Bingöl’de, Yeni Zelanda'daki camilere yönelik düzenlenen terör saldırısına ilişkin yapılan basın açıklamasında saldırının İslam düşmanlığının bir neticesi olduğu; Batı'da İslam'ın yayılmasının engellenemeyeceği belirtildi.

Bingöl’de Anadolu Gençlik Derneği tarafından Yeni Zelanda'daki camiye yönelik düzenlenen terör saldırısı yapılan basın açıklamasıyla lanetlendi.

Bingöl’de kılınan öğlen namazının ardından, Yeni Zelanda'daki saldırıda hayatını kaybeden 49 şehid için önce gıyabi cenaze namazı kılındı. Cenaze namazı, merkez Ulu Cami’inde İmam Hatip Mücahit Çelik tarafından kılındı.

Cenaze namazının ardından Anadolu Gençlik Derneği Bingöl Şubesi öncülüğünde Merkez Genç Caddesi Saat Kulesi önünde basın açıklaması düzenlendi.

Basın açıklamasını Anadolu Gençlik Derneği Bingöl Şube Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Tiryaki okudu.

Tiryaki, mübarek üç aylardan ilki olan Recep ayının ikinci cumasının Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik ırkçı bir saldırıyla kana bulandığını söyledi.

Yeni Zelanda’da iki camide cuma namazı esnasında Müslümanların üzerine ateş edildiğini ve 49 Müslümanın şehid olduğunu, kadar kişinin de yaralandığını hatırlatan Tiryaki, şehidlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

"Elbette bu saldırıda tetiği çekenleri de bu saldırının planlamasında yer alanları da bu saldırı planı üzerinden bir hesap içerisinde olan tüm çevreleri de en ağır şekilde kınıyoruz." diyen Tiryaki, şunları söyledi:

Müslüman ya da gayrimüslim, cami de ya da bir başka mekânda, masum insanlara yönelik hiçbir saldırı kabul edilemez; insana kasteden hiçbir saldırı karşısında sessiz kalınmaz. Dün (Cuma günü) Yeni Zelanda’da meydana gelen cami katliamını bir iki kişinin sapkınlığı olarak görmek, olayı bireysel bir suç olarak ele almak, dünyada yükselen ırkçılığı, farklılıklara düşmanlığı okuyamamaktır.

Senatör Fraser Anning’in açıklamaları

Avustralyalı Senatör Fraser Anning’in saldırının hemen ardından yaptığı açıklamalara atıfta bulunan Tiryaki, olaydan, artan Müslüman nüfusu ve mültecilerin sorumlu tutulmasının en az bu saldırı kadar vahşice olduğunu vurguladı.

Tiryaki, "Saldırıyı hem Avustralya'da hem de Yeni Zelanda'da toplum içerisinde artan Müslüman nüfusa karşı büyüyen korkunun bir göstergesi olarak ifade eden Senatör Anning, Hitler’i aratmayacak kabiliyette ve donanımdadır. Senatör Anning’in, 'Yeni Zelanda sokaklarında kan dökülmesinin asıl nedeni, göçmen programıdır ki her şeyden önce fanatik Müslümanların Yeni Zelanda’ya göç etmesine olanak sağladı.' cümlesi saldırganın hangi zihniyetten beslendiğini de göstermektedir. Anning, 'Bugünkü saldırının mağduru Müslümanlar olsalar bile, asıl failler genellikle onlar oluyor ve Müslümanlar dünya çapında inançları adına insanları öldürüyorlar.' iddiası nasıl bir zihni yapıyla karşı karşıya geldiğimizi göstermektedir. 49 Müslüman’ın katledilmesi senatörü tatmin etmemiş ki senatör, Müslümanlara karşı kışkırtıcı bir dil kullanamaya devam etmektedir. Anning, 'Son hadisenin katillerinin bu vahşi, yabani inancın -yani O’na göre İslam’ın- üyelerinin olmaması onları suçsuz kılmaz, suçsuz oldukları anlamına gelmez.' diyerek katliama onay vermiştir." ifadelerini kullandı.

"Tek bir Müslüman’ın açının teline zarar gelmesine kayıtsız kalamayız"

Saldırıların bizzat Batılı kirli merkezler tarafından üretilen İslam düşmanlığını bir neticesi olduğunu söyleyen Tiryaki, "Irkçı emperyalist Batı zihniyetinin, İslam’a, Müslümanlara ve Hazreti Peygamber’e karşı oluşturulmuş nefret dilini ifade özgürlüğü ve demokrasi olarak nitelendirmeye devam etmeleri bu tip saldırıları daha da artıracaktır.  Kanada’dan Yeni Zelanda’ya, Arjantin’den Japonya’ya dünyanın her ülkesinde az ya da çok bir Müslüman nüfus vardır ve bu Müslümanların can güvenlikleri de temel hakları da tüm Müslümanların bir meselesidir.  Yeryüzünde tek bir Müslüman’ın bir ırkçı saldırıyla saçının teline zarar gelmesine kayıtsız kalamayız. Kaldı ki biz inancımız gereği Müslüman olsun ya da olmasın tek bir masumun saçının teline zarar gelmesine izin veremeyiz." diye konuştu.

"Batı, İslam’ın yayılmasına engel olamayacaktır"

Bu saldırılardan ötürü bütün Yeni Zelanda halkının sorumlu tutulması ve onlara karşı nefret beslenilmesinin söz konusu olmadığını ifade eden Tiryaki, "Ancak bu saldırılardan Müslümanlara karşı nefret diliyle konuşan tüm siyasetçiler ve popüler ırkçı söylemin oluşmasına katkıda bulunan tüm merkezler sorumludur. Batı coğrafyasında ve denizaşırı sömürgelerinde Müslüman göçmenlerin ve işçilerin varlığının sebebi bizzat Batı’nın önceki yüzyıllarda gerçekleştirdiği işgaller, katliamlar, köleleştirme politikaları, yağma ve talanlardır. Ayrıca İslam belirli bir ırkın dini değildir. Batı, kendileriyle aynı ırklardan olmayan tüm insanlara karşı bir izolasyon politikası izlese bile ırkçılığı telin eden İslam’ın yayılmasına engel olamayacaktır. Avrupa’nın içlerinde de denizaşırı sömürgelerde de Fransızlardan, İngilizlerden, Almanlardan ya da çok farklı ırklardan Müslümanlar topluluklar mutlaka oluşacaktır." diye konuştu.

"Bu çirkin politikalardan ve bu politikaların tezahürü olan tüm yaklaşımlardan vazgeçilmelidir"

Tiryaki, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz inanıyoruz ki Batılı siyasetçiler kendi halklarına İslam’dan nefreti etmeyi değil de kendilerinden olmayanlarla birlikte yaşayabilme kültürünü öğretirlerse dünya daha huzurlu bir yer olacaktır. Batı’da ırkçılık, kin ve nefret büyütülmesi sadece Müslümanlar için değil tüm insanlar için dünyayı cehenneme çevirir. Bu çirkin politikalardan ve bu politikaların tezahürü olan tüm yaklaşımlardan vazgeçilmelidir." (Nihat Kanat-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler