​Toplumda yayınlaşan boşanma ve aile içi şiddet konuları hakkında değerlendirmelerde bulunan hukukçular, aile yapısının korunması için kanunların yeterli olmadığını belirterek, kanunlarla beraber maneviyatında güçlendirilmesi gerektiğini söylediler.

Aile yapısının korunması için kanunların tek başına yeterli olmadığını belirten hukukçu ve yazarlar, aile yapısının korunması için kanunların yeterli olmadığını belirterek, kanunlarla beraber maneviyatında güçlendirilmesi gerektiğini ifade ettiler.  

2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'u İLKHA'ye değerlendiren avukatlar ve yazarlar, aile yapısının korunması için kanunların yeteli olmadığını bazen suiistimallere neden olduğunu vurguladılar.

Aile kanununu değerlendiren Avukat Abdurrahman Yıldırım şöyle konuştu: "2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine dair yasa günümüz şartlarında tepkisellikle hazırlanan bir yasa olduğu için iyi yönleriyle birlikte uygulamada bazı kötü yönleri de ortaya çıkmıştır. Özellikle uzaklaştırma kararı verilen eşlerin diğer aile bireyleriyle ilişki geliştirememeleri bu konuda ciddi sıkıntılar yaşatmaktadır. Sorunun yaşanmaması için aile bireylerinin daha iyi iletişim kurabilmeleri ve sorunları daha kolay bir iletişimle çözebilmeleri için bu konuda rehberlik hizmetleri alabilmeleri sorunun ortaya çıkmasını önlemek bakımından daha yararlı olacaktır."

Aile kanunun yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Yasa uygulamasında ortaya çıkan bir takım aşırılıklar, özellikle koruma kararının verilmesi için hiçbir delil aranmaması bu konuda aile hakimlerinin inisiyatif kullanmasını da engellediğinden birbirine benzer olmayan vakalara aynı tedbir kararının verilmesi aileler arasında var olan sorunların derinleşmesine hatta ailelerin birleşebilecekken parçalanmasına sebebiyet vermektedir. Uygulamada meydana gelen bu tür aşırılıkların ve sorunların giderilebilmesi adına yasanın uygulamanın da gözetilerek rehabilete edilerek yeniden ele alınması ve aksıyan yönlerinin düzeltilmesi kanaatindeyim." dedi.

"Yasalar ile beraber manevi değerler öğretilmeli"

Yasaların yanı sıra manevi değerlerinde evlenecek olan gençlere öğretilmesi gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, "Toplum hayatını oluşturan temel çekirdek olan ailelerin korunması ve geliştirilmesi sadece yasal düzeltilmeler ile sonuca ulaşılabilir değildir. Bu nedenle gerek manevi gerek pedagojik yönden ailelerin desteklenmesi gerekmektedir. Özellikle evlenecek kişilerin evlilik öncesinden rehberlik ve pedagojik danışmanlık hizmetlerine ihtiyaç duymaları halinde çeşitli kamu kuruluşlarının bu alanda hizmet vermeleri bu alandaki sorunları azaltabileceği gibi yasayla korunmaya da daha ihtiyaç duyulacaktır." şeklinde konuştu.  

Eğitim ailede başlar

Çocukların eğitimi için ailenin ilk olarak işe müdahil olması gerektiğinin altını çizen Avukat Ahmet Işık, aile yapısının korunması için önceliğin ahlak ve maneviyat olduğunu söyledi.

Işık, "Her şeyi devletten beklemek, her şeyi bir müeyyide sonucunda beklemek yanlış bir tutumdur. Burada gerek milletvekillerimize, kanun koyuculara, resmi kuramlarımıza, STK’larımıza, toplumumuza ve bireylerimize ayrı ayrı görevler düşmektedir. Bu bireylerin, ailelerin ve toplumun ahlak ve maneviyatı için çok önemli bir durumdur." ifadelerini kulandı.

"Çocuklarımıza çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Özellikle çocuklarımızın uyuşturucu madde kullanmamaları noktasında çok dikkati olmamız gerekmektedir. Bir kontrol mekanizması oluşturulması gerekiyor." diyen Işık daha sonra şöyle devam etti:

"Her aile bilinçli hareket ederse toplumun genelinde bir ferahlama olacaktır"

Özellikle okul önlerinde, cami ve sağlık ocaklarının bulunduğu alanlarda bu uyuşturucu madde satışı yapılan bu gibi yerlerde bizlere de birey olarak çok fazla iş düşmektedir. Şüphelendiğimiz bir durum olduğun hemen gerekli resmi kurumlara başvurmalıyız. Bu hem ailelerin yapısını hem de gençlerimizin ahlak ve maneviyatını etkiyen en büyük sorunlardan biridir. Her çocuk ve gencin kendi yaşına uygun davranış ve işlerde bulunmasında ailelere çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Aileler çocukların sahip çıkabilmeyi başarır ise bu çocuklarda büyüdükleri zaman aile olacaktır. Onlarda ailelerine sahip çıkacaktır. Her aile bu bilinç ile hareket ederse toplumun genelinde bir ferahlama olacaktır.

"Aileyi Koruma Kanunu tek başına aileyi korumak için yeterli değildir." diyen Işık, "Bundan dolayı manevi olarak ailelerin desteklenmesi ve bilinçlendirilmesi gerekir. Kanunlar tek başına yeterli olmadığı için hukuka arabuluculuk geldi. Bu bizim Adıyaman kültüründe eskiden olan bir gelenektir. Buna 'cıwat' denirdi. Geleneğimizde olan bu durum kanun haline getirildi. Bu demek ki medeni kanun boşanmaların olması veya olmaması için tek başına yeterli değil demektir. Boşanma için açılan davalar da hâkim karar verir iken de örf ve adetleri göz önünde bulundurur." ifadelerini kullandı.

"Aileler mutlaka manevi alanda desteklenmeli"

Ailelerin manevi alanda desteklenmesi gerektiğine vurgu yapan Yazar Bilal Karadağ ise şöyle konuştu:

"Ailelerin mutlaka manevi alanda desteklenmesi gerekmektedir. Bir ailede milli ve manevi duygular yerleşmez ise o ailenin geleceği Allah muhafaza düşünülemez. Ama görüyorum ki bu günümüze has bir durum değil. Cumhuriyet tarihinden bu yana var olan bir sorundur. Cumhuriyetten günümüze kadar eksik bırakılmış yönler vardır. Sadece kanunlar ile bu iş düzelmez diye düşünüyorum. Çünkü milli ve manevi duygular mutlak anlamda genç nesillerin beynine yerleştirilmelidir. Elhamdülillah Müslüman bir ülkedeyiz. İslamiyet aile ile ilgili durumları en güzel bir şekilde izah etmiştir. İslam’ı gençlere anlatmada maalesef çok çok geride kalmışız. Bu durumda Cumhuriyetin ilk yıllarından beri bazı aktörler tarafından bilinçli olarak yapılmış bir şeydir. Daha doğrusu küresel emperyalist aktörlerin dayatması ile yapılan bir durumdur. Halen de bu durum devam etmektedir. O yüzden toplumun, genç nesillerin, ailelerin beynine milli ve manevi duygular girmedikçe mühendiste olsa doktor da olsa 50 tane üniversite de bitirse bunun sonu iyi olmaz. Bu gibi durumlarda teröristte çıkar hırsız da çıkar. Önce ahlak, önce maneviyat diyorum." (Cemil Özdaş - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler