​

Adıyaman’daki STK temsilcileri, aile üzerinden ifsat edilmeye çalışılan toplumun İslami değerlerden uzaklaştırılarak yok edilmek istendiğini belirterek sadece aile eğitimi veren aile okullarının açılması gerektiğini ifade ettiler.

Toplumun en küçük yapı taşı olmak ile beraber toplumun temelini oluşturan aile yuvası,  diziler ve televizyon programlarıyla ifsat ediliyor.

Adıyaman Gül-Der Başkanı Ferhat Özbadem ile AGD Adıyaman Şube Başkanı Bedreddin Beyazkaya İLKHA'ya yaptıkları açıklamada, ailenin yeniden ihya edilerek aslına dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

Ailenin sosyolojik olarak toplumun temel yapı taşı olduğunu belirten Gül-Der Başkanı Ferhat Özbadem, ailenin aynı zamanda ümmetin yapı taşı olduğunu söyledi.

Özbadem, "Aile kurumunun sağlamlığı aynı zamanda toplumun ve ümmetin sağlamlığını da gösteren bir unsur, bir kurumdur. Bu yönüyle aile kurumunun önemini özellikle içinde yaşadığımız toplumdaki problemlerden ve yakın zamanda oluşmuş olan sıkıntılar üzerinden ele aldığımızda günümüzde aile kurumu çatırdamaktadır." ifadelerini kullandı.

Ailelerin her geçen gün biraz daha dağılma ile karşı karşıya kaldığını dile getiren Özbadem, bunun birçok sebebinin olduğunu söyledi.

Bu sebeplerin başında eğitim anlayışı, emperyalist kültürün geldiğini ve günümüzde Müslüman coğrafyasında aile kurumunun çatırdamasına neden olduğunu belirten Özbadem, "Bu yönüyle biz Müslümanlar, aile kurumunun nasıl daha iyi bir kurum haline gelmesi noktasında mutlaka yeni çözümler, yeni alternatifler bulmak zorundayız. Aile kurumu, çocuklar için eğitimin başladığı ilk kurumdur. Yani okul öncesi eğitim dediğimiz şey aslında ailede başlar. İyi bir bireyin yetiştiği aile ortamı iyi bir aile, iyi bir aile de iyi bir toplumu oluşturur. Bu yönüyle Müslüman anne ve babalar çocuklarını eğitirken birinci öncelik olarak onların güzel Müslümanlar olarak yetişmesi, ahlaklı ve erdemli bireyler olarak yetişmesi noktasında çok hassas olup bu konuda mutlaka çaba göstermeleri gerekiyor." dedi.

"Çocukların hayatını televizyon ve internet kültürü doldurabilmektedir"

Aksi halde hayatın boşluk kabul etmediğini söyleyen Özbadem, şöyle konuştu: "Bu çocukların hayatını gerek televizyon kültürü gerekse de internet kültürü üzerinde olumsuz, İslam'a uygun olmayan bir kısım argümanlar doldurabilmektedir. Bu yönüyle baktığımızda Müslüman anne ve babalar, çocukları için özellikle ilk dönem çocukluk dönemi için bir numaralı rol modeldir. Eğer anne ve babalar İslam'ın emrettiği şekilde güzel bir hayat yaşarlarsa, birbirlerine sevgi ve saygı merkezli yaklaşırlarsa çocuklarına güzel bir örnek teşkil edebilirlerse o aile kurumundan güzel Müslüman bireyler yetişecektir. Aksi durumda kendisine, topluma, ümmete zararlı bireyler yetişecektir."

"Sadece aile eğitimi veren aile okulları açılabilir"

Toplumda aile kurumunun çatırdamasının en büyük sebeplerinden birinin de kapitalizm olduğunu vurgulayan Özbadem, "Diğer taraftan bugün ilkokuldan üniversiteye kadar olan eğitim sisteminde iyi bir aile kurumunun oluşması için gerekli olan hiçbir eğitim verilmemektedir. Resmi veya sivil fark etmez, aile okulları açılabilir. Sadece aile eğitimi veren aile okulları açılabilir ki bu aile kurumunda yetişmiş olan bireyler bu anlamda daha İslami daha erdemli daha ahlaklı bireyler yetiştirebilsinler."

"Aile; terk edilmeyecek son Okçular Tepesi'dir"

AGD Adıyaman Şube Başkanı Bedreddin Beyazkaya ise bir toplumun anatomisini çözmek için o toplumun aileme mefhumuna bakmak gerektiğini söyledi.

"Aile; terk edilmeyecek son Okçular Tepesi'dir." diyen Beyazkaya, ancak Türkiye'de her 5 evlilikten birinin boşanma ile neticelendiğini hatırlattı.

Beyazkaya, "TV dizileriyle maneviyattan uzaklaşan bir nesil oluşuyor. Birçok enformasyonla evlilik dışı ilişkilerin mübah, masum, olağan ve daha ötesi sevimli hale getirilmeye başlandı. Evlilik, sorumluluk iken ki Efendimiz (sallallahualeyhivesellem) 'Evlenen dininin yarısını tamamlamıştır.' buyuruyor. Böylece evliliğin önemini Peygamberimiz vurguluyordu. Günümüz dünyasında ise sadece kişisel hazza dayanmış, kişisel hazza indirgenmiş bir evlilik söz konusudur." şeklinde konuştu.

"Kadın erkek eşittir diyerek insanlar kendi fıtratlarını unutmaya başladılar"

Kadın ve erkeğin farklı fıtratta yaratıldığına dikkat çeken Beyazkaya, "Dışarıdan gelen saldırılarla, taarruzlarla  gözü fırıl fırıl dışarıya bakan gençler oluşmaya başladı. Yasak ilişkilerinden doğan masumlar, boşanmalar sonucu yetimleşen masumlar oluşmaya başladı. Evlilik sadece karı koca arasındaki ilişki değil aynı zamanda çocukları da içinde barındıran bir toplum meselesidir. Ancak insanlarımız maalesef bunu unutmaya başladılar. İnsanlarımız eşitlik kavramı ile kendi insani fıtratından uzaklaştırılmaya başlandı. Erkek kadın eşittir diyerek insanlar kendi fıtratlarını unutmaya başladılar." ifadelerini kullandı.

"Toplum içinde güven kalmadı"

Yaratılışlarına aykırı hareket eden ve aile olmayı unutan toplum içerisinde güvenin kalmadığına vurgu yapan Beyazkaya, "Aile içinde, mahalle içinde güvensiz, birbirine şüphe ile bakan, kuşkuyla bakan bir toplum oluşmaya başladı. Yaygınlaşan yasalarla serbest hale getirilen ve bununla birlikte eşcinselliğin de ortaya konulması ile maalesef tuhaf bir aile bünyesi, tuhaf bir aile yapısı oluşmaya başladı ki bunun önüne muhakkak geçilmesi lazımdır." şeklinde konuştu.

Yetkili kişilerin ailenin korunması noktasında üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğinin altını çizen Beyazkaya, son olarak, "Bunu sivil toplum kuruluşları olarak biz dile getiriyoruz ama bunu devlet erkinin yasa yetkisini elinde bulunan erkin de çok ciddi manada yaptırımlar uygulaması gerektiğini düşünüyoruz. Aile içinde olması gereken şeyler maalesef dışarıda aranmaya başlandığı için insanlarımız toplumdan kopmaya ve kendini unutmaya başladılar. Ailenin ne olduğunu yeniden araştırmak gerektiğini düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. (Cemil Özdaş -İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler