Şuurlu Öğretmenler Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Yunus Yegin, eğitimin her aşamasında ahlak ve maneviyatın ön plana çıkarılması gerektiğini belirtti.

2018-2019 eğitim-öğretim yılının ilk döneminin sona ermesi dolayısıyla Şanlıurfa'nın eğitim sorunlarına dikkat çeken Şuurlu Öğretmenler Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Yunus Yegin, eğitimin her aşamasında ahlak ve maneviyat ön plana çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Şanlıurfa'nın eğitim yönünden gerilerde kaldığına dikkat çeken Yegin, bu konuda büyük eksikler olduğunu kaydetti.

Şanlıurfa'nın eğitim alanında alt sıralarda olduğunu söyleyen Yegin, "İlimizin Türkiye genelindeki sıralamalarda, özellikle merkezi sınav sonuçlarına bakıldığı zaman, alt sıralarda olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu bizim için birçok etkene bağlı olabilir. Ama ortada bir gerçek var, son sıralardayız. 81 il içerisinde baktığımız zaman 70'inci sıraların altındayız. Ama bu hiçbir zaman bu bölgedeki insanların, öğretmenlere ya da öğrencilerin başarısız olduğu sonucunu ortaya çıkarmaz. Münferit de olsa burada çok çok başarılı, çok pozitif sonuçların ortaya çıktığına hepimiz şahidiz." dedi.

"Okul servislerine otoriter bir şekilde eğitimlerin verilmesini istiyoruz"

Okul servis şoförlerinin, ciddi bir eğitim gereksinimine ihtiyacı olduğunu belirten Yegin, "Özellikle merkezdeki belli başlı okullarda, büyük yığılmalardan kaynaklı olarak servisler aktif olarak çalışmaktadır. Biz çocuklarımızı okullarda eğitiyorsak ailelere yetişkin eğitimi bağlamında çok büyük eğitimler emekler veriyorsak okul servislerine, servis şoförlerine de bu anlamda daha ciddi ve otoriter bir şekilde bu eğitimlerin verilmesini istiyoruz. Çünkü bunun çok büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

"Tatiller, öğrencilerin kendilerini yenileyecekleri dönemlerdir"

"Tatiller, öğrencilerin kendilerini yenileyecekleri dönemlerdir" diyen Yegin, şunları söyledi:

Eninde sonunda çocuğun ve öğretmenlerin dinlenebileceği ve kendisini adeta resetleyebileceği bir döneme ihtiyacı var. Bu dönem, bunun için önemli bir dönemdir diye düşünüyoruz. Bu anlamda bunun bu format içerisinde değerlendirilmesini öneriyoruz. Bazı ailelerimiz, çocukların okulda edinmiş oldukları kazanımları unutma endişesi içerisinde. 'Hocam, işte yoğun bir program uygularsak eğer, okulda edilen kazanımları unutması gecikir mi?' gibi beklentileri var.  Bu kanaati paylaşmıyoruz.  Çünkü edinilen kazanımlar uygulamalarla pekişiyor ve çocukta kalıcı hale gelebiliyor. O yüzden 15 günlük süre içerisinde akademik alanın dışına taşarak çocuklarımız, ailelerimiz ve öğretmenlerimiz biraz daha psikososyal alanlara ağırlık vererek kendini dinlenmeye verebilir. Bu 15 günün tamamı değil de belli kısım, belli dönemlerde, belli süreler içerisinde akademik derslere de dönüşler yapılabilir. Bu minimal düzeyde olursa iyi olur diye düşünüyorum.

"Milli eğitimin kitapları ile sınavdaki soruların içeriği birbiriyle uyuşmuyor"

Ücretsiz dağıtılan okul kitaplarının büyük bir hizmet olduğunu yalnız merkezi sınavlarda çıkan soruların bu kitaplardan çıkmadığını dile getiren Yegin, sözlerini şöyle sürdürdü:

Milli Eğitim bakanlığımız öğrencilerin kitaplarını ücretsiz bir şekilde dağıtıyor. Bu büyük ve güzel bir hizmettir. Çocuklarımız Eylül ayının sonlarında okula geldikleri zaman masa üzerinde kitaplarını buluyorlar. Özellikle eğitimcilerimizin çok yoğun eleştirdiği konu şudur: Milli Eğitimin yayınlamış olduğu kitaplarla merkezi sınavlarda çıkan soruların içeriği birbiri ile uyuşmuyor. Milli Eğitim Bakanlığının okula kaynak kitap giremeyeceğine dair çok genelgesi var. Öğrenciler ve aileler kendi istekleri ile karar vererek belli kaynaklara yöneliyorlar. Bu öğretmenlerimizin elini güçlendiren bir şey mi yoksa zayıflatan bir şey mi? Öğretmenlerimizin değerlendirmeleri genellikle pozitif yöndedir.

"Eğitimin en temel ayakları ahlak ve maneviyat eğitimi olmalıdır"

Eğitimde en önemli unsurun ahlak ve maneviyat olduğuna dikkat çeken Yegin, "Milli Eğitim Bakanlığımızın bu anlamda yapmış olduğu çalışmalar herkes tarafından değerlendirilip gözlenmektedir. Fakat biz, çok büyük eksikliklerin olduğunu baştan beri söylüyoruz. Biz, eğitimin en temel ayaklarından birisinin ahlak ve maneviyat eğitimi olması gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz.  Yani biz, ahlaklı bireyler yetiştirdiğimiz zaman annesine, babasına, büyüklerine, öğretmenlerine, toplumun diğer bireylerine, devletine ve milletine saygılı bireyler otomatik olarak yetişiyoruz. Ahlak ve maneviyat yoksunu kişileri yetiştirirsek daha sonra çok büyük maddi külfetler üstlenerek, çok büyük yatırımlar yaparak devletimizi ve milletimizi korumak için büyük çabalara gireriz. Bizim eğitimin her aşamasında ahlak ve maneviyat eğitimini ön plana çıkarmamız lazımdır. Buna biz 'Besmelesiz eğitim olmamalı' diye dillendiriyoruz. Eğitimin mutlaka ‘besmele’ ile başlaması lazım diye düşünüyoruz." şeklinde konuştu.

"Hazreti Peygamberin eğitim sisteminin köşesinden bile geçemiyoruz"

Hazreti Peygamber'in eğitim sisteminden çok uzaklarda bulunduğumuzun altını çizen Yegin, şöyle konuştu:

Hazreti Peygamber'in uygulamış olduğu eğitim yöntemlerinin kenarından köşesinden bile geçemediğimiz yöntemleri, Hazreti Peygamber uygulamıştır. Mesela bugün hâlâ okullarda, ailede, sokakta, toplumun diğer katmanlarında şiddetin olup olmaması ile ilgili farklı değerlendirmeler yapıyoruz. Bir kısım insanlar, çok büyük bir ekseriyetle şiddetin eğitimde olmaması gerektiğini savunuyor ama hâlâ bir kısım insanlar, akademisyenler maalesef şiddetsiz eğitim olmayacağına dair kanaat getiriyor. Söylemlerden de öte uygulamalarda maalesef daha şiddeti toplumumuzda söküp atabilmiş değiliz. Oysaki Hazreti Peygamber, bundan bin 500 yıl önce kendi uygulamalarında bunun çok açık örneklerini vermiştir. Küçüklere olan muamelesi, büyüklerle ve kendi çevresindeki insanlarla kurmuş olduğu iletişim biçimi,  tamamen şiddetin çok çok uzağındadır ve tamamen kabul etmeye ve davranışları ile karşıdaki kişiyi ikna edip, değerlendirmeye yönelik uygulamalar yapmıştır. Hazreti Peygamber, bir öğretmen, eğitimci, devlet reisi, baba ve her şeyden önemlisi Peygamberimiz olarak, Kur'an-ı Kerim'i açıklayan bir müfessirimiz olarak, bu uygulamaları bizzat kendisi uygulamıştır.

Yeni eğitim döneminin tüm öğretmen ve öğrencilere hayırlı olması temennisinde bulunan Yegin, son olarak şunları kaydetti:

"Eğitimciler, öğretmenler ve tüm Milli Eğitim camiası olarak;  18 milyon öğrencisiyle birlikte, bir milyona yaklaşan öğretmeni, eğitimcisi ile birlikte bu model uygulamaların tüm eğitim camiasına örnek model teşkil edeceğini umuyorum. Yeni açılacak olan ikinci dönemin, eğitim öğretim yılının, tüm öğrencilerimize, tüm öğretmenlerimize, eğitimle ilgili olan herkese ve ailelere büyük başarılar getirmesini temenni ediyorum." (Abdurahman Uğurlu-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler