​Bizans döneminde Ortodoks Kilisesi tarafından kilise olarak inşa edilen ve 18. yüzyılda Babüssaade Ağası Maktul Beşir Ağa tarafından camiye çevrilen Kalenderhane Camii, tarihi dokusuyla göz dolduruyor.

İstanbul Fatih ilçesi Vefa semtinde bulunan ve bir tarafında Süleymaniye, bir tarafında Şehzadebaşı Camisine komşu olan Kalenderhane Camii, içerisinde bulunduğu tarihi yapılarla birlikte tarihi geçmişinin 4’üncü yüzyıla dayanmasıyla daha da bir önem kazanıyor.

Tarihi yarımada da bulunan Kalenderhane Camii, yapılan arkeolojik kazılarda yapının bulunduğu alanda bir sarayın hamamına ait kalıntılara ulaşılmıştır. Bozdoğan kemerlerinin işlevini yitirmesinden sonra 4’üncü yüzyılın sonu ile 5’inci yüzyılın başlarında hamam kullanılamaz hale gelmiş ve bu hamam kalıntılarının üzerine bir kilise inşa edilmiştir.

Kilise çevresindeki kalıntılardan yola çıkılarak bu yapının zamanında Maria Kyriotissa Akataleptos kilise olarak 8’inci yüzyıldan kaldığın belirlenmiştir. Kilisenin İstanbul’un fethine kadar aktif olarak kullanıldığı biliniyor.

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed Han, kiliseyi camiye dönüştürerek, Osmanlı ordusundaki Kalenderi dervişlerine tahsis etmiştir.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesinde kilisenin zaviye olarak vakfedilmesiyle birlikte, vakıfta hizmet eden derviş, hafız, şeyhlere de Fatih Sultan Mehmed Han tarafından değişik miktarlarda ücret ödenmesi emredilmişti.

Ayrıca, bu camiden ayrı olarak Fatih Sultan Mehmed Han’ın vakfiyesinden, İstanbul’daki yetimler için günlük 100 akçe, tüm İstanbul’a da 3 bin akçe, yetim ve öksüz çocuklara da 15’er akçe dağıtılıyordu.

Fetih sonrasında zaviye olarak kullanılan kilise tam olarak bir camiye çevrilmemişti. Sadece kazılardan anlaşıldığı kadarıyla, namaz kılmak için bir mihrap apsisin sağ ön tarafına bir niş (dekor duvar) yapılmıştı. Yaklaşık 300 yıl bu şekilde kullanıldıktan sonra 18. yüzyılın birinci yarısında Darüssaade Ağası Maktul Beşir Ağa tarafından camiye çevriliyor. Minare temeli kilisenin küçük bir odası doldurularak bunun üzerine inşa edilmiştir.

Cami, 17. ve 18. yüzyıllarda ciddi yangınlar geçirmiştir. Bu hasarları örtmek için 1854 yılında cami restorasyona alınmış, fakat yapılan tamir işlerinin çok kalitesiz olması nedeniyle yapıya kalitesiz bir mimari hakim olmuştur. Cami bu haliyle 1930 yılına kadar kullanılmıştır. Bu yılda meydana gelen bir fırtına ile caminin merdivenli minaresi yıkılmış ve 1965 yılına kadar kullanım dışı kalarak evsizlerin barınağı haline gelmişti. 1966 ve 1975 yılları arasındaki 9 yıllık dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi ve Harward Üniversitesi’nin birlikte çalışması ile yukarıdaki sayılı kusurlar tespit edilerek bunların düzeltilmiştir.

Cami Süleymaniye Külliyesine oldukça yakın olması nedeni zengin bir tarihi doku ile kaplıdır. Bu ortamı korumak adına çevrede restorasyonları eski evler bulunmaktadır. (Nizamettin Aşkın-İLKHA)  

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler