PAK’tan Hükümet ve Yargıtay’a sert tepki

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Yargıtay tarafından kendilerine gönderilen ihtarnameye tepki göstererek parti adı, programı ve tüzüğünün anayasaya uygun olduğunu belirtti.

Kürdistan özgürlük Partisi (Partiya Azadiya Kürdistan-PAK), düzenlediği bir basın açıklamasıyla, Yargıtay tarafından partilerine gönderilen ve parti isimleri ile beraber program ve tüzüğünün de Anayasaya aykırı olduğu belirtilen ihtarnameye sert tepki gösterdi.

Açıklamada, Çözüm Sürecinin görüşüldüğü böyle bir dönemde Kürdistani söylemlere yapılan bu dışlayıcı tavrın hukuka aykırı olduğu belirtildi.

Sümerparkta yapılan basın açıklamasına PAK Genel Başkanı Mustafa özçelik ve birçok partilinin yansıra bazı Kürt siyasetçiler katıldı.

Topluluk adına basın açıklamasını PAK Genel Başkanı Mustafa özçelik yaptı.

"İnkâr ve asimilasyon devam ediyor"

Kendilerine gönderilen ihtarnamede partilerinin Anayasaya aykırı olduğuna dair bazı maddelerin yer aldığını belirten özçelik, Partilerinin, 90 yıldır Türkiye devletinin izlemiş olduğu ‘Tek Devlet, Tek Millet, Tek Vatan ve Tek Bayrak' siyasetinde izlenen inkâr, asimilasyon imha siyasetinin bir sonucu olarak hedef alındığını söyledi.

özçelik, "Alınan bu karar sadece Kürt milletine değil, her şeyden önce düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne, insan haklarına aykırıdır. Bugün Yargıtay'ın belirtmiş olduğu ve yine bu 90 yıllık siyasetin tekrarı olan yaklaşımın, Kürt milletine, Kürdistan ve Türkiye halklarına neler kaybettiğini yaşayarak gördük. Başsavcı, PAK'ın düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik ihtarlarda bulunma yerine, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi ve uluslararası hukuku esas alarak, en temel haklardan biri olan düşünce ve örgütlenme özgürlüğünden yana yer alan bir hukukçu olabilirdi." ifadelerini kullandı.

"Çözüm sürecinde böyle bir karar ne anlama geliyor"

Bu ihtarname ile Kürt dilinin, Kürtlerin ulusal varlığının ve Kürdistan'ın ülkesel varlığının yok sayıldığını belirten özçelik, bu tavrın anayasaya aykırı olduğunu söyledi.

özçelik, "Anayasanın 90'ıncı maddesi ve Türkiye'nin imzalamış olduğu diğer uluslararası sözleşmeler açık bir şekilde PAK'ın şiddet içermeyen programının kanunlara uygun olduğunu söylemektedir. Türkiye devletinin, çözüm sürecinden söz ettiği bir dönemde PAK'a yapılan bu uyarı ne anlam ifade ediyor? Bu durum kime ne kazandıracaktır? Yoksa bu ihtar çözüm sürecinin aslında sorunu ötelemekten, üniter devletin ömrünü uzatmaktan öte bir amacı içermediğin de somut bir göstergesi midir? Hükümet bu konuda gerçekten de Başsavcı ile aynı görüşte midir? Sayın Başbakan iki gün önce yaptığı açıklamada ‘parti kapatmalara karşı olduklarını' beyan etmişlerdir. Peki, PAK'a gönderilen bu ‘ihtar' parti kapatmaya giden yolun ilk adımları değil midir? Hükümet bu konuda acil olarak ne tür adımlar atacaktır?" dedi.

"Kürdistani söylemlere karşı çıkılarak çözümden söz edilemez"

Bu ihtara karşı bir an evvel ‘dur' denilmesi gerektiğini, aksi takdirde Hükümetin de bu konuda zan altında kalacağını belirten özçelik, son olarak şunları söyledi:

"Bu anlamda da, henüz Kürt dilini bile yasal düzeyde kabullenemeyen bir yaklaşımın yürüttüğü ‘çözüm süreci' de, yine bu anlayışın ürünü olarak bir trajikomedi olacaktır. Hükümet ve devletin tüm yönetim erki, sürekli olarak ‘üniter devlet', ‘Tek Millet, Tek Vatan, Tek Devlet ve Tek Bayrak' demektedirler. Devlette bu yaklaşım halen egemen iken, Yargıtay da, bu yaklaşıma dayanarak ihtarda bulunabilmektedir. Kürt ve Kürdistan sorununun özgür şekilde tartışılabildiği, bu sorunun çözümünde her partinin şiddet içermemek kaydıyla özgürce örgütlenebildiği bir ortam ve yasal güvenceler sağlanmadığı sürece, herhangi bir çözümden söz edilemez. Türkiye devletini bu konuda imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya ve düşünce özgürlüğünü engelleyen her türlü yasal ve anayasal engelleri ortadan kaldırmaya çağırıyoruz. (M.Sıddık Bilge-Ali Fidancı/İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler