Zeytinburnu Kardeşlik Platformu tarafından düzenlenen toplantıda, Doğu Türkistanlı Müslümanlara yönelik yapılan zulüm ve hak ihlallerine dikkat çekilerek, 2017 yılından bu yana 3 milyon Müslümanın Çin zindanlarında tutulduğu belirtildi.

Aralarında Peygamber Sevdalıları Vakfı, İHH, Erdem-Der, Elif Lam Mim derneği, Eğitim Birsen Müceddit Vakfı, Doğu Türkistan Maarif derneği gibi birçok sivil toplum kuruluşunun bulunduğu Zeytinburnu Kardeştik Platformu, Doğu Türkistan meselesini konuşmak ve ülkede bulunan Doğu Türkistanlı Müslümanlara destek amacıyla bir toplantı düzenledi.

İHH Zeytinburnu Temsilciliği'nde düzenlenen toplantıda, Doğu Türkistan'da yaşanan zulüm ve hak ihlallerine dikkat çekildi.

Toplantıda ilk olarak söz alan İHH Zeytinburnu kurumsal ilişkiler koordinatörü Hüseyin Eroğlu, basının Doğu Türkistan'daki zulmü görmezden geldiğine işaret etti.

Eroğlu, "Bu sorunlar gündemimizde olması gereken sorunlar. Biz de elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce imanımızın en zayıf noktasına düşmemek adına elimizle yapamasak da dilimizle bir şeyler yapmak için bu tür organizasyonlar yapıyoruz. Maalesef sokaktaki insanın bizim birinci gündem olarak gördüğümüz konular hakkında bilgisi olmadığı için bir duyarlılığı da yok. Medya da bir yandaşlık hali içerisinde. Uygur Özerk Bölgesine giden bir gazeteci, 'Burada hiç sorun yok! Her şey güllük gülistanlık.' diye haber yapabiliyor." dedi.

"Çin, Müslümanları kendisi için tehdit olarak görüyor"

Toplantıda konuşan Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkan Yardımcısı Abdulehed Er de Doğu Türkistan'ın aslında bağımsız bir devlet olduğunu fakat 1949 yılında Çin'in işgaliyle birlikte bölgedeki Müslümanları yok etmeye çalıştıklarını söyledi.

2017 yılından bu yana 3 milyon Müslümanın Çin hapishanelerinde tutulduğunun altını çizen Er, "Dolayısıyla kültür bozuklukları ortaya çıktı. Dini inançlarımız yasaklandı. Şu anda namaz kılmak bile yasak. Çin, oradaki Müslümanları kendisi için bir tehdit olarak görüyor. Bu sebeple 2017 yılından bu yana 3 milyondan fazla insan hapse atılmış. İçlerinde akademisyenler, âlimler, sanatkârlar var. Dininden ve dilinden uzaklaştırmak için işkence yapıyorlar. Komünist ideolojilerini ezberletiyorlar. Bu işkenceler sonucunda şehit olan 7 büyük âlimimiz de var. Bu bizim öğrenebildiklerimiz. İletişim sağlanamadığı için orada neler olup bittiği hakkında bilgi alamıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Müminler bir araya gelmek zorundalar"

Allah-u Teâlâ’nın Müslümanlara imandan sonra kardeşliği emrettiğini belirten Kardeşlik Platformu Başkanı Şahmerdan Tunç ise şunları kaydetti:

"Biz, 'Düşmanımız var' diye bir araya gelmemeliyiz. Bunun Allah-u Teâlâ'nın emri olduğu için bir ibadet olduğu bilinciyle bir araya gelmeliyiz. Müminler bir araya gelmek zorundalar. Eğer bir araya gelmezsek burnumuz sürtülür. Bu anlamda insanlara gerçek kardeşliği pratikte sergileyemedik. Doğu Türkistan meselesinde olduğu gibi Kudüs, Yemen ya da İslam coğrafyasının birçok bölgesinde bu tarz sıkıntılar var. Biz bu sıkıntıların kaderimiz olduğunu düşünmüyoruz. Allah'ın bu noktada bizi imtihan ettiğini ve tekrardan hak ettiğimiz noktalara birlikte geleceğimize inanıyoruz. Neticede biz hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmadık. Onu da ortaya koyarak hareket ettik. Hiçbir siyasi endişemiz de yok. Endişemiz tamamen Rabbimize bir mazeret sunabilmektir. Bu konuda bir şahitlik ortaya koymak adına çalışma yapmalıyız." ifadelerini kullandı. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler