​Herkesin bir gün organa ihtiyacı olabileceğini belirten akademisyen Dr. Fuat Korkmazer, Türkiye'de organ bağışının çok yetersiz olduğunu söyledi.

Muş Alparslan Üniversitesi’nde (MŞÜ) "Organ Bağışı ve Önemi" temalı bir panel düzenlendi.

MŞÜ Sabahattin Zaim Konferans Salonunda gerçekleşen panelin moderatörlüğünü MŞÜ Sağlık Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Dr. Fuat Korkmazer yaptı.

Korkmazer, yaptığı açılış konuşmasında, Herkesin bir gün organa ihtiyacı olabileceğini belirterek Türkiye'de organ bağışının çok yetersiz olduğunu söyledi.

Herkesin organ bağışı noktasında duyarlılık göstermesi gerektiğine değinen Korkmazer, "Ülkemizde organ bağışı çok yetersizdir. Elimde 2015 yılına ait istatistikî bilgiler var. Türkiye’de 1969 beyin ölümü vakasından sadece 470’i organlarını bağışlamış. Ülkemizde organ bağışının yaygınlaşmaması yüzünden binlerce hasta nakil ameliyatı için böbrek, karaciğer, kalp ve akciğer beklerken yaşamını yitiriyor. Halbuki herkesin empati kurarak bir gün organa ihtiyacı olabileceğini düşünmelidir. Maalesef ülkemizde insanların yaşam kavgası öyle bir noktadaki şu anda birbirimize yardım etme, empati kurma gibi noktalar aklımıza bile gelmiyor. Çoğumuz hiç hastalanmayacakmış gibi yaşıyoruz. Günün birinde kendimizin veya bir yakınımızın hayatta kalabilmek için organ nakline ihtiyacı olabileceğini aklımıza getiremiyoruz. Aramızda bu konuyu tartışmamız gerekiyor. Çünkü organ bağışlamayı istese, düşünse bile bunu açıklamayan ve dile getiremeyen pek çok kişi vardır. Kaldı ki ailedeki bir ferdin organlarını bağışlamak istemesi diğerlerini de olumlu etkileyebilir. Kısacası gelin tüm organlarımızı başlayalım. Bu olağanüstü bir iyilik ayaklanmasıdır." ifadelerini kullandı.

Daha sonra "İslam’da Organ Bağışı" üzerine bir konuşma yapan MŞÜ İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yusuf Eşit, nakledilen organın ahrette kime şahitlik edeceği ve başkasına nakledilen organın ahretteki durumuna değinerek, Allah dilediğinde her organın dilediği kişi için şahitlik yapabileceğini söyledi.

Eşit, "İslam’da can değerli bir husustur. Canın korunması dinin korunmasından önce gelir. İslam dininin egemen olduğu topraklarda ehli kitabın can, mal ve namusu eman altında tutuluyor. Yani meseleye bu açıdan bakıldığı zaman İslam kendi topraklarında yaşayan gayrimüslimlerin kötülüklerine ortak mı olmuş olur? Öyle bir şey yok. İslam gayrimüslimlerin kendileri arasındaki ticari, sosyal bütün ilişkilerini cevaz vermiştir. Bu durumda günahlara ortak olma meselesi söz konusu değildir. Bu konuda zarar meselesinin göz önünde bulundurulmaması gerekir. İslam hukukunun genel prensiplerine baktığımız zaman bu endişenin yersiz bir endişe olduğu çok açık bir şekilde görülüyor." şeklinde konuştu.

Klasik fıkıh literatürüne bakıldığı zaman organ nakli ile alakalı bazı verilere ulaşıldığını belirten Eşit, "Mesela zorda kalan birisinin ölü insan etini yiyebileceğinin caiz olması. Zaruri durumlar söz konusu olduğunda haramlar mübah olabilir. Normalde ölü insan etinin yenmesi haramdır. Bu durumda bir insanın yaşayabilmesi eğer bir insanın etini yemesine bağlıysa bu noktada cevaz vardır ve caizdir. Buna itiraz eden kimse de yoktur. Diğer taraftan İmam Şafii ve Ahmed bin Hanbel sökülmüş dişin yerine eti yenen, boğazlanmış bir hayvanın dişinin, bu bulunamazsa başka bir insana ait bir dişin yerleştirilmesinin caiz olduğunu söylüyorlar. Bunu hicri 2’nci asırda söylüyorlar. Başka bir örnek daha var: İmam Şafii’nin kırılan kemiğin yerine usulünce boğazlanmış bir hayvan kemiğinin yerleştirilmesi, usulünce boğazlanmış hayvan kemiğinin yerleştirilmesi imamı Şafii’nin özellikle ibadetlerde sıhhatten kaynaklanıyor. İmam Nebevi, eğer usulünce boğazlanmış bir hayvan hatta yasaklanmış bir hayvanın kemiği bulunamazsa bu durumda insan kemiğin naklinin caiz olduğunu belirtiyor." ifadelerini kullandı.

Bu konuda fetva veren kurumların olduğunu aktaran Eşit, son olarak şöyle konuştu: "Örneğin bizim ülkemizin Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 1980 tarihli kararı var. Kuveyt Evkaf ve Din İşleri Başkanlığı Fetva Kurulu var. Suudi Arabistan dünya İslam Birliği Fıkıh Akademisi ve Mısır Ezher Fetva Kurulu var. İslam Teşkilatı Konferansı Akademisinin 1988 tarihli fetvası var. Bu fetvada şartlı bir şekilde organ nakli ne cevaz veriliyor. Örneğin kadavradan organ nakli. Bununla ilgili kararlar şunlar: Organ nakli gerektirecek zaruretlerin bulunması. Yani tüm imkânlar tüketildikten sonra, organ nakli dışında tüm imkânlar tüketildikten sonra tıbben bunun dışında bir çaresi olmazsa o zaman mümkündür. Konunun uzmanlarından hastanın bu tedavi ile iyileşeceğine dair kesin kanaatin olmasıdır."

Panel soru-cevap faslının ardından son buldu. (Ayetullah Tarhan-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler