Yeni Zelanda'daki cami saldırılarını değerlendiren Şanlıurfa'daki siyasi parti ve STK temsilcileri, Müslümanların İslam düşmanlara karşı tek yumruk ve tek ses olması gerektiğini ifade ettiler.

Yeni Zelanda'nın Christechurch kentinde, cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen, 50 Müslüman'ın şehid olduğu ve 48 Müslüman'ın yaralandığı terör saldırısına tepkiler devam ediyor.

Şanlıurfa'daki siyasi parti ve STK temsilcileri, yaşanan saldırıların ardından, Müslümanların İslam düşmanlara karşı tek yumruk ve tek ses olması gerektiğini ifade ettiler.

Saldırının akli dengesi yerinde olmayan bir şahsın bir anlık cinneti sonucu gerçekleştirildiği iddialarına karşı çıkan Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Başkanı Osman Gerem, saldırının önceden planlanmış ve haçlı zihniyeti tarafından gerçekleştirilen bir saldırı olduğuna dikkat çekti.

Yeni Zelanda'daki saldırının yeni saldırıların başlangıcı olabileceğini ifade eden İlim Yayma Cemiyeti Şanlıurfa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ferhat Türkmen ise birlik ve vahdet çağrısı yaptı.

İstanbul'un Fethi'nin sembolü olan Ayasofya camisinin yeniden ibadet açılması gerektiğini belirten Anadolu Gençlik Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Fevzi Çelik ise bu adımla İslam düşmanlarına karşı mesaj vermemiz gerektiğini ifade etti.

Müslümanların kendi iç ihtilaflarını bir tarafa bırakıp ümmet bilinci ve sorumluluğu ile hareket etmesi gerektiğini ifade eden HÜDA PAR Şanlıurfa İl Başkanı Basri Demir, "Yeni Zelanda'da iki camiye yapılan menfur saldırıyı, İslamafobi'yi sürekli olarak körükleyen siyonist ve haçlı zihniyetinin, tarihin derinliklerinden bugüne kadar gelen bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Endişemiz; bu tür vahşetlerin yayılmasıdır. Temennimiz ise; Müslümanların kendi iç ihtilaflarını bir tarafa bırakıp ümmet bilinci ve sorumluluğu ile hareket etmeleridir. Bu vesileyle şehid düşen kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralı olan tüm kardeşlerimize de Cenab-ı Allah'tan şifalar temenni ediyorum." dedi.

"Bu saldırı planlı bir saldırıdır"

Yeni Zelanda'daki saldırının yeni saldırıların başlangıcı olabileceğini ifade eden İlim Yayma Cemiyeti Şanlıurfa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ferhat Türkmen ise "Yeni Zelanda'da yapılan saldırıda öncelikle şehid olan 50 kardeşimize Allah'tan rahmet; yaralı kardeşlerimize de Allah'tan şifalar diliyorum. Bu saldırının boyutları çok vahimdir. Bu saldırı planlı bir saldırıdır, bunu kabul etmemiz lazımdır. Saldırganın önceden israile gittiği, çeşitli ülkelerle irtibata geçtiği, silahının üzerinde yazılı ifadelerden ve 72 sayfalık notlarından;  bu saldırının boyutlarının çok çok vahim olduğu ortaya çıkıyor. Bu saldırının yeni saldırıların başlangıcı olma korkusu yaşıyoruz. İnşallah bu saldırı İslam ülkelerinin bir an önce uyanışına vesile olur.  Paris'te Charlie Hebdo'ya yapılan saldırının ardından bütün dünya ülkeleri birleşmişti. Bu saldırının ardından Türkiye'nin, İslam Devletlerinin ve dünya devletlerinin bir araya gelerek, İslam'a karşı olan ırkçı saldırıların bir an önce durdurulması için ve yeni saldırıların yapılmaması için gerekli önlemleri alması gerektiği kanaatindeyim. Tekrar ölen kardeşlerimize Allah'tan rahmet; yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum. Ümmetin, milletin uyanışına vesile olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.

"Bu olay, akli dengesi yerinde olmayan bir insanın yapabileceği bir olay değildir"

Saldırının akli dengesi yerinde olmayan bir şahsın bir anlık cinneti sonucu gerçekleştirildiği iddialarına karşı çıkan Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Başkanı Osman Gerem, " Öncelikle Yeni Zelanda'da yaşanan katliam, zulüm ve insanlık suçudur. En kutsal gün ve yerde yapılan bir katliamda vefat eden kardeşlerimize Allah'tan rahmet; yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyoruz. Bu olay, akli dengesi yerinde olmayan bir insanın yapabileceği bir olay değildir. Bu olay tamamen planlanmış, programlanmış bir olaydır. Bakın daha önce Irak'ta, Şii kardeşlerimizin camisine bomba atılıyor;  diğer gün de Sünni kardeşlerimizin camisine bomba atılmak suretiyle Müslümanları birbirine kırdıran zihniyet ne ise; bugün Yeni Zelanda'da mescitlerimize yapılan bu katliamın zihniyeti aynıdır." ifadelerini kullandı.

"Ortadoğu'yu kan gölüne döndüren zihniyet ile saldırı yapan zihniyet aynıdır"

Saldırganın silahında yazılı olan mesajlara dikkat çeken Gerem, "1389 yılında Kosova Meydan Muharebesinde, Murat Hüdavendigar, yaralıların içerisinde dolaşırken, yaralı taklidi yapan Sırp Miloş Obiliç tarafından sırtından bıçaklayarak şehid edilmişti. Yeni Zelanda'da camiye saldıran şahsın,  silahının şarjöründe, Sırp katilinin ismi yazılarak mesaj verilmek istenmiş. İslam tarihindeki bazı olaylar Ayasofya olsun, İstanbul'un fethi olsun, bunlarla ilgili mesajlar veriliyor. Bu iş akli dengesi bozuk olan bir insanın yapabileceği işler değil. Bu saldırı Batı zihniyetinin hiçbir dönem medeni olmayan ürünüdür. Vahşi ve zalimleri Cezayir'den tanıyoruz. Fransızların Cezayir'de yapmış olduklarını çok iyi biliyoruz. Ortadoğu'yu kan gölüne döndüren zihniyet ile saldırı yapan zihniyet aynıdır. Böyle masumane bir olay deyip işin içinden çıkamazlar. Bu konuda elbet Müslümanlar duyarlı olacaklar, oyuna gelmeyecek ve aklıselim hareket edeceklerdir. Irak'ta yaşadığımız olayı bir daha yaşamak istemiyoruz. Müslümanları burada galeyana getirip birbirine kırdırmak isteyecekler. Oyun kirli bir oyundur. İnşallah bu oyunu da selametle bertaraf edeceğiz.

"Ayasofya'nın cami olarak açılmaması bizi son derece üzüyor"

Ayasofya'nın cami olarak açılmasının en doğal hakları olduğunu söyleyen Gerem, "Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya'yı kendi parasıyla alarak cami olarak vakıf etmiştir. Belirli dönemlerde kapatılmış ama Batı'nın kapatılmış olan camiye bile tahammülü yoktur. Kendi parlamentolarında kilise olarak açılması ile ilgili karar alabiliyorlar. Tamamen yönetimin bizde olduğu bir dönemde Ayasofya'nın cami olarak açılmaması bizi son derece üzüyor." ifadelerini kullandı.

"Biz büyük bir ihtimalle bunun bir başlangıç olduğuna inanıyoruz"

Yeni Zelanda'daki saldırının Hristiyan terörü olduğunu vurgulayan Anadolu Gençlik Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Fevzi Çelik, "Yeni Zelanda'da da çok elim bir hadise meydana geldi. 50 vatandaşımız, insanımız, kardeşimiz 'Hristiyan terörü' tarafından şehid edildi. Her ne kadar insanlarımız bu Hristiyan terörü değil diyorlarsa da, bu resmen Hristiyan terörüdür. Çünkü bunu gerçekleştiren kişi 70 sayfalık bir manifesto yayınlıyor. Manifestoda bütün Müslümanların Ayasofya'dan uzaklaştırıldığını, Konstantine'nin Bizans'ın başkenti olduğunu deklare ediyor. Biz büyük bir ihtimalle bunun bir başlangıç olduğuna inanıyoruz. Bu Haçlı Seferi'nin bir devamıdır. İnşallah bunun son olması gerektiğine, İslam ülkelerinin özellikle Türkiye'nin güçlü bir şekilde buna bir tepki vermesi gerektiğine inanıyoruz. Eğer biz tepki koymazsak yani Kur'an-ı Kerim'in tabiriyle 'biz kendimize gelmezsek' zaten bunlar yapması gereken şeyi yaptılar. Bunların yaptıklarını çok yadırgamamak lazım. Şu anlamda söylüyorum; çünkü onların inanışına göre zaten Müslümanlar insandan sayılmıyor. Hazreti İsmail'in soyundan geldiklerinden köle mesabesindedirler. Dolayısıyla köle öldürülebilir, eziyet edilebilir. Ama biz Müslümanların acil bir şekilde kendimize gelip, Kur'an-ı Kerim'in bizim için göstermiş olduğu yolda yürüyerek, bunlar için gerekli adaleti getirmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

"Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın"

Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılması için hükümete çağrıda bulunduklarını hatırlatan Çelik, "Biz Anadolu Gençlik olarak her yıl mayıs ayında İstanbul'un Fethi'ni kutladığımız gün önce sabah namazını Ayasofya'da kılarız. 'Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın' bizim sloganımızdır. Ayasofya'nın açılması için hükümete çağrıda bulunuruz. Ayasofya'nın fethin sembolü olduğuna inanıyoruz. Eğer biz Ayasofya'yı açarsak belki bazı sıkıntılar olabilir. Elbette ki, Ayasofya açıldığı zaman Batı, bizi alkışlayarak, seyretmeyecektir. Ama bizim de bağımsız bir ülke olduğumuzu, Ayasofya'nın fethin sembolü olduğunu, Fatih'ten bize emanet kaldığını göstermemiz gerekir. Mademki, Hristiyanlar şu anda Ayasofya'yı tekrar Bizans'ın simgesi haline getirmek istiyor; biz de, Fatih'in emaneti olan Ayasofya'yı cami olarak eski hüviyetine dönüştürmemiz lazım. Türkiyeli Müslümanlar olarak buna artık yüksek sesle dur demenin zamanı gelmiştir. Çünkü biz hilafetin merkeziyiz. Bayrak düştüğü yerden kalkar. Biz İslam'ın tekrar buradan yeşereceğine,  İslam coğrafyasının tekrar bağımsızlığının Türkiye'den gerçekleşeceğine inanıyoruz." diye konuştu.

"Bizim bir araya gelip bunlara karşı tek yumruk, tek ses olmamız lazım"

Batı'nın Charlie Hebdo saldırılarında farklı, Yeni Zelanda'daki cami saldırısında farklı davranarak ikiyüzlülüğünü bir kez daha gösterdiğine değinen Çelik, "Fransa'da 9 kişi öldürüldü. Kim yaptıysa bilmiyoruz. 'Bilmiyoruz' yani özellikle bunu bilerek söylüyorum, bilmiyoruz. Herkes kol kola yürüdüler, terörü tel'in ettiler. Ama şimdi 50 kişi şehid edilmiş ve Avrupa o saldırıyı gerçekleştiren kişiye 'melek yüzlü' diyor. Avrupa ikiyüzlüdür zaten bunu biliyoruz, bizi sevmeyecekler, onu da biliyoruz. Kur'an bize bizi sevmeyeceklerini, Müslümanlara en büyük düşmanın Yahudiler olduğunu söylüyor. Şu anda Yahudiler para gücüyle Hristiyanları da kendilerine hizmet ettiriyorlar. Bunlar da bizi sevmeyecekler. O zaman bizim bir araya gelip bunlara karşı tek yumruk, tek ses olmamız lazım." dedi. (Abdurahman Uğurlu-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler