Şanlıurfa'da düzenlenen "Siyer Mektebi" programında konuşan Eğitimci-Yazar Emin Güneş, İslam davasının en iyilerini feda etmeye her zaman hazır olduğunu belirtti.

Şanlıurfa'da dördüncüsü düzenlenen "Siyer Mektebi" programında konuşan Eğitimci-Yazar Emin Güneş, "Bu davanın bir özelliği vardır. Bu dava en iyilerini feda etmeye hazırdır." dedi.

Peygamber Sevdalıları Vakfı Şanlıurfa Koordinatörlüğü tarafından 15 günde bir düzenlenen ve konuşmacı olarak Eğitimci-Yazar Emin Güneş'in katıldığı "Siyer Mektebi" programları devam ediyor.

Şair Nabi Konferans Salonunda düzenlenen programın dördüncüsüne HÜDA PAR Şanlıurfa İl Başkanı Basri Demir, Peygamber Sevdalıları Vakfı yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.

Güneş, bu haftaki programda, ilk vahyin ne zaman geldiği ve neyden bahsettiği, oku emrinin anlamı, ilk Müslümanlar, Hazreti Ali'nin Müslüman olması, Hazreti Zeyd ve oğlu Hazreti Üsame, Hazreti Ebubekir, gizli davet, Darül Erkam, İslam'a ilk giren şahsiyetlerin özellikleri, daveti açığa vurma, tebliğe önce yakın akrabalardan başlanması, müşriklerin Ebu Talib'i tehdit etmesi konularına değindi.

İslam'dan önce kölelerin hiçbir haklarının olmadığına vurgu yapan Güneş, "İnsanlar aşiretine, kabilesine, boyuna, zenginliğine ve servetine göre hep böyle tabakalar haline getirilmişlerdir. En alt tabakada köleler vardır. Köleler azad edilse,  özgürleşse bile o normal kategoriye çıkamıyorlardı. İşte İslam, insanlar arasındaki adaleti ve eşitliği temin etme babında Hazreti Zeyd'i çok yüksek bir makama getirmiştir." şeklinde konuştu.

"Köleler İslam sayesinde şahsiyet sahibi oldular"

İslam'ın köle olan Hazreti Zeyd, Hazreti Bilal ve Hazreti Üsame'ye verdiği değere değinen Güneş, "Köleler İslam sayesinde şahsiyet sahibi oldular. Saygı duyulacak, saygın insanlar arasına girdiler. Köle olan Hazreti Bilal Kâbe'nin damına çıkıp ezan okudu. Dolayısıyla İslam'ın böyle bir özelliği var. Zeyd’ten sonra oğlu Üsame'nin 17 - 18 yaşlarında birçok sahabenin içerisinde bir ordunun komutanlığına bizzat Allah Resulü tarafından atanması ne demektir? Hatta bazıları Hazreti Ebubekir'e, Resulullah vefat ettikten sonra diyorlar ki, 'Sen ne yapıyorsun? Üsame, bu işi yapamaz,  ordu komutanlığına daha olgun daha tecrübeli, yaşı yeten birini getirelim.' Hz Ebubekir diyor ki, 'Ben Resulullah'ın koymuş olduğu taşı kaldıramam.' diyor. Öncekilerin İslam'a bakış açısı buydu. Böyle akıl yürüteyim, yorum yapayım, şu böyle midir, bu şöyle midir?  Resulullah öyle yapmıştır, bitti! Doğrusu budur, tartışılmaz. Hz Ebubekir böyle yapmıştır." ifadelerini kullandı.

"Bu dava en iyilerini feda etmeye hazırdır"

Hazreti Ali'nin fedakârlığını misal veren Güneş, İslam davasının en iyilerini feda etmeye hazır olduğunu vurguladı.

Güneş, şunları kaydetti: "Hz Ali hakkında en çok bilinen şeylerden biri de şu hadisi şeriftir. Resulullah, ‘ben ilmin şehriysem, Ali de onun kapısıdır’ demiştir. Niye; çünkü Resulullah ’la en çok yan yana olan Hazreti Ali'dir. Ebu Talib'in evinde aynı evde büyümüşler, ikisine de Hz Ali'nin annesi Fatma Bin Esed annelik etmiştir. Hazreti Ali en zor zamanlarında, Resulullah'ın yalnız bırakıldığı zamanlarda dahi onu yalnız bırakmamıştır. Bütün savaşlara en ön saflarda katılmıştır. Bedir Savaşı'nda, yeni damat olmuş. Bu davanın bir özelliği vardır. Bu dava en iyilerini feda etmeye hazırdır. Resulullah, 'Bu benim amcamın oğludur, damat adayımdır, benim Fatma'mla evlenecek.' diye onu mübarezeden geri çekmemiştir." (Abdurahman Uğurlu-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler