TESSEP İstanbul temsilciliği tarafından başlatılan “Evlilik Okulu “projesinin 3’üncü seminerinde konuşan eğitimci Zekiye Elelçi, ailenin temeli eşya üzerine değil, sevgi ve takva üzerine bina edilmesi gerektiğini söyledi.

Tesettür Seferberliği Platformu (TESSEP) toplumda evlilik konusunda yaşanan sıkıntılara temas etmek ve sorunlara çözüm önerisi sunmak adına “Evlilik Okulu” adıyla başlattığı seminer dizisinin 3’üncüsünü “Hayalimdeki Ev ve Düğün Eğlencesi” temasıyla düzenledi.

Eğitimci Zekiye Elelçi ve Hacer Yağar’ın konuşmacı olarak katıldığı seminerde, evlilik öncesi çiftlerin ve ailelerinin dikkat etmesi gereken konuları ele aldı.

“İslam, meşru ölçüde dünya nimetlerinden faydalanmayı yasaklamaz”

Evlenme sırasında İslam hukukunda ve medeni hukukta kadının kocasının evine götürmesi gereken eşya ve çeyiz hazırlama mecburiyeti olmadığını belirterek konuşmasına başlayan eğitimci Zekiye Elelçi, “Çeyiz dini hükümlerin değil sosyal yapının bir ürünüdür. Köklü bir gelenek haline gelen çeyiz hazırlığında israfa kaçmamak dinin gereklerindendir. Unutulmamalıdır ki, kullanılan tüm eşyalar bizlere emanettir. Çeyiz hazırlığında ana gaye ihtiyaç duyulacak şeylerin temini olmalıdır. İslam, imkân sahibi olanların helal ve meşru ölçüler içerisinde dünya nimetlerinden faydalanmayı yasaklamaz ama daima mutedil ve ölçülü olmayı emreder.” dedi.

“Ailenin temeli eşya üzerine değil, sevgi ve takva üzerine bina edilmelidir”

Çiftlerin çeyiz hazırlığında düştüğü hatalardan bir kısmının son model ve marka değeri yüksek şeylerin alınması olduğunu hatırlatan Elelçi, bu tür eşyaların çoğunun gereksiz olduğunu ve kullanılmadığını söyledi.

Elelçi, “Çeyiz çiftlerin evliliklerinin ilk aşamasında ihtiyaç duyacakları eşyaları temin etmektir. Oysaki günümüzde belki de bir ömür yetecek kadar eşya hazırlığına girişilir. Taraflar birbirlerinin maddi durumunu göz ardı ederek aşırı taleplerde bulunmamalıdır. TV ve sosyal medyada görülen her şeye özenilerek elde edilmeye çalışılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki alınacak hiçbir eşya hayallerimizi süsleyen ev veya aile hayatına bizleri kavuşturmayacaktır. Ailenin temeli eşya üzerine değil, sevgi ve takva üzerine bina edilmelidir.” şeklinde konuştu.

“Evlilikte saygı ve sevgi yoksa eşyalar huzur vermeyecektir”

Çeyizin hiçbir genç kızın değerini ifade etmediğini dile getiren Elelçi, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Maddiyat gençlerin değerini ölçme aracı olmamalıdır. Kişinin değeri ahlakı ve takvasıdır. Anneler kızlarına çeyiz vermek için birçok sıkıntıya girmekte ve aynı gayreti erkek evinden talep etmekteler. Aynı şekilde erkek annesi de kız tarafından çeyize dair birçok beklentiye girip kıyaslamalar yapmaktadır. Asıl gaye gençlerin hayallerini süsleyen düğün öncesi maddi istekler ile iki tarafı sıkıntılara düşürmeden gençleri maddiyat konusunda dizginlemek ve mutluluğun maddiyat değil sevgi, saygı ve merhamet olduğunu anlatmak olmalıdır. Eğer evlilikte sevgi, saygı ve merhamet yoksa o eşyalar huzur ve saadet vermeyecektir. Gençlere bu hakikati anlatmalı ve maddiyatın, gösterişin huzur ve mutluluk vermeyeceğini, asıl huzur kanaat ve sevgide olduğu bilinmelidir. Çiftler İslam’ı kendilerine kılavuz edinmeli, Allah resulü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve sahabeler bizlere örnek olmalıdır.”

“Mehir kadının mal varlığına dâhil olur ve üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir”

Evlilik akdinde verilen mehir ve yapılan düğünlere değinen Eğitimci Hacer Yağar ise şunları kaydetti;

“Nikâhı ilan edin, onu mescitlerde kıyın ve üzerine def çalın, (Nikâhta) haramla helali ayıran fark def ve sestir. İslam dininde ve toplumda düğünün sadece bir eğlence aracı olmadığını aynı zamanda kişinin saygınlığını koruyan bir duyuru aracı olduğunu ve neslin korunması için de gereklidir. Mehir İslam hukukunda erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para, mal veya menfaat hediyesidir. Mehir kadının mal varlığına dâhil olur ve üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir. Dört hukuki mezhep tarafından kabul edilmiştir. Ayeti kerimede ‘Onlara kantar yüklerle mallar vermiş olsanız onlarındır’ diye buyrulmaktadır. Ayeti kerime göre çok isteyebileceğini söylemiştir ama Allah'ın bize verdiği akıl çerçevesinde hareket etmemiz gerekir. Maddi durumu iyi olmayan kişilerin bununla rencide olabileceğini düşünerek gelen kişinin durumuna göre kişinin mehir istemesi gerekir. Evlilik konusunda kolaylaştırıcı olmak, zorlaştırmamak gerekir. Söz kesme ve yüzük takma merasimlerinin haremlik ve selamlık, çerçevesinde yapılması gerekir düğün merasiminde yine kriterin Allah'ın (Celle Celalüh) rızasına uygun davranışların sergilemesi olmalıdır. Müslümanın onurunu ve şerefini zedeleyecek tüm yanlış davranışlardan kaçınmamız gerekir. Müslümanların helal ve haram hudutlarına dikkat etmesi gerekmektedir. Bununla ilgili olarak düğünlerle ilgili kesin hatların hiçbir İslam toplumunda bulunmadığını ve dünya coğrafyasında Müslümanların farklı şekilde düğünlerini yaptıklarını ancak bu farklılıklarda önemli olan nokta İslam'a uygun olmasıdır.” (Nizamettin Aşkın-İLKHA) 

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler