HÜDA PAR Kadın Kolları tarafından düzenlenen basın açıklamasında yuvaların yıkılmasına sebep olan ilgili yasaların derhal düzeltilmesi ve yerine çözüm üreten bir disiplin sisteminin kurulması talep edildi.

HÜDA PAR Kadın Kolları, Türk Medeni Kanunu’nun 124. Maddesinde yer alan evlilik hukuku nedeniyle nikâhlanan çiftler hakkında başlatılan kamu davaları sonucu binlerce gencin mağdur edildiğine dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması düzenledi.

HÜDA PAR İstanbul İl Binasında düzenlenen basın açıklamasına HÜDA PAR Kadın Kolları üye ve gönüllüleri, mağdur aileler ve Dünya Çocuk Hakları Derneği ile Aile Platformu da destek verdi.

HÜDA PAR Kadın Kolları adına basın açıklamasını okuyan İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Münevver Aktaş, kendilerini bu açıklamayı yapmaya iten sebebin binlerce mağdur ailenin, binlerce çocuk ve kadının gözyaşları, hasreti ve adil olmayan bir cezaya mahkûm edilmesi olduğunu söyledi.

Türk Medeni Kanunu’nun 124. Maddesi gereği 18 yaşın altında nikâhlanan çiftler hakkında başlatılan kamu davaları sonucu binlerce gencin 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıp, kadınların ise çocuklarıyla birlikte sefil bir hayata ve yalnızlığa mahkûm edildiği belirten Aktaş, "HÜDA PAR olarak bizler, gençlerimize ağır cezalar getirip yuvaların yıkılmasına sebep olan ilgili yasaların derhal düzeltilmesi ve yerine çözüm üreten, uzlaştırıcı bir disiplin sisteminin kurulmasını istiyoruz." çağrısında bulundu.

"Yaklaşık dört bin aile onarılmaz psikolojik ve yaşamsal tehlikelere sürülmektedir"

Günümüzde iletişim araçlarının çoğalması, gayri ahlaki dizi ve filmlerin yaygınlaşması, kültürümüz de dâhil olmak üzere birçok alanda manevî tahribatın zeminini hazırlamakta, bilhassa gençleri büyük bir titizlikle oluşturulmuş tehlikeli çıkmazlara ve telafisi zor olan tuzaklara sevk ettiğine vurgu yapan Aktaş, açıklamasına şu şekilde devam etti:

Konumuza binaen, çocuklarımız flört/aşk gibi tılsımlı isimlendirmelerle harman edilen arkadaşlıklara özendirilip artık normale dönmeyecek bir hayatın atmosferine sokulmaktadır. İnternet üzerinden online arkadaşlık siteleri vasıtasıyla bu gayrı ahlaki zemin oluşturulmakta günümüzde de sıkça rastladığımız parklarda, sokaklarda, ulaşım araçlarında aleni bir şekilde hayatımıza entegre edilmektedir. Çocuklarımızın buluğ çağına girmeleri, insana yaratılış gereği verilen bazı duygulara erişmeleriyle birlikte hayatlarında var olan yeni olgular maalesef istismar edilmektedir. Bu konuda elle tutulur hiçbir gayret içerisinde olmayan sözüm ona kadın ve çocuk hakları savunucuları, Allah’ın helal kıldığı bir usul ile evlilik yapan gençlerimizi adeta linçe tabi tutup yuvaların yıkılmasına sebep olmaktadır. Buna örnek olarak, birkaç gün önce erken evlilikten dolayı yıllardır cezaevinde olan kocasının kahrından vefat eden Emine Karakaya’ya ne devlet ne de sözde kadın hakları savunucuları sahip çıkmamış bilakis adeta musibet gibi istila olup, dertlendirip hayatını elinden almıştır. Merhume Emine Hanım gibi mağduriyet yaşayan yaklaşık dört bin aile de onarılmaz psikolojik ve yaşamsal tehlikelere sürülmektedir.

"İnsanların en tabi hakları olan özgürlükleriyle alakalı yapılan onca açıklama, protesto vb. gibi eylemlerin mağduriyetlerine nüfus etmediği yaklaşık dört bin aileyi görmemezlikten gelemeyiz." diyen Aktaş, "Zina ve fuhşiyatın alabildiğince çoğaldığı ve serbestçe işlendiği bir düzende usul olarak helal bir zeminde kurulan yuvaları tarumar edemeyiz. Yaşanan bu dramatik tablonun müsebbibi olan kanunlar bir an önce düzeltilip, yeterince mağduriyet ve mazlumiyet çekmiş ailelerin hasreti bitirilmelidir. Bu konuda düzenlenecek yasalar daha koruyucu, uzlaştırıcı ve günümüz dünyasına daha elverişli olmalıdır. Toplumumuz için asıl tehlikeli olan gayri ahlaki ve gayrı helal birliktelikler için yasal düzenlemeler yapılmalı, batı endeksli ahlakın ülkemizde yaygınlaşmasına müsaade edilmemelidir. Bu minvalde ülkemizde gösterimde olan dizi ve filmlerin filtrelenmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.

"Aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapılmalı"

Yetkililere seslenen Aktaş, açıklamasına şöyle son verdi:

Daha fazla Eminelerin ölümüne şahit olmayalım. Gençlerimiz hiçbir anlam taşımayan 'kamu davası' adı altında cezaevlerinde çürütülmesin. Kadınlar ve çocuklar eşlerinden, babalarından ayrı bırakılmasın. Ve artık sorunların temeline inilmesi, hakikatler ile yüzleşmesi, toplumun ahlaki değerlerini, aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmaların bir an önce başlatılmasını arzu etmekteyiz. Umarız yaptığımız bu basın açıklaması ilgili merciler tarafından dikkate alınır, talep ve önerilerimiz doğrultusunda adımlar atılır.

"Allah’ın, yasaklamadığı bir şeyi siz hangi niyetle yasaklıyorsunuz?"

Basın açıklaması sonrası İLKHA'ya konuşan Dünya Çocuk Hakları Derneği Başkanı Adem Çevik, Türkiye’de kanun eliyle aile kavramının yok edilmesi için sanki bir gayretin olduğunu söyledi.

Çevik, "Bin yıllardır dedelerimiz atalarımız, ninelerimiz 14, 15, 16 yaşlarında ailenin ve hâkimin rızasıyla evlenebiliyorken Türkiye’de yaklaşık 4 bin aile mağdur ve bunlar affedersiniz ama tecavüzcü koğuşunda. Babalar çocuklarını görmeden, çocuklar büyüyor. Basında 'çocuk istismarı' diyorlar. İşte bu çocuk istismarıdır. Siz aileye psikolojik istismar yapıyorsunuz, onlara şiddet uyguluyorsunuz. Böyle bir yasak olamaz. Allah’ın, hukukun, Avrupa İnsan Haklarının yasaklamadığı bir şeyi siz hangi niyetle yasaklıyorsunuz?" diyerek, platform olarak HÜDA PAR'a yaptıkları basın açıklaması nedeniyle teşekkür etti.

"İlk çocuğumu dünyaya getirdiğimde kamu davası açıldı"

Ramazan Bayramının birinci gününden beri eşi cezaevinde olan mağdurlardan Ayşe Sepet ise şunları dile getirdi:

"Evlendiğimde 15 yaşındaydım. İlk çocuğumu dünyaya getirdiğimde kamu davası açıldı. Şuanda 1o senelik evliyim ve 6 yıldır da resmi nikâhım var. 9 seneden beri açılan dava yeni sonuçlandı.  3 tane çocuğum var. 3’üncü çocuğumu eşim cezaevindeyken dünyaya getirdim. Şu an iki aylık ve onu da komşuma bırakarak buraya geldim. Hiçbir baskı altında ve zorlama olmadan kendi rızamla evlendim. Yaşım tutunca da nikâhımızı yaptık. 16 yaşındayken resmi nikah yapılıyor diye mahkemeye başvurdum ama hakim reddetti. 17 yaşındayken anne-baba rızasıyla nikâh yaptık. Şu anda resmi nikâhım var. Eşimin soyadını taşıyorum ve cezaevine de o şekilde gidip geliyorum. Eşim 8 sene 4 ay ceza aldı. Cezalar 9-10 sene sonra geliyor. Biz o zaman mağdur değildik, şimdi mağdur olduk. 3 çocuğumla beraber tek başıma yaşıyorum ve hiç bakanım yok. Ailem ve eşimin ailesinin desteğiyle geçiniyorum. Biz severek evlendik. 3 bin 809 aile 9 bin çocuk bu konuda mağdur." (Nizamettin Aşkın- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler