“Mavi Marmara gibi yeni bir vahdet gemisine ihtiyacımız var”

2010 yılında abluka altındaki Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Mavi Marmara gemisine siyonistlerin düzenlediği saldırıda gazi olan Yusuf Çoban, ümmeti uyandırıp birleştirecek, güçlendirecek davanın Kudüs davası olduğunu söyledi.

Abluka altındaki Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010 tarihinde, uluslararası karasularda siyonist rejimin çeteleri tarafından helikopter ve hücum botları ile saldırı düzenlenmiş, hain saldırıda 10 Müslüman şehid olurken onlarca Müslüman da yaralanmıştı.

Mavi Marmara gemisine Gaziantep'ten katılan ve siyonistlerin 2010 yılında Mavi Marmara gemisine düzenlendiği saldırıda yaralanarak gazi olan Yusuf Çoban, saldırının yıl dönümünde o gün yaşananları İLKHA’ya anlattı.

İslam ülkelerine ve Müslümanlara Mescid-i Aksa ile Kudüs davasını üstlenmeleri çağrısında bulunan Çoban, “Mavi Marmara gibi yeni bir vahdet gemisine ihtiyacımız var.” dedi.

“israil ürünlerini boykot çalışmamın sonucu Rabbim Mavi Marmara’ya katılmamı nasip etti”

2010 yılında Gazze'deki ablukanın kaldırılması için Mavi Marmara gemisi oluşturulduğu esnada işgalci siyonistlerin ürünlerini boykot etmek için çalışmalar yaptıklarını anlatan Çoban, “İHH, Mavi Marmara için talep topladığında ben o sıralar israil boykotu hakkında bir çalışmam vardı. israilin tüm ürünlerini boykot etmek için yaklaşık 5-10 bin takvim bastırmıştık. Bunu insanlara dağıtıyor ve insanları boykota davet ediyorduk. Elhamdülillah güzel bir çalışma oldu ve bu çalışmamızın bir bereketi olarak Rabbim de bize Mavi Marmara gemisine sanki davet etti. Bu filoya katılmak isteyen çok insan vardı ama elhamdülillah Rabbim bize nasip etti.” dedi.

“Mavi Marmara’da çok güzel bir ortam vardı”

Gazze’ye gitmek için Türkiye’nin birçok ilinden Antalya’ya gelindiğini, Şehit Ali Haydar Bengi ve diğer şehitler başta olmak üzere birçok Kudüs gönüllüsüyle orada tanıştıklarını anlatan Çoban, şunları söyledi:

“Antalya'ya gittik, Antalya'da Kepez Kapalı Spor Kompleksinde Müslümanlarla bir araya geldik, çok güzel birliktelikti. Antalya halkı bize ‘hoş geldiniz’ deyip misafir ettiler, çok farklı bir heyecan vardı. Antalyalı kardeşlerimizin de bir teveccühü vardı. Orada küçük halkalarla bir araya geliyorduk ve sohbetler ediyorduk. Şehit Ali Haydar Bengi hocamızla orada tanıştık. Gerçekten onun samimiyeti beni çekmişti, normalde Ali Haydar hocam Diyarbakır grubundan gelmesine rağmen onun samimiyeti beni çekti, onun halkasına dâhil oldum. Onun sohbetlerinden nasiplendim. İhvan-ı Müslimin’den Suriyeli bir genç bir âlim vardı, onun sohbetlerine katıldım. Onların halkalarına otururduk, yaptıkları sohbetleri dinlerdik. Namazlarımızı cemaat ile kılardık, birlikte muhabbet ederdik. Daha sonra bir heyecanla bir gün kaldıktan sonra gemi yanaştı ve gemiye bindik. Gemiye binmemiz de ayrı bir güzellikti. Geminin hareket etmesi apayrı bir güzellikti.” ifadelerini kullandı.

“Böyle bir mutluluğu hiçbir zaman yaşamadım”

“Bu iyilik gemisinde olmak hayatımda yaşadığım en büyük mutluluktu” diyen Çoban, “Yani böyle bir mutluluğu ben hiçbir zaman yaşamadım. Mekke ve Medine'ye de gittim. Ancak Mavi Marmara'nın vermiş olduğu güzellik, külfet, o sekine ve rahmet beni çok mutlu etti. 42 yaşındayım, daha ömrümde böyle bir tat alamadım. Daha sonra gemi hareket etti. Arkadaşlarla sohbet, muhabbet, şakalaşma hep birlikte devam ediyorduk. Sonra Kayserili bir kardeşimiz bir konuşma yaptı. ‘İçimizde çoluk çocuğunu bırakanlar, hanımını hamile şekilde bırakanlar buraya kadar geldiler. İnsanlar, işini gücünü, her şeyini bırakmış ve sırf Allah için bir araya gelip, Gazze'deki çocuklara gıda ve oyuncak yardımı yapabilmek, israil boykotunu kırmak için bir araya geldi.’ şeklinde bir konuşma yaptı. Gerçekten duygu yüklü bir konuşma yaptı. Hatta orada hamile eşini bırakıp gelenden kastı bendim, gerçekten hanımım o dönem hamileydi, bana 'gitme' demişti. Şimdi kızım Yağmur 10 yaşlarında, o zaman Yağmur’a gebeydi. Onu da bıraktım ve Allah’a tevekkül ettim. Hazreti İbrahim'in Hazreti İsmail'i bıraktığı gibi ‘Ben bu iyilik gemisinde mutlaka olmalıyım.’ dedim. Dükkânımın kepengini kapattım ve yola çıktım. Allah'ın bir lütfu ile gittik.” şeklinde konuştu.

Çoban, Mavi Marmara gemisinde birçok güzelliği yaşadıklarını, çok güzel bir ortamın olduğunu ve o dönem yaşadıkları o güzellikleri ve ortamı halen unutamadığını belirtti.

“Biz Gazze'ye yol almıştık ve yolumuzdan da dönmeyecektik”

Mavi Marmara gemisi Gazze’ye yola çıkar çıkmaz siyonist terör şebekesinin, kendilerini tehdit etmeye başladığını belirten Çoban, “Ancak biz Gazze'ye yol almıştık ve yolumuzdan da dönmeyecektik. israile karşı Bülent Yıldırım, çok yiğit açıklamalarda bulunuyordu. israil ‘gelmeyin’ diyordu. Ama Bülent Yıldırım, ‘biz geleceğiz, bu deniz Allah’ın denizidir. Sadece israilin veya Amerika'ya ait değil bu uluslararası sular ve bir kıtadır. Karşılıklı tehditler olmasına rağmen gemimiz devam etti. Daha sonra biliyorsunuz bütün dünya gündeminde israil askerlerinin gemiye saldırması, gemiye çıkarma yaptı. Bizler bunu bildiğimiz için kendi aramızda küçük timler oluşturmuştuk. Hatta bende Ali Haydar hocamızın timindeydim ve en üst kattaydık. Son dakikada Ali Haydar hoca yer değiştirdi, ben orta güverteye geçtim. Nasip belki üst güvertede olsaydık şehitlik bize de nasip olurdu. Yine de Allah'tan ümit ediyoruz, Rabbim şehadeti bizlere de nasip etsin. Ali Haydar hocamız bir sene önce umreye gitmiş, umrede şehitlik için dua etmiş ve demek öyle yürekten istemişti ki Allah-u Teâlâ’da ona nasip etmiş.” diye konuştu.

Mavi Marmara gemisinin Gazze’deki ambargoyu delmek amacıyla yola çıktığını, ancak siyonistlerin büyük korku ve paniğe kapıldığını belirten Çoban, Mavi Marmara gemisine terör şebekesi askerlerinin vahşice saldırdıklarını, şehit ve gazilerin hiç korkmadan ölümüne direndiğini hatırlattı.

Siyonistlerin çok korkak olduğunu, Mavi Marmara saldırısında siyonist askerlerin korkaklığına bizatihi şahit olduğunu anlatan Çoban, ancak şehitler başta olmak üzere gemideki Müslümanların cesaretinin bütün dünyayı korkuttuğunu ve İslam ümmetinin Mavi Marmara şehitleriyle gurur duyduğunu ifade etti.

“Kudüs bizim kutsalımızdır”

Esir alınma sürecini de anlatan Çoban, terör şebekesi askerlerinin kendilerine her türlü hakareti ve eziyeti yapmasına rağmen bir an bile zalimlere boyun eğmediklerini belirterek, şunları söyledi:

“Kudüs davası ayrı bir davadır. Her milletten insanlar vardı ama Müslümanlar daha ağırlıktaydı ve her cemaatten kardeşlerimiz vardı. Herkesin birbirine karşı güzel bir muhabbeti ve birlikteliği vardı. Eğer o birlikteliği inşallah yakalarsak vahdetimizin önünde hiçbir güç ne ABD’si ne de israili duramayacaktır. Kudüs bizim kutsalımız. Müslümanların vahdet noktasıdır. ‘Kudüs’ denilince nasıl vahdete erişiyoruz. İşte bu ortak noktalarımızı bir araya getirerek tekrar vahdeti yakalamak, inşallah Rabbim tekrar İslam âlemine hilafet nasip etsin. Müslümanlar tekrar hilafet sancağı altında bir araya gelirse Allah’ın izniyle kafirler, israil, siyonizm ve işbirlikçileri, Müslümanların birliği karşısında darmadağın olacaklardır. Rabbim inşallah Kudüs, Filistin davası vesilesiyle inşallah Müslümanlara tekrar vahdeti nasip etsin.”

“Kudüs ve diğer kutsallarımız etrafında bir araya gelmeliyiz”

“Mavi Marmara gibi yeni bir vahdet gemisine ihtiyacımız var” diyen Çoban, “Mavi Marmara veya İslam gemisi gibi bir gemi tekrar inşallah yola çıkarsa, Müslümanlar bir arada, birlikte yeni bir İslam gemisiyle ve yeniden cihada çıkabilirse inanıyorum ki bu Filistin davası çözülecektir. Çünkü gerçekten Yahudiler, biz orada müşahede de ettik, çok korkaklar, canları çok tatlı. Ancak Müslümanlar ölümden korkmazlar ve Müslümanlar bilirler ki şehitlik en büyük muştumuzdur. İnşallah yeni İslam gemileri yola çıkacak. Birlik ve beraberlik içerisinde İslam âlemi yoluna devam edecektir. Biliyorsunuz Suud-i Arabistan'da 3 tane âlimimiz bayram ertesi maalesef idam edilme mevzusu var. Bu da bunu gösteriyor; Mekke ve Medine siyonizm ve Amerika'nın tutsağı onların esareti içerisinde. Rabbim onlara da adil yöneticiler nasip etsin. İslam âlemi kendi küçük dertleri ile uğraşırken siyonizm ve işbirlikçileri maalesef Müslümanları esaret altına alıyor. Oysa Müslümanlar, Kudüs davasında, Mekke ve Medine kutsallarımızda bir araya gelip, ortak noktamızda birleşip, hep birlikte hareket edersek ‘Müminler ancak kardeştir’ düsturuyla hareket edersek vahdeti sağlarız ve Rabbim bizi vahdete ulaştırır.” dedi. (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler