28 Şubat sürecinde, bir kadın müfettişin hazırladığı tutanakla 5 arkadaşıyla birlikte çok sevdikleri öğretmenlik görevinden başörtüsü sebebiyle ihraç edildiklerini anlatan Fatma Kaya, meslekten ihraç edildiğini de gazetelerden öğrendiğini söyledi.

28 Şubat post-modern darbesinin mağdurlarından Fatma Kaya, o dönem yaşadığı hukuksuzlukları İLKHA'ya anlattı.

Kaya, çok sevdiği öğretmenlik görevinden başörtüsü sebebiyle ihraç edildiğini belirterek, o süreçte binlerce inançlı insanın mağdur edildiğine dikkat çekti.

28 Şubat darbesinin daha çok mütedeyyin kadınları, genç imam hatip mezunlarını ve onların ailelerini etkilediğini belirten Kaya, o dönem, bin bir emek ve fedakârlıkla elde ettiklerini mesleklerinin ve her şeylerinin bir anda ellerinden alındığını söyledi.

Kaya, "28 Şubat mağduriyetimizin yol açtığı maddi ve manevi kayıplar ve rahatsızlıklardan öte şehrimizde, ülkemizde hayatımızı devam ettirme hakkımız insafsızca elimizden alındı." dedi.

Askeri vesayet ve diktası altındaki kukla politikacılar ve yandaşlarının, sahip oldukları önyargılarla kendi menfaatleri doğrultusunda inançlı insanları, olmadık iftiralarla suçladıklarını anlatan Kaya "Hiçbir partiye üye olmamamıza rağmen görevine yeni başlamış bir öğretmen iken, hiçbir memuriyet kanunu dikkate alınmadan, hiçbir prosedür takip edilmeden ve 657 Devlet memurları kanunu disiplin yönetmenliği dikkate alınmadan meslekten ihraç edildim. Yaşadığım tüm baskılar, aşağılanmalar ve suçlamaların yanında meslekten ihraç edildiğimi de yüksek lisans öğrencisi olduğum için seminer vereceğimden dolayı izinde iken aldığım gazeteden öğrendim ve hepsinden daha acı olan da memurluktan atıldığıma dair tebligatın imzalatılmak için polisle eve gönderildiğiydi." ifadelerini kullandı.

"Severek başladığım mesleğim ikiyüzlü insanların insafsızca tasarruflarıyla sonlandırıldı"

Kaya, şunları söyledi:  "Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bingöl merkezde bulunan iki farklı okulda 2 yıl 10 ay görev yaptım. Şubat 1998’de öğretmen olarak atandım ve ilk görev yerine gittiğim günü hatırlıyorum. Müdür yerinden bile kalkmadı ve çok soğuk bir ifade ile 'Bizde size verecek ders yok' dedi. Göreve yeni başlayan genç bir insanın buhranlı günleri de böylece başlamış oldu. Çok severek başladığım mesleğim, ülkemin ücra bir köşesi olan memleketimde esarete alışmış, korkak, kişiliksiz ve ikiyüzlü insanların insafsızca tasarruflarıyla sonlandırıldı. 1998 yılıyla başlayan üç uzun yıl, dünyadaki mezarımız oldu. Sadece kendi çalıştığımız kurum değil, hiçbir devlet kurumunun önünden geçemedik. Hiçbir yetkili bizi muhatap almadı ve kapılar ardından tehditleri bize onların kuklaları tarafından iletildi. Hatırlıyorum, dönemin valisi tarafından da sürekli bizler tehdit ediliyorduk. Kendisinin bize gönderdiği mesaj, 'istifa edemezler, istifa etseler de kabul edilmeyecek ve ben onları attıracağım'  demişti."

"28 Şubat döneminde inançlı insanlara herkes baskı uyguluyordu"

Aleyhte oluşturulan algılar nedeniyle, sadece devlet  tarafından değil aynı zamanda toplum tarafından da dışlandıklarını ifade eden Kaya, "Arkadaşlarımız, ailelerimiz baskı yapıyordu ve onlar zorluklara başkaldırmanın tek yolunun 'Ulu'l emre itaat' olduğunu düşünüyorlardı ama ulu'l emrin imanı sorgulanmıyordu. Onlara göre yapacak tek şey, gerçeği kabul edip tavizleri vermek. Biz biliyorduk ki iman yalnızca tek ilaha olmalıydı. Eğer inandığın ilaha ortaklar ararsan inancına şirk karıştırmış olursun ve bu da inancını farklı yerlere taşır." ifadelerini kullandı.

"Müfettişin hazırladığı tutanakla Bingöl’de beş öğretmen görevden atıldık"

Kaya, "Bir bayan müfettişin hazırladığı tutanakla başörtüsünden dolayı Bingöl’de beş öğretmen arkadaş olarak görevden atıldık. Başörtülüleri ve dindarları şikâyet edenler kariyer basamaklarını hızlı bir şekilde çıkıyorlardı ve mevkileri çok kısa sürelerde değişiyordu. Ellerimizde, avuçlarımızda ne varsa alındı. Maddi manevi tüm varlığımızı aldılar. Hatta hatırlıyorum en son verdikleri maaşı bile geri almışlardı. Okul hayatımız boyunca en küçük bir disiplin cezası alamayan biz idealist genç öğretmenler, sanki bu vatana teröristler gibi zarar vermişiz gibi varlığımız ülkemizde istenmedi." şeklinde konuştu.

"Kendi ülkemde mesleğimi icra edememenin uhdesi hep içimde kaldı"

Yaşadığı bunca olumsuzluğa rağmen ümitsizliğe kapılmadığını aktaran Kaya, kendisini geliştirerek İngilizceyi öğrendiğini ve hem mesleki hem de güzel hayat tecrübeleri kazandığını ifade etti.

2001 yılında görevden ihraç edildiğini hatırlatan Kaya, "Hicret için seçtiğim ülkeye (İngiltere) 2001 Haziran'da gittim. Ülkemin iyi bir eğitimle yetiştirdiği ve ötekileştirdiği yeni bir beyin göçünün dalgalarından biri de ben oldum. İngiltere'de öğrencilerimin bana sevdirdiği öğretmenlik mesleğini başörtümle özgür bir şekilde yapmama rağmen kendi ülkemde mesleğimi icra edememenin uhdesi hep içimde kaldı. 12 yıl boyunca 2001- 2013 yılları arasında İngiltere'de okullarda çalıştım ve öğretmenlik mesleğinin en güzel anılarını biriktirdim." diye konuştu.

"Haklarımızın geri verileceğini zannediyorduk ama olmadı"

28 Şubat mağdurları için çıkarılan afla yıllar sonra ülkesine geri dönebildiğini söyleye Kaya, "O dönemde yaşadığım kırgınlıklar, üzüntüler ve buhranlar geri döndüğümüzde unutulmadı ama okul müdürleri bizi oturarak değil de ayakta karşıladı ve dersler verildi ve biz de bunu teselli olarak kabul ettik. Geri dönüşümüz de muhteşem bir dönüş olmadı, bizim yaşadıklarımızın telafisi olmayacaktı ama en azından bizden alınan haklarımızın geri verileceğini zannediyorduk ama olmadı ve okul müdürlerinin ve MEB idarecilerinin yazdığımız dilekçelere bile cevap vermediler yâda bir daha haklarımızı aramak için dilekçe göndermemiz için uyarıldık." ifadelerini kullandı.  (Nihat Kanat-İLKHA)

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler