Adıyaman'da Maarif Müfettişiyken konuşmasına "Bismillahirrahmanirahim" diyerek başladığı için sürgün edilen Ebubekir Aytekin, 28 Şubat post-modern darbesinin, inananları yok etme ve İslam'ı bitirme girişimi olduğuna vurgu yaptı.

Adıyaman'da Maarif Müfettişiyken konuşmasına "Allah'ın adıyla" başladığı için önce müfettişlik unvanından öğretmenliğe getirilen ve ardından da sürgün edilip emekli olmak zorunda bırakılan Ebubekir Aytekin, 28 Şubat post-modern darbesinin, inananları yok etme ve İslam'ı bitirme girişimi olduğunu kaydetti.

O dönemin gazete manşetlerine bakıldığında 28 Şubat'ın ne kadar büyük bir darbe olduğunun anlaşılacağını belirten Aytekin, "İrtica PKK'den daha tehlikelidir." gibi atılan manşetleri hatırlatarak, ö dönem inanan insanların teröristlerden daha tehlikeli olarak görüldüğünü dile getirdi.

Müslümanların yok edilmek istendiği, İslam'a ait tüm değerlerin ayaklar altına alınmak istendiği darbenin, diğer darbelerle kıyaslandığında, Müslümanların inanç ve değerlerine karşı yapılan bir darbe olarak göreceklerini ifade etti.

Aytekin, birçok insanın mağdur edildiği, kız öğrencilerin başörtülerinin zorla çıkartılmaya çalışıldığı o kara dönemi İLKHA'ya anlattı.

"İkna odalarında psikolojik baskı ile öğrencilerin başörtüleri çıkarıldı"

Aytekin, "28 Şubat post-modern darbenin olduğu sırada ben Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğünde Maarif Müfettişi olarak görev yapıyordum. Benim bir kızım daha o zaman tıp fakültesinde öğrenciydi. O dönemde bilhassa bayan öğrenciler ve bayan memurlar üzerinde giyimle ilgili büyük sıkıntılar yaşandı. Özellikle üniversitede okuyan öğrencilerin büyük bir kısmı okulu terk etmek zorunda kaldı. İkna odalarında psikolojik baskı ile öğrencilerin başörtüleri çıkarıldı. Bir kısmının örtüleri polis zoruyla ve diğer birtakım görevlilerin zoruyla çıkarılıyordu. Öğrenciler ya başlarını açmak ya da okulu terk etmek zorunda bırakılmışlardır." dedi.

"Konuşmama besmele ile başladığım gerekçesiyle hakkımda soruşturma açıldı"

Konuşmacı olarak katıldığı bir toplantıda besmeleyle başladığı için sürgün edildiğini dile getiren Aytekin, "O dönemde birtakım tepkiler gösterildi. Adıyaman'da da el ele tutuşma gibi bir tepki ve bir takım konferanslar verildi. Adıyaman'da yapılan bir toplantıda öğrenci velisi olarak, öğrenci velileri adına ben de bir konuşma yapmıştım. Konuşmama besmele ile başladığım gerekçesiyle hakkımda soruşturma açıldı. Soruşturma sonucunda 'Kendisinden öğretmen olarak ifade edilmesi daha uygundur.' şerhi ile müfettişlik görevinden alındım ve Zonguldak Kilimli kasabasına ilkokul öğretmeni olarak atandım. Orada emekli olmak zorunda kaldım." ifadelerini kullandı.

"Hak arayışımız mahkemelerin soğuk duvarlarına çarparak geri döndü"

Yaşadığı hukuksuzluk karşısında hak arayışının da mahkemelerin soğuk duvarlarına çarparak geri döndüğünü aktaran Aytekin, "Mahkemelere başvurdum idare mahkemeleri aleyhimde karar çıkardılar. Danıştay tarafından yaptığım itirazlar da kabul görmedi. O dönem çok sıkıntılı bir dönemdi ve özellikle öğrencilerin üniversiteye girmeleri üzerinde bir takım engeller konuluyordu. İlk ve ortaokulları birleştirilip 8 yıl mecburi okuma sistemi getirilerek, imam hatip okullarının ve Kur'an kurslarının önü kesildi. Ayrıca üniversiteye girmede başarı puanının yanında okul puanı getirildi. Ve meslek liselerinin üniversitelere girmeleri adeta imkânsız hale getirildi." şeklinde konuştu.

"İmam hatip mezunlarına büyük haksızlıklar yapıldı"

Kesintisiz eğitimin getirilmesindeki amacın din eğitimi veren okulların kapatılarak imam hatip okullarının önüne geçilmek olduğunu dile getiren Aytekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

Amaç, imam hatip mezunlarının üniversiteye girmelerinin önüne geçmekti fakat bundan diğer meslek liseleri de olumsuz yönde etkilendi. Şöyle ki aynı sorular öğrencilere soruluyor, aynı cevaplara farklı puanlar veriliyordu. Ayrıca okul puanı diye bir sistem vardı ki daha çok elit kesimin çocuklarının gittiği okulların puanlarının yüksek olmasını sağlıyordu. Ve o okullardan mezun olan öğrencilere fazla puan veriyorlardı. Dolayısıyla büyük bir haksızlık vardı. Ayrıca devlet memurları ve öğretmenler üzerinde büyük baskılar vardı. Birçok öğretmen istifa etmek zorunda kaldı. Ben de o dönemde müfettiş olarak çalıştığımdan bu sıkıntıları birebir yaşadım ve gördüm.

"28 Şubat döneminde inananlar PKK'den daha tehlikeli görülüyordu"

28 Şubat döneminde Müslümanların PKK'den daha tehlikeli olduğu algısının oluşturulduğunu kaydeden Aytekin, son olarak şunları kaydetti:

"28 Şubat'ta çekilen sıkıntıların birkaç dakikada atılmakla bitirilemeyecektir. O dönemin yetkililerinden bir tanesi, '28 Şubat bin yıl sürecek.' demişti. Ama bin yıl sürmedi. Bir yıl, 2 yıl sonra silindi gitti, onlarda unutuldular. Bu dünya böyle herkesin dediği gibi olmuyor. O dönemin gazete manşetlerine bakıldığında 28 Şubat'ın ne kadar büyük bir darbe olduğu anlaşılır. 1960 darbesi dâhil bütün darbeleri yaşamış bir insanım. 1960'ta ilkokul çağlarında, 70-72 ve 73 darbelerine de şahit oldum. 80 ihtilalinde Adıyaman Lisesinde öğretmendim. Ama en etkilisi 28 Şubat darbesiydi. Yetkili bir şahsın ağzından bir gazetenin manşeti şöyle atılmıştı: 'İrtica PKK'den daha tehlikelidir.' Yani inanan insanların teröristlerden daha tehlikeli olduğu söyleniyordu. Bu kadarı bile o dönemin sıkıntısını anlatmaya yeter sanıyorum." (Cemil Özdaş - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler