Bu köy Ramazan'ı yaşıyor

İftar vakti dahil birlikte camiye gidildiği, küskünlüklerin olmadığı, karşılıksız yardımların yapıldığı, tarlada bir iş olduğunda hep beraber el atıldığı, mukabele ve sohbet halkalarının kurulduğu Batman'ın Akyar köyünde, Ramazan dolu dolu yaşanıyor.

On bir ayın sultanı ve rahmet ayı Ramazan ayında son günlere gelinirken, Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Akyar köyü sakinleri, "Ramazan en güzel nasıl ihya edilir?" sorusuna yaşantıları ve ibadetleriyle cevap veriyor.

Bir köy düşünün ki, akşam namazında hurma ve suyla iftarlar açılmak suretiyle 5 vakit namazda büyüğü ve küçüğüyle camiye akın edilsin. Her yaştan teravihe iştirak edilsin, mukabele ve sohbet halkaları kurulsun, sohbet halkalarında ilim öğrenilsin, ayetler ezberlensin ve sorun-sıkıntılar konuşulup çare aransın.

Bir köy düşünün ki, küskünlükler yaşanmasın ve karşılıksız yardımlar yapılsın. Oruçlu halde sıcak havada tarlada çalışmak zorunda olan köy sakininin yardımına koşan gençler, el birliğiyle işi bitirsin.

Ve bir köy düşünün ki, sıcak havanın ve tarla işi ile hayvancılığın verdiği zahmete rağmen herkes oruç tutsun, boşa vakit geçirilmesin ve işlerden kalan bütün zamanın ibadetlerle geçirilsin.

Birlik, beraberlik ve kaynaşmanın güzel bir örneğini ortaya koyan Gercüş (Gercews) ilçesine bağlı Akyar (Mervanîyê) köyü sakinleri, yaşantıları, ibadetleri ve güzel adetleriyle Ramazan'ı güzel bir şekilde ihya ediyor.

Köyün imamı Murat Demir, her gün farklı konularda Müslümanları ilgilendiren meseleler hakkında konuştuklarını belirtti.

Ramazan ayı müddetince gün boyu yaptıkları programlara değinen Demir, "Elhamdülillah köyümüzde genç, yaşlı, çocuk ve bayanlarla beraber bu aydan istifade etmek istiyoruz. Köylümüzü sahura salavat, ayet ve kasidelerle uyandırıyoruz. Sahuru yaptıktan sonra sabah ezanıyla beraber herkes camiye geliyor. Cemaatle namaz kıldıktan sonra gençlerimizle beraber bazen ayet hadis ezberliyoruz ve manalarını birbirimize anlatıyoruz. Camiden dağıldıktan sonra bazıları toplanıp sohbet halkaları oluşturuyor bazıları da işlerine gidiyor. Öğle namazı vaktinde herkes tekrar camiye gelip cemaatle namazımızı kılıyoruz. Köylümüz çalıştığı için öğleden sonra istirahat ediyorlar. Bu yüzden mukabeleyi ikindi namazından önce yapıyoruz. Özellikle gençlerimiz mukabeleye iştirak ediyorlar. Mukabeleden sonra cemaatle ikindi namazımızı kıldıktan sonra herkes dağılıyor." dedi.

"Ramazan ayını en güzel şekilde ifa ediyoruz"

Akşam ezanında camide su veya hurma ile iftarlar açıldıktan sonra cemaatle namaz kılındığını ve daha sonra yemeğe gidildiğini ifade eden Demir, sözlerine şöyle devam etti:

Yatsı namazından 15-20 dakika öncesinden cemaat camide toplanıyor. Bildiğimiz kadarıyla Kur'an ayetlerini ve Peygamber Efendimizin hadislerini cemaatimize söylüyoruz. Bu şekilde Ramazan programımıza devam edip istifade etmeye çalışıyoruz. Ramazan ayında en güzel şeylerden biri mukabele diğeri de teravih namazıdır. Yatsı için ezan okunduğunda cemaatle yatsıyı kıldıktan sonra teravihlerimizi de kılıyoruz. Teravihlerden sonra duamızı okuyoruz. Ondan sonrada duruma göre bazen camide bazen köy odasında gençlerimiz gidip oturuyorlar. Burada dini sohbetler yapıyorlar. Allemlerin Rabbi olan Allah'a şükürler olsun bu şekilde Ramazan ayını ifa ediyoruz. Allah (celle celaluhu) hepimizi Ramazan ayının hakkını verenlerden eylesin.

"Köyümüzün Kürdçe ismi olan Mervanîyê Mervaniler'den gelmektedir"

Köylerinin tarihiyle ilgili bilgi veren köy muhtarı Osman Gülen "Köyümüz çok güzeldir. Bizler zamanında Doğubayazıt İshak Paşa sarayından buraya gelmişiz. Dedelerimiz cumhuriyetten çok önce gelmişler. Üç tane tarihi mezarlığımız var ama hangi döneme ait olduklarını tam bilmiyoruz. Şimdi köyümüzün en yaşlıları da kesin tarihimizi bilmiyorlar. Doğubayazıt'ta Mir Yakup, kabilesine küsüp gelip burada ikamet etmiş. Annemiz Hori'nin 3 çocuğu var. Çocukları burada evlenip vefat etmişler. Köyümüzün Kürdçe ismi olan Mervanîyê Mervaniler'den gelmektedir. Tarihe bakıldığı zaman Mervaniler Doğubayazıt'tandır. Köyümüzde şu anda faal olarak 55 hane var. Çoğu köylülerimiz köyden ayrılmış durumdadırlar." ifadelerini kullandı.

"Köyümüzün gençleri şu anda Midyat taşı işini yapıyorlar"

Eskiden köylerinde yoğun bir şekilde sebze ekimi yapıldığını dile getiren Gülen, "Son zamanlarda sebzecilikte kar olmadığından eskiye göre fazla yapılmıyor. Köyümüzün gençleri şu anda Midyat taşı işini yapıyorlar. Sebzecilik kurtarmadığı için gençlerimiz köy dışına işlere çıkıyorlar. Dışarıda iş yapamaz durumda olan yaşlılarımız köyde çiftçiliğe devam ediyorlar. Geçen sene bu vakitlerde sabah ezanıyla tarla işine gidiyorduk. Bu yıl biraz yağışlı geçtiği için birçok işimizin zamanı daha gelmemiş. Eskiden köyümüzde sebze üretimi gibi pirinç üretimi de çoktu. Ancak eskisi gibi verim yok. Eskisi gibi işimiz para etmiyor. Bir dönüm tarlanın traktörle sürülmesi 40 liradır. Millet maddi durumda biraz zayıftır. Domates alınca 5-7 liradan alıyoruz ama biz ekip sattığımızda 50-75 kuruş olunca kurtarmıyor. Pirinç işi çok zor ve uğraş istediğinden az kışı bu işi yapıyor." dedi.

"Ramazan köyümüzde güzel geçiyor"

Ramazan'ın dolu dolu geçtiğini söyleyen Gülen, "Ramazan ayı bu yıl çok serin ve güzeldir. Zamanımız çok güzel geçiyor. Bizde daha tam iş sezonu başlamamış. İşleri olanlar da sabah saatlerinde ve ikindiden sonra tarlalarına gidiyorlar. Sıcak saatlerde uyuyoruz. Namaz vakitlerinde camiye gelip cemaatle namazımızı kılıyoruz. İkinden sonra olunca camide veya cami avlusunda toplanıp sohbet ediyoruz. Gençlerimiz ikindi namazı öncesi mukabele için camiye gidiyorlar. Ramazan köyümüzde güzel geçiyor. Allah bizleri böylesi çok Ramazan'a ulaştırsın inşallah." şeklinde konuştu.

Köylülerinin çok dindar olduğunu dile getiren Gülen, şunları söyledi:

Köy ahalimiz dindarlığıyla ancak bu kadar olur. Köyümüzde gruplaşma ve tartışmalar uzun bir süreden beridir kalkmış. Eskiden beri böyle bir sıkıntı kalmamış. Köyümüzde köyün yerlileri olmayanlar da var. Köyümüzde yabancı, köylü ve kabilecilik deyimleri yok. Bizim köyde herkes eşittir. Benim, çobanın, muhtarın, imamın ve her kimin oğlu olursa olsun aynı derecededir. Çocuklarımız ve gençlerimiz hep beraberdirler, istedikleri zaman Gercüş'e gidip top oynuyorlar, istedikleri zaman köy odasında toplanıp sohbetler yapıyorlar. Bazen sohbetlerini camide de yapıyorlar ama genelde gençlere köy odası camiden daha müsaittir. Ramazan'da köyümüzde hiçbir oruçsuz kişi yoktur. Elhamdülillah köylümüz dindarlıklarında birebirdiler. Köyümüzde hiçbir sıkıntımız yok.

"Her Ramazan hangi arkadaşımızın işi varsa hepimiz ona yardımcı oluyoruz"

Köylerinde birlik, beraberlik ve yardımlaşmanın her alanda olduğunu dile getiren köy sakinlerinden Sabri Gökçe, "Her Ramazan hangi arkadaşımızın işi varsa hepimiz yardımcı oluyoruz. Bugün ikindi öncesi mukabeleye gittik ikindi namazımızı kıldıktan sonra köyün gençleri toplanıp arık-mişar (fide veya fidan dikilen yer) açmaya geldik. Her yıl oruç 10 gün geri gittiği için ve bu yıl yağışların da yoğun olması nedeniyle arık açma işi gibi birçok işimiz gecikti. Bu iş 20-30 gün önce yapılması gerekiyorken yağışlardan dolayı arık açma işi oruca girdi. Arık işi oruca girdiği için tüm gençler beraber bu işi yaptık." dedi.

"Köyümüzdeki gençler karşılıksız bir şekilde yardımlaşıyorlar"

Gençlerin tüm işlerde birbirlerine yardımcı olduklarını belirten Gökçe, "Köyümüzdeki gençler para veya başka bir şey için değil karşılıksız bir şekilde yardımlaşıyorlar. Kimin işi varsa hep birlikte yardımlaşıyoruz. Bu yardımlaşma aramızda olan eski ve güzel bir geleneğimizdir. Gençlerimiz maddi manevi ne iş olursa birbirlerine yardımcı oluyorlar. Bu tarlaya domates, biber, kavun, karpuz gibi sebzeler ekeceğiz. Buraya ektiklerimiz kendi ihtiyaçlarımız içindir. Fazla kalan ürünleri de satış satmaya götürüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Allah'ın izniyle yerin altından çıkan su ile her türlü sebze ve meyve üretimi yapıyoruz"

Tarlalarını doğal su kaynaklarıyla suladıklarını belirten Gökçe, "Genelde köyümüzde kaynak suları var. Sondaj vurmadan doğal bir şekilde su alıyoruz. Allah'ın izniyle yerin altından çıkan su ile her türlü sebze ve meyve üretimi yapıyoruz. Şimdi çalıştığımız tarlamızda domates, biber, patlıcan gibi ürünler olacak. Aşağıdaki alanda ise meyve bahçeleri var. Eskiden buralarda pirinç ekilirdi. Şimdiki şartlar zor olduğundan ve tarlamız domuzların saldırısına uğradığı için son zamanlarda pirinç ekmiyoruz. Çiftçiye yeterince destek olmadığından geçim pek sağlanmadığından köylünün bazısı hayvancılık geneli de inşaat işi ile ilgileniyor. Köyde 50-60 büyükbaş yaklaşık 500 baş hayvan var. Bu hayvancılık da eskiye göre çok az. Eskiden her hanenin 200-300 adet koyunu vardı. Ama bugün maddi açıdan şartlar zorlandığından kimse hayvanlara bakamıyor. Köyümüzün alanı her şeye elverişlidir." ifadelerini kullandı.

"Tarlada çalışan gençlerimiz oruçlu bir şekilde çalışıyorlar"

Tarlada çalışan herkesin oruçlu olduğunu söyleyen Gökçe, "Tarlada çalışan gençlerimiz oruçlu bir şekilde çalışıyorlar. Sabah serin saatlerde tüm işler beraber yapılıyor. Öğle vaktinde gidip camide cemaatle namazlarını kılıyor ardından biraz istirahat ediyorlar. Ondan sonra da saat 15.00'te mukabeleye başlayıp ikindi namazı cemaatle kılındıktan sonra dağılıyorlar. İş varsa ikindi namazından sonra hep beraber yine tarlalara gidiliyor. Bugün bir kısım genç bana yardıma gelmiş bir kısım genç de başka bir tarafa yardıma gitmişler. Tarla işi haricinde de kimin neye ihtiyacı varsa birbirlerine yardım ediyorlar." diye konuştu.

"Zamanında dedemiz Mir Yakup Doğubayazıt'tan gelmiş"

Köyün âmâsı Mehmet Salih Tekin, köylerinde Ramazan'ın çok güzel geçtiğini ve özellikle yaza denk gelen Ramazanlara göre çok serin ve güzel olduğunu söyledi.

Tekin, "Köyümüz İshak Paşa soyundan gelmedir. Bizler Mir Yakup'un soyundanız. Mir Yakup İshak Paşa'nın torunuydu. İshak Paşa Sarayı Doğubayazıt'tadır. Zamanında dedemiz Mir Yakup Doğubayazıt'tan gelmiş. Annemizin Hacı, Yakup ve Muhammed isimleriyle 3 oğlu vardır. Köyümüz eskiden bulunduğumuz yerin biraz aşağısındaydı. Şimdi köyümüzün asıl yerlileri Hacı, Yakup ve Muhammed torunlarıdırlar." dedi.

"Sabahları ilk uyandığımızda hayvanları sağıyoruz"

Hayvancılıkla uğraşan köylülerden Şevket Işık, "Sabahları ilk uyandığımızda eşimle beraber hayvanlarımızı önce sağıyoruz. Sonra hayvanlarımıza yem veriyoruz. Yem vermeden önce de keçilerin oğlaklarını yanlarına bırakıyoruz. Oğlaklar anne sütü içtikten sonra onları ayırıyoruz. Hayvan yetiştiricilerin hayvanları ilgi alaka istiyor. Hayvanlara ilgi alaka gösterilmezse hayvan cılız kalır verim alınmaz. Hayvana iyi bir uğraş verdiğimiz zaman karşılığını görüp hayvandan faydalanıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Havalar fazla sıcak olmadığı için Ramazan olmasına rağmen tarlada çalışmak güzeldir"

Ramazan'a denk gelen tarla sürme işini havanın serin olduğu saatlerde at yardımıyla yaptığını dile getiren Ahmet Biçen, "Sebze ekimi için hazırlık yapıyoruz. Ramazan dolayısıyla erken işbaşı yapıp sıcaklık bastırmadan da eve gidiyoruz. Saat 05.00 civarı işbaşı yapıp saat 08.30-09.00 gibi eve gidiyoruz. Acelemiz de sebze ekim zamanı gelmiş zaman kaybı yaşamamak içindir. Ramazan ayında çalışmak zordur. Çalışmadan evde uyumak da Ramazan'ın zorluğu olmadığı için bir anlam ifade etmez. İşle kendimizi çok yormadan çalışıyoruz. İkindi namazını kıldıktan sonra bir daha tarla işime dönüyorum. İftara yakın bir zamana kadar çalışıp iftar için eve dönüyorum. Böylelikle günümüzü bitiriyoruz. Havalar da fazla sıcak olmadığı için Ramazan olmasına rağmen güzeldir. Önceki yıllara göre bu yıl Ramazan daha bir güzeldir." dedi.

"Ramazan'da günün belli serin saatlerinde çalışıyoruz"

Tarlada sebze ekimi için kolları sıvazladıklarını aktaran Ahmet Gülen, şunları aktardı:

Tarlamızda sebze ekimi için arık yapıyoruz. Salatalık fidelerini şimdi ekiyoruz. Ekim işimiz bu defa ramazana denk geldi. Şimdi ekim yapmayıp Ramazan sonrasına ertelesek çok geç olur. Fideler bozulur. Bu Ramazan'da serin saatlerde çalışabilmek için sabah saatlerinde veya akşama doğru tarlaya gidiyoruz. Ramazan'da günün belli bir saatini çalıştığımız zaman hem zaman gidiyor hem de işimizi görüyoruz.

"İhtiyaç olduğu için sıcak bile olsa tandırda ekmek yapmaya mecburuz"

Evin ekmek ihtiyacını tandırda yaptıkları ekmekle giderdiklerini aktaran Taybet Aslan, "İhtiyaç olduğu için ekmek yapmaya mecburuz. Şehirde değiliz, köydeyiz. Ekmeğimiz bittiği zaman oruç da olsa yapıyoruz. Hazır fırın ekmeği tüketmiyoruz. Tandır ekmeği yapıp yiyoruz. Havalar sıcaktır ama yapmaya mecburuz. Haftada bir tandır ekmek yapıyoruz." şeklinde konuştu.

"Gençlerimiz zamanlarını Ramazan ibadetleriyle geçiriyorlar"

Köy sakinlerinin din konusunda çok hassas olduklarını, Ramazan'ı en güzel şekilde ihya edebilmek için her zaman programlı olduklarını aktaran Mehmet Şah Avcı, "Köyün gençlerine sürekli söylediklerim Ramazan'ın hayır ve bereketinden yararlanmak için üç şeyden kendimizi korumalıyız. Ramazan dolayısıyla kahvehanelere gidip zaman öldürmek için uğraşıyorlar. Zaman o kadar kıymetsiz midir ki hele hele bu mübarek ayda ayrıca günlerini televizyon ve dizilerin karşısında geçiriyorlar. Sebebi de oruç geçsin diye. Oruç bela mı olmuş ki böyle bir düşünceye giriyorsun. En vahimi bazı insi şeytanlar tarafından Ramazan şenlikleri adı altında etkinlikler düzenliyorlar. Yaptıkları etkinliklerle insanları Ramazan'dan çeviriyorlar. Bu duruma düşmemek için bizim gençler zamanlarını Kur'an okuma, teravih gibi Ramazan ibadetleriyle geçiriyorlar." dedi.

"Ramazan'ımızı dolu dolu geçiriyoruz"

Gençler teravihlerden sonrada gecelerini değerlendirdiklerini aktaran Avcı, "Teravihlerden sonra muhtarımızın bize tesis ettiği köy odasına gidip sohbet ve muhabbet ediyoruz. Başta fıkhî sorular olmak üzere İslami her konuda soruların cevaplarını buluyoruz. Birilerinin sorun ve sıkıntıları varsa orada birbirimizi görüp danışıyoruz. Gücünü aşan işi varsa gençler olarak hepimiz yardıma gidiyoruz. Elhamdülillah bu şekilde Ramazanımızı dolu dolu geçiriyoruz." şeklinde konuştu.

"Erkeklerin programların aynısını bayanlarda kendi aralarında yapıyorlar"

Erkekler için yapılan programların aynısı bayanlar içinde yapıldığını ifade eden Avcı, "Bayanlar için köy imamımızın mikrofon sistemiyle vaaz ediliyor. Köy imamımızın eşi bizim kızlarımız ve eşlerimize sohbetler düzenliyorlar. Erkekler gibi yaptığımız programların aynısını bayanlar da kendi aralarında yapıyorlar. Allah'a şükürler olsun Ramazan'ı tüm benliğimizle bayan ve erkekler olarak hissediyoruz. Hemen hemen her akşam bir ev gençlerin iftar yemeğini tertipliyor. Sırayla her akşam imamımızla beraber iftarlara katılıyoruz. İftardan sonra imamımız kısa sohbet yapıyor. Bu eski ve güzel gelenek köyümüze devam ediyor. Allah'a şükürler olsun, Ramazan öncesi de köyümüzün cemaati hiç iptal olmuyor. Cami cemaatimiz ihtiyar, genç ve çocuk herkes var. Ramazan'da bu ibadetlerimiz zirveye çıkıyor." dedi. (Mehmet Sait Çelik –İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler