Doçent Doktor Ünal Uluca, aspirinin, ateşli çocuklara ateşi düşürmek amacıyla kesinlikle verilmemesi gerektiğini söyledi.

Aspirinin, ateşli çocuklara ateşi düşürmek amacıyla kesinlikle verilmemesi gerektiğini vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ünal Uluca, aspirinin, ciddi karaciğer yetersizliğine sebep olan bir hastalığa neden olabileceğini ifade etti.

Ateş, günümüzde ebeveynlerin çoğu kez yüzleşmek zorunda kaldıkları, genellikle endişeye sebep olan ve sıkça karşılaşılan bir problem halini aldı. Ancak ateş, olası bir kısım yararlarının yanı sıra aslında korkulması gereken bir durum değildir. Ateş ile ilgili yersiz endişeler ve yanlış bilgiler (vücuda sirke, kolonya veya alkol uygulama gibi) yanlış uygulamaların yapılmasına da yol açabilmektedir. Bu nedenle ateşli bir çocuğu nasıl değerlendireceğimizi bilmek, gereksiz endişeye ve yanlış uygulamalara girmemek açısından önemli!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ünal Uluca, 'ateşin sebepleri nelerdir, çocuğumuzun ateşini nasıl ölçmeliyiz, ateşi mutlaka düşürmek gerekli mi, ateşi düşürmek için kullandığımız geleneksel yöntemler doğru mu, ateş düşürmek için kullandığımız ilaçları nasıl değerlendirmeliyiz, ateşi olmasa dahi çocuğumuzun hasta olduğunu nasıl anlarız?' gibi sıkça sorulan sorular hakkında ebeveynlere bilgilendirmelerde bulundu.

Ateş nedir ve sebepleri nelerdir?

"Ateş, vücudumuzun çeşitli durumlara verdiği yanıttır ve sebep ise çoğunlukla bir enfeksiyondur." diyen Uluca, "Enfeksiyonlar virüs, bakteri, parazit ve mantar denilen bazı mikrop çeşitlerinin vücudun bir bölgesine yerleşerek veya kana karışarak oluşturdukları durumu anlatır. Çocuklarda en sık enfeksiyon yapan mikroorganizmalar virüslerdir. Virüslerin yaptığı hastalıklarda çoğunlukla doğrudan virüsü ortadan kaldıracak bir ilaç yoktur. Çoğu zaman bu enfeksiyonların tedavi edilmesi de gerekmez. Kendiliğinden düzelirler. Bakterilerin yaptığı enfeksiyonlar viral enfeksiyonlara göre daha nadirdir ancak seyirleri biraz daha ağırdır. Bu enfeksiyonlar ise çoğunlukla antibiyotik tedavisi gerektirir. Virüs ve bakteriler soğuk algınlığı, barsak enfeksiyonu, kulak enfeksiyonu, krup, bronşiyolit, zatürre ve idrar yolu enfeksiyonu gibi hastalıklara neden olur. Enfeksiyonun viral mi yoksa bakteriyel mi olduğunu anlamak bazen sadece hekimin muayenesi ile anlaşılabilir. Bazen ise bu ayırımı yapmak için şüphelenilen hastalığa yönelik test yapılması gerekir. Daha nadir olmak üzere enfeksiyon dışı bazı sebepler de (romatizmal hastalıklar, kanser, sıvı kaybı, güneş çarpması, sıcak ortam vb.) ateş nedeni olabilmektedir. Diş çıkarmanın ise ateş yaptığına dair bilimsel bir kanıt olmamasına rağmen 38,9 derecenin üzerindeki ateşin diş ile ilişkili olmadığı kabul edilir." ifadelerini kullandı.

Ateşin oluş mekanizması nasıldır?

Ateş yükselmesi ve düşmesinin beyinde hipotalamus olarak adlandırılan bir organ tarafından kontrol edildiğini belirten Uluca, "Enfeksiyon esnasında vücut enfeksiyon ile daha kolay mücadele edebilmek için hipotalamus denilen bu organın kontrolüyle damarların kasılması, terlemenin azaltılması ve titreme gibi bazı mekanizmalarla ateşi yükseltmeye çalışır. Ateş düşürücülerin verilmesi ile (bu ilaçlar da hipotalamusu etkileyerek etki gösterirler) veya enfeksiyon durumunun kontrol altına alındığı durumlarda ise yine hipotalamusun aracılık etmesiyle terleme ve damarların genişlemesi gibi mekanizmalarla ateş düşer. Ateşli dönemlerde damarların büzüşmesiyle hem ateş yükseltilir hem de vücut kanı hayati olan kalp, beyin ve böbrek gibi organlara gönderir. Bu nedenle özellikle ateşin belirgin, yüksek olduğu durumlarda kollar ve bacaklar soğuk iken gövde ve baş sıcak olabilir." şeklinde konuştu.

Ateş nasıl ve nerelerden ölçülür?

Vücut ısısının sabit bir değer olmadığını, normal vücut sıcaklığının belirli bir aralıkta değişim gösterebileceğini söyleyen Uluca, genel olarak ateşin, vücut sıcaklığının 38 derecenin üzerinde olması olarak kabul edildiğini kaydetti.

Uluca, "Ateş ağızdan, kulaktan, alından, koltuk altından ve makattan ölçülebilir. Vücudun gerçek sıcaklığını en iyi yansıtan ölçüm yöntemi makattan ölçümdür. Çocuğunuzun sıcaklığını ağızdan (ağızdan), aksiller (koltuk altı), kulaktan, alından veya makattan nasıl ölçtüğünüze bağlı olarak biraz farklı sayılar alabilirsiniz. Kulaktan, alından ve koltuk altından ölçüm kolay olmakla beraber bazen hatalı sonuçlar verebilmektedir. Bu durumlarda ağızdan veya makattan ölçülerek teyit edilmesi gerekmektedir. Koltuk altı ölçüm ile makattan ölçüm arasında yaşa göre değişkenlik göstermekle beraber 0,4-0,8 derece fark vardır. Makattan ölçülen ateş koltuk altından daha yüksektir. Koltuk altı ölçüm 37,2 derecenin üzerinde ise makattan veya ağızdan ölçülerek doğrulanmalıdır. Ağızdan ölçüm 5 yaşından büyük çocuklara uygulanmalıdır. El teması ile ateşin değerlendirilmesi doğru ve güvenilir bir uygulama değildir." dedi.

"Ateşin olumlu ve olumsuz yönleri vardır"

Ateşin olumlu ve olumsuz yönleri olduğuna dikkati çeken Uluca, sözlerine şöyle devam etti:

Vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olduğu gibi çocukta rahatsızlık oluşturan ve hayat kalitesini bozan bir durumdur. Bu yüzden ateşin düzeltilmesine çocuğun nasıl göründüğüne ve kendisini nasıl hissettiğine bakarak karar verilmesi gerekir. Herhangi bir ilave sağlık problemi olmayan ve iyi görünen, 3 ayını tamamlamış çocuklarda makattan ölçülen ve 38,9 derecenin altında olan ateşin düşürülmesi gerekli değildir.  Etrafla ilgisi azalmış, bitkin, halsiz görünen veya rahatsızlığını ifade edebilen çocukların ateşlerinin düşürülmesi gerekir.

"Çocuklarda sıvı kaybı olasılığını arttırır"

Ateşin tedavi yöntemlerine değinen Uluca, şunları söyledi:

Ateş, çocuklarda sıvı kaybı olasılığını arttırır. Aynı zamanda ateş yemek yemeye karşı da isteksizlik oluşturur ve bu çocuklar genellikle açlık hissetmezler. Ateşi olan çocukların sıvı alımı yönünden desteklenmesi önemlidir. Bu amaçla anne sütü, mama ve su sık sık verilerek sıvı alımı yönünden desteklenmelidir. Çocuk sıvı alımında birkaç saat boyunca ısrarla reddediyorsa bir hekim tarafından değerlendirilmesinde yarar vardır. Büyük çocuklara çorba verilebilir. Ateşli çocuğun iştahsız olduğu dönemde yemek yemesi için zorlanmamalıdır. Çoğu zaman çocuklar ateşli dönemde yorgun olurlar ve vücutlarının çeşitli bölgelerinde ağrı hissederler. Bu nedenle ateşli çocuğun istediği kadar dinlenmesine olanak verilmelidir. Ancak çocuk kendisini iyi hissetmeye başladı ise veya siz onun iyileşme eğiliminde olduğunu görüyorsanız uyumaya veya istirahate zorlamayın. Çocuğun ateşi 24 saat boyunca normal seyrettikten sonra normal günlük aktivitelerine ve okuluna devam edebilir.

"Aspirin, ateşli çocuklara ateşi düşürmek amacıyla kesinlikle verilmemelidir"

"Ateş düşürücüler ateşi düşürmek için etkili bir olanak sunarlar. Bu amaçla kullanılabilecek iki ilaç vardır. Bunlar parasetamol ve ibuprofen denilen ilaçları içeren preparatlardır." diyen Uluca, aspirinin, ateşli çocuklara ateşi düşürmek amacıyla kesinlikle verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Uluca, son olarak şunları kaydetti:

"Her iki ilacın soğuk algınlığı ilacı olarak piyasada bulunan ilaç kombinasyonlarının içinde de bulunduğu unutulmamalıdır. Bu durum göz önünde bulundurulmaz ise aynı ilacın aynı anda ikinci kez alınmış olma riski doğar. Aspirin reye sendromu olarak adlandırılan ve ciddi karaciğer yetersizliğine sebep olan bir hastalığa sebep olduğundan kesinlikle ateşli çocuklara ateşi düşürmek amacıyla verilmemelidir. Metamizol denilen ilaç ise kemik iliği yetersizliği, şiddetli tansiyon düşüklüğü, ciddi allerji gibi önemli yan etkilerinden dolayı çocukluk yaş grubu ateşinde tedavi amacıyla kesinlikle kullanılmamalıdır. (Muhammed Said Aksoy – İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler