​

Özel öğretim ve temel liselerin kapatılması konusunu değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Coşkun, oluşturulacak sistemde öğrencilerin at yarışı gibi olamaması gerektiğini belirtti.

Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Başkanı İbrahim Coşkun, "Öyle bir sistem oluşturalım ki; öğrencileri yarış atı gibi maratona, sıralamaya sokmaktan ziyade;  istenilen okul ve eğitimin verilmesi şartlarını oluşturalım." dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel öğretim kurumları ve temel liselerin kapatılması konusunu değerlendiren Coşkun, özel öğretim kurumları kapatılırken, işin oldubittiye getirilmemesi gerektiğini, bunun artılarının ve eksiklerinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özel öğretim kurumları ve temel liselerin kapatılmasının eğitim sorunlarını tam olarak çözemeyeceğinin altını çizen Coşkun, sorunun sistemsel sorun olduğunu belirtti.

Özel öğretim kurumlarının kapatılmasının mağduriyetler oluşturmaması gerektiğini belirten Coşkun, "Milli Eğitim Bakanlığında, özel öğretim kursları ve temel liselerin kapatılması ile ilgili konu görüşüldü. 2019 yılı sonuna kadar bu kurumlar kapatılacak. Tabii bu tür bir çalışma yapılırken, bunların artılarının eksilerinin iyi hesaplanması gerekir. Hem öğrencilerin hem o özel öğretim okullarındaki öğretmenlerin hem de buraya yatırım yapan insanların ve velilerin mağdur olmaması gerekir, bunun hesabının iyi yapılması lazım." dedi.

"Burada sistemsel bir sorunumuz var"

Özel öğretim okullarımız ve temel liselerimiz, sınava yönelik bir hazırlık içerisinde olduğuna vurgu yapan Coşkun, "Burada ilk önce sorgulanması gereken, öyle bir sistem oluşturalım ki, öğrenciler yarış atı gibi maratona, sıralamaya sokmaktan ziyade;  istenilen okul ve istenilen eğitimin verilmesinin şartının oluşturulması gerekir. Çünkü burada sistemsel bir sorunumuz var. Geçen yıl üniversite sınavına 2 milyon öğrenci girdi. Dolayısıyla siz ister istemez bunu sıralamak zorundasınız. Sıralamak içinde ne yapmak gerekir? Tabii ki, bir sınava tabi tutmak gerekiyor. Gönül ister ki, çocuklarımız çocukluğunu, gençlerimiz gençliğini yaşasın, sabahın 07.00’sinde kalkıp, akşamın 10.00 ile 11.00’ne kadar okuldan sonra özel öğretim kursu dediğimiz yerlerde emek harcayarak kendini yetiştirerek istediği ideal okula girebilmenin gayretini gösteriyor. Hiçbirimiz çocuğumuzun bu şekilde heder edilmesini istemeyiz ama var olan arz-talep meselesini de görmemezlikten gelemeyiz. Sayısal çoğunluk fazla olunca, ister istemez, bu tür konulara yönlenecektir." diye konuştu.

"Sistem de bir değişim yapılması gerekir"

Mutlaka eğitim sistemi üzerinde köklü değişikler yapılmasının zorunluluğuna vurgu yapan Coşkun, "Temel liselerin belki bir şekilde oraya yatırım yapan insanlar bu kurumları özel okullara dönüştürebilme imkânı olacaktır. Âmâ bu özel öğretim kursları kalktığı için; buradaki öğretmenler ya da bu tür işlerle uğraşanlar ne olacak? Bu da ayrı bir soru? İster istemez bu sınav maratonu yine olacak. Bu sefer merdiven altı ya da özel büro, özel ders şeklinde yapılar gelişecektir. Dolayısıyla bu da bence bir çözüm değildir, sistem de bir değişim yapılması gerekir. Haftalık ders sayısında bir azaltılmaya gidiliyor. Gerek müfredat kitaplarında bir değişime gidiliyor. Tabii bu sonuçta bir çözüm, bir çare değil; mutlaka sistem üzerinden bu değişimin olması gerekir." ifadelerini kullandı.

"Meslek liselerine gereken önemin verilmesi gerekiyor"

12 yıllık kesintisiz eğitime dikkat çeken Coşkun , "Lisenin 12 yıl olmasından dolayı herkesin bu okulu bitirmesi lazım, sonuçta ara eleman dediğimiz sıkıntı oluşuyor. O yüzden meslek liselerine gereken önemin, kıymetin, değerin mutlaka verilmesi gerekiyor. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ne yapıyor? Hafta sonları halk eğitim üzerinden kurslar veriyor ya da okullarda hafta içi, hafta sonu destekleme ve yetiştirme kursları adı altında, ortaokul öğrencilerimize ders vermeye, sınavlara yetiştirmeye çalışıyor." dedi.

"Eğitim ve öğretimin olmazsa olmazı öğretmenlerdir"

Eğitimde öğretmenlerin önemine dikkat çeken Coşkun, "Öğretmenlerin hem kalitesini hem ekonomik durumunu hem de itibarını artıracak yolları da iyi görmek gerekir. Daha önce de söylemiştim, yine söylüyorum. Eğitim ve öğretimin olmazsa olmazı öğretmenlerdir. Siz öğretmene gereken kıymeti mutlaka vermek zorundasınız. Öğretmenin var olan sosyal ve mali sorunlarını, itibarını arttırmanın yolunu gözlemleyerek ancak bu tür sıkıntıları bu tür çıkmazları bu yolla, imkânlarını oluşturabilme fırsatlarını yakalamamız gerekir." dedi.

"Öyle söyledik ve olacak diye bir kural oluşturmamak gerekir"

Türkiye’de yüzbinlerce atanmayı bekleyen öğretmen olduğuna dikkat çeken Coşkun, "Eğitim fakültelerini bitirmiş öğretmen adaylarımız, ataması yapılmayan öğretmenlerimiz var. Sayıları 500 binlere ulaşmış durumdadır. İşte geçen bakan bir açıklama yaptı. 20 bin öğretmen alacaklarını söyledi. Hâlbuki bu kapatılan okullarda özel öğretim kursları ve temel liselerdeki toplam öğretmen sayısı 40 binlere ulaşmıştır. Dolayısıyla biz bu tür işleri yaparken her türlü eksikliği, fazlalığı görüp, ona göre bir mağduriyet oluşturmadan bu tür altyapıları iyi hazırlamamız gerekir. ‘Öyle söyledik ve olacak’ diye bir kural oluşturmamak gerekir. Dolayısıyla peyderpey bunların alt yapısının oluşturulması gerekir. Tabii ki çocuklarımızın bu eziyeti çekmemesi, gece gündüz sınavlara yönelmemesi, kendi çocukluklarını ve gençliklerini yaşamaları gerekir. Hepimizin temennisi budur. Bir birey, bir baba olarak tabii ki çocuğumuzun en güzel okulları en güzel yerlere gitmesini hepimiz isteriz. Dolayısıyla bu altyapıyı Bakanlığın en iyi şekilde doldurması gerekir diye düşünüyorum." diye konuştu. (Abdurahman Uğurlu-İLKHA) 

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler