"Cumhurbaşkanın çağrısıyla arkadaşlarla sokağa çıktık"

Darbe girişiminde ilk saatlerden itibaren darbecilere karşı arkadaşlarıyla sokağa çıktığını belirten İlik, "Ben 2015'te bir YLS bursiyerlerindenim. Orman Genel Müdürlüğü adına yurt dışında yüksek lisans yapacaktım. 2015 yılında 13 arkadaşımla Marmara Üniversitende İngilizce eğitimini görmekteydik. 15 Temmuz akşamı beraber kaldığımız arkadaşlar, 'FETÖ'cüler darbe yapıyor' dediler. Elimizden bir şey gelmiyordu. Biz de buna nasıl mani olabiliriz diye düşündük ve dua etmeye karar verdik. Elimize cevşenimizi aldık okumaya başladık. Yarım saat cevşen okudum, ondan sonra bir arkadaşımız, 'Sayın Cumhurbaşkanımız bütün halkı dışarıya, sokağa çıkmaya davet ediyor.' demesi üzerine 3 arkadaşla birlikte sokağa çıktık. İlk başta Ataşehir AK Parti ilçe teşkilat binasının önüne gittik. Orada büyük bir izdiham vardı. Herkes sloganlar atıyordu. Arkadaşlarla burada durmanın bir anlamı olmadığını söyleyip, nerede müdahaleler varsa oraya gidelim, dedik." ifadelerini kullandı.  

"Darbeciler gerçekten halkın üzerine ateş ediyordu"

Boğaziçi Köprüsünde darbecilerin halka ateş açtıklarını belirten İlik, şunları söyledi: "Metro ile Üsküdar'a gittik. Gece 03.00-03.30 civarı Üsküdar'a gittiğimizde halk tankları çoktan ele geçirmişti. Biz de tankların üstüne çıktık. Polisler artık burada güvenliği tehdit eden bir durumun oluşmadığı, artık tehditlerin ortadan kalktığını söyledi. Bize, FETÖ'cüler darbeci askerler Boğaziçi Köprüsünde teslim olmuyorlar, dediler. Biz de arkadaşlarımızla oraya gittik. Kendi imkânlarımızla yoldan geçen bir taksiyi durdurduk ve götürmesi için rica ettik. Bizi de Boğaziçi Köprüsüne kadar götürdüler."

Konuşmasının devamında İlik, "İlk gittiğimizde ne olduğunu anlamıyorduk. Askerler ateş ediyordular. Benim şahsen aklımın ucunda bile geçmiyordu bu şahısların askerlerin halkın üzerine ateş edeceklerini. Halkı öldürmeye çalışacaklarını hiç düşünmüyordum. Havaya ateş açtıklarını zan ediyordum. Polisler ön tarafa bir akrep aracı koymuştu biz de aracın arkasına geçtik. Herkes akrebin arkasından eğilerek bakıyordu. Ben de kendi kendime bu insanlar niye öyle eğiliyorlar diyordum. Sonra kan kokusu geldi. Yerde her taraf kan gölüydü. Sonra anladım ki bunlar gerçekten halkın üzerine ateş ediyorlar. Arkadaşlarıma, eğilin bunlar gerçekten ateş ediyorlar, dedim. Orada sabah 06.30'a kadar bekledik. Su yoktu. Sabah namazımızı teyemmüm abdesti alarak kıldık. Biz oradayken iki tane top attılar. Bir tane köprünün girişindeki polis karakoluna attılar. Diğerini de TOMA'ya attılar. Yaralıları ön taraftan arkaya ambulansa taşıyan bazı motosikletli arkadaşlar vardı. TOMA'ya atılan top bu motosikletliye isabet etti, onu paramparça etti. Darbeciler 06.30'da teslim oldular, biz de gittik." diye konuştu.  

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Yenikapı'da yapılan iki büyük mitinge de katıldığını anlatan İlik, tüm bunlara rağmen 1 Eylül 2016'da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) mesleğinden ihraç edildiğini ifade etti.

İlik, "KHK'da benim de ismim çıkmıştı. Haberim yoktu. Bir arkadaşım görmüştü. Arkadaşım inanmamış ama bilgilerim hepsi tutunca emin olmuş. Bir gazeteci arkadaşım daha önce de bu konuyu haberleştirmek için çok ısrar etti. Sesimi duyurmak istediler. Ben haber yapılmasını istemedim. FETÖ soruşturmasının itibarsızlaştırılmasını istemedim. Çünkü art niyetli olanlar bunu itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Ben devletimin adaletine güveniyorum, bunu en kısa zamanda çözerler."

Geçmişte de PKK tarafından mağdur ediklerini belirten İlik, "Güneydoğu'da ilk yakılan arabalardan bir tanesi benim babamın arabasıdır. Arabamız PKK tarafından yakıldı. Biz ailece, yıllarca önce Saadet Partisi'ne sonra AK Parti'ye destek verdik. Bunlardan dolayı da biz çok mağduriyetler yaşadık. Bugün de FETÖ'den dolayı mağduriyet yaşıyorum. Ben buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum; mağdur edilenlerden bir tanesi de benim. Bir buçuk sene oldu mağduriyetim giderilmedi. Onlardan istirham ediyorum, bu yanlışın bir an önce düzeltilmesini istiyorum." şeklinde konuştu.

Darbe gecesinde, cuntacılara karşı direndiğine dair fotoğraflarının olduğunu, bazı arkadaşlarının bu fotoğrafları ilgili kurumlara gönderdiğini ancak bir sonuç alınmadığını belirten İlik, bu durumun kurumlardaki FETÖ varlığının devamına işaret ettiğine dikkat çekti.

"Hakkım ismimin geçtiği KHK ile elimden alınmış"

Verilen karadan dolayı büyük mağduriyet yaşadığını söyleyen İlik, son olarak şunları söyledi: "Orman Genel Müdürlüğü adına yurt dışına gidecektim. Orada uluslararası çevre hukuku alanında eğitim görüp gelecektim. Şu an o hakkım ismimin geçtiği KHK ile elimden alınmış. Yıllarca Avrupa'ya gidip Avrupa'nın teknolojisini ve fen bilimlerini ülkeme getirip ülkemi kalkındırmak için okudum. Ama şu anda bu hayallerim elimden alınmış durumdadır." (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler