İstanbul'da halk Doğu Türkistan için yürüdü

Zeytinburnu kardeşlik Platformu, Doğu Türkistan'da yaşanan zulümleri tel'in etmek için yürüyüş ve basın açıklaması programı düzenledi.

Birçok İslami STK'nın bir araya gelmesiyle oluşturulan Zeytinburnu Kardeşlik Platformu, 15 Temmuz Meydanı'nda toplanan kalabalık kitleyle birlikte 58'inci Bulvar Caddesi boyunca yürüyerek depo durağında basın açıklaması düzenledi. Ellerinde Doğu Türkistan bayraklarıyla tekbirler eşliğinde yürüyen kalabalık, Komünist Çin aleyhine sık sık slogan attı.

Basın açıklaması öncesinde konuşan Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan, Çin'in rüyasının kâbusa döneceğini belirtti.

Yapılan baskı ve tecritlerle seslerinin kesilmek istendiğini ifade eden Oğuzhan, "Bugün yüreği güzel kardeşlerimiz, Doğu Türkistan için toplanmış bulunmaktadır. Bu güzel örneğin İstanbul'un ve Türkiye'nin her yerinde olmasını istiyoruz. Doğu Türkistan 70 yıldır işgal altında. Asimilasyon, tecrit, din ve vicdanları baskılar altında yok edilmeye mecbur bırakılmıştır. Bu kadar zulme rağmen halkımız direndi. Dinimizi yok etmek istedi. Kur'anlarımızı yaktı, camilerimizi yıktı ama insanlarımız Kur'an-ı yüreklerinde muhafaza ettiler. Dinini ve milli kimliğini muhafaza ederek yok olmadı. Çin 2050 yılında süper Çin olma rüyasını dünyaya tanıtıyor. Bu rüyaya ulaşmak için kısa yoldan Doğu Türkistan'ı yok etmeye çalışıyor. Bu sebeple 5 milyon insanı kamplarda topladı. Evlerimize Çinlileri yerleştirdi. Buna da razı olmayarak daha da hızlı bitirmeye çalışıyor. Ancak bacılarımızın, kardeşlerimizin ah ve feryatları dünyaya ulaştı. Sesimizi kesmek istedi ama bu ses Türkiye'de, Malezya'da, Endonezya'da yayılıyor. İnşallah Çin'in rüyası kabusa dönecektir." dedi.

"3 milyon Doğu Türkistanlı Müslüman sistematik işkenceye maruz kalıyor"

Basın açıklamasını Zeytinburnu Kardeşlik Platform adına Eğitim Bir-Sen İstanbul 1 No'lu Şube Başkan Vekili Ahmet Coşkun okudu.

Doğu Türkistan'da yaşanan zulmü lanetlemek ve "Müminler ancak Kardeştir" ilahi buyruğunun gereğini yerine getirmek amacıyla bir araya geldiklerini söyleyen Coşkun, 1949'da başlayan Çin zulmü ve işgalinin Doğu Türkistan'da her geçen gün artarak devam ettiğine vurgu yaptı.

Coşkun, "Doğu Türkistan halkına yaşatılan zulüm, gün geçtikçe büyümekte ve yaşamını yitirenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Zalim Çin, uyguladığı işgal politikaları ile nesilleri bozdu, canlara -mallara kastetti. Bunlar da yetinmeyip Hitler'in Nazi kamplarını andıran toplama kamplarında milyonlarca Doğu Türkistanlı kadın çocuk ve erkeği hapsetti. Şu anda 3 milyon Doğu Türkistanlı Müslüman eğitim kampları adı altında, toplama kamplarında sistematik işkenceye maruz kalmaktadır. Çin'in uyguladığı asimilasyon uygulamaları, doğum yasağı ve göç politikaları sonucu bölgede nüfus dengesi sürekli değişmektedir. Müslüman halk, dünyanın gözü önünde sürekli olarak, sindirme, baskı, asimilasyon ve etnik temizliğe maruz kalmaktadır. Kur'an kurslarını baskı altına alan, binlerce Uygur halkını cezaevlerinde tutan ve şehit eden Çin Yönetiminin yaptığı insanlık dışı saldırıları Zeytinburnu kardeşlik platformu olarak nefretle telin ediyoruz." ifadelerini kullandı.

"İman; ne sınır ne ırk ne de coğrafya tanır"

"Boynumuza reva görülen boyunduruğu parçalayarak ümmet olmak, bir olmak, birlik olmak, kardeş olmak zorundayız." diyen Coşkun, "Kardeş olmak vücudun bir organları gibi, acı neredeyse orada yanmaktır. Kardeş olmak; Yemende açlıktan ölmek, Arakanda yanmaktır. Suriye'de bir çocuğun gözyaşı, Filistin'de babanın feryadı, Keşmir'de şehidin acısı olmaktır. Kardeş olmak Mısırda hapis, Doğu Türkistan'da çile, Afganistan'da acı çekmektir. Kısacası Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak, bölünüp parçalanmamaktır. Şüphesiz ki iman; ne sınır ne ırk ne de coğrafya tanır. Çünkü biz İslam kardeşliğini her şeyden üstün bilen Müslümanlarız. İman ve inancımızın gereği olarak da Türk, Kürt, Arap, Acem tüm Müslümanlar olarak üzerimize düşen sorumluluğu elimizin ve yüreğimizin yettiği kadarıyla yüklendiğimizi siz saygıdeğer kardeşlerimizle paylaşmak istedik. Zeytinburnu kardeşlik Platformu üyesi sivil toplum kuruluşları olarak; zulüm kimden gelirse gelsin zalimin karşısında, mazlum kim olursa olsun mazlumun yanında olacağımızı tekrar deklare etmek istiyoruz." şeklinde konuştu.

"Zalimi güçlü yapan diğer insanların sessizliğidir"

Coşkun, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize yapılan işkence ve zulümleri yakından takip ediyor, her zaman kardeşlerimizin yanında olacağımızı buradan haykırıyoruz. Mazlum, Müslüman olduğunda üç maymunu oynayan sahtekâr batı, her zaman olduğu gibi zulme sessiz kalmaktadır. Çin, dünyanın gözü önünde bir soykırım yapmakta ve buna hiç kimseden ses çıkmamaktadır. Bizler ne zaman ki kendi sorunlarımızı başkalarına havale ettik işte o zamandan beri bitap düştük. Şurası bilinmelidir ki zalimi güçlü yapan diğer insanların sessizliğidir. Bizler, Zeytinburnu Kardeşlik Platformu olarak her daim Hak karşısında vav, haksızlık karşısında elif olma yolunda zulme hiçbir zaman sessiz kalmayacağız."

"Bu zulüm ancak ümmetin ihya ve inşasıyla son bulabilir"   

Zihinlerdeki ulusal sınırların silinmesi gerektiğinin altını çizen Coşkun, "Artık hepimiz şahidiz ve şahit olduklarımızdan hesaba çekileceğiz. Bizler Türkiye'nin diğer bölgelerinden daha fazla bu sorumluluğun altındayız. Çünkü Çin zulmü dolayısıyla hicret etmek durumunda kalan Doğu Türkistanlı muhacir kardeşlerimizin en yoğun olduğu Zeytinburnu'nda yaşayan bizler, mekânsal olarak her ne kadar uzak olsak da gönül coğrafyamızın en kalbi noktasındaki kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağımızı buradan tüm kamu oyununa haykırıyoruz. 3 milyon Müslüman, Çinin eğitim merkezi adı altında toplama kamplarında tutuluyor. 'Eşleştir Aile Ol Projesi' ile Müslümanların evlerine, Çinliler misafir adı altında yerleştirilerek Müslümanların tamamen asimile edilmesi hedefliyor. Camilerin tamamının üzerine, Çin Komünist Partisi'ne bağlılık bildiren propaganda afişleri asılmış durumdadır. Müslümanların kültürlerini yaşamaları engellenerek, ibadet etmeleri yasaklanıyor. Bugün İslam dünyasına, insanlık onurunu ve vicdanını yitirmemiş tüm insanlara büyük görevler düşmektedir. Yaşanan bu insanlık dışı duruma karşı daha ileri adımların atılması gerekmektedir. Bu zulüm, ancak Ümmetin ihya ve inşasıyla son bulabilir. Zihinlerimizdeki ulusal sınırları silip hemen şimdi ümmet olacağız. Şurası bilinmelidir ki zalim ancak güçten anlar." dedi. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler