Araştırmacı Yazar İnce: Bir medeniyet dilden inşa edilir
İslam medeniyetinin temel unsurunun dil olduğunu belirten Araştırmacı Yazar Vahdettin İnce, Arapçanın bu medeniyetin ruhu olduğunu, Türkçe, Kürtçe ve Farsçanın da bu anlam dünyasını taşıyan diller olarak korunması gerektiğini söyledi. İnce, Müslüman toplumların Batı medeniyetine göre hizalanmasının büyük bir tarihsel hata olduğunu vurguladı.
Araştırmacı Yazar Vahdettin İnce, bir medeniyetin yeniden inşasında dilin rolünün ne olduğu, medeniyet perspektifinden bakıldığında Müslüman toplumların nerede hata yaptığını ve dilin yozlaşması toplumun düşünce dünyasını nasıl etkilediği ile ilgili İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
"Bir medeniyet dilden inşa edilir"
Bir medeniyetin yeniden inşasında en temel unsurun dil olduğunu belirten Araştırmacı Yazar Vahdettin İnce, medeniyetin özünde dilden ibaret bulunduğunu ifade etti. Konuşulan kelimelerin, yazılı metinlerin ötesinde kelimelere yüklenen anlam dünyasının medeniyetleri şekillendirdiğini vurgulayan İnce, her medeniyetin kendine özgü bir anlam, kavram ve kelime hazinesi olduğunu dile getirdi.
"İslam medeniyetini temsil eden temel dil Arapçadır"
İnce, İslam medeniyetini temsil eden temel dilin Arapça olduğunu belirterek, Arapçanın bu medeniyet dairesinde yer alan toplumların tamamının dilini etkilediğini söyledi. "Kürtçe, Türkçe, Farsça… Bu diller Arapçasız ne konuşulabilir ne anlaşılabilir ne de dayanışma içinde olabilir. Arapça İslam medeniyetinin ruhudur." diyen İnce, buna rağmen Türkçe, Kürtçe ve Farsçanın da İslam medeniyetini temsil eden diller olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade etti.
"İslam'ın Batı'ya göre değil, Batı'nın İslam'a göre hizalanması gerekir"
Müslüman toplumların tarihsel süreçte yaptığı en büyük hatalardan birinin medeniyet yönünü değiştirmek olduğunu söyleyen İnce, İslam dünyasının asli referans kaynağını geri plana ittiğini anlattı. "Bugün hiç de hak etmediği halde Batı medeniyetinin yedeğinde duruyoruz. Bu, İslam medeniyetine yakışan bir durum değildir.” diyen İnce, İslam'ın Batı'ya göre değil, Batı'nın İslam'a göre hizalanması gerektiğini söyledi.
"Kürtçeyi bir siyasal mesele olarak görmek yanlıştır"
Kürtçeyi bir siyasal mesele olarak görmenin yanlış olduğunu ifade eden İnce, Kürtçenin bir medeniyet dili olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kürtçenin kaybolması ya da yasaklanmasının İslam medeniyetinden bir taşın eksilmesi anlamına geldiğini dile getiren İnce, "Herhangi bir kelime eksildiğinde medeniyet duvarımızdan bir taş düşmüş olur." diye konuştu.
"Zihinsel olarak yeniden canlanıp dünyayı kurgulayacak düzeye ulaşmamız için dilimizin kudretini yeniden kazanmamız gerekiyor"
Toplumların kelimeler ve kavramlar üzerinden düşündüğünü söyleyen İnce, dilde yaşanan yozlaşmanın düşünce dünyasını da daralttığını kaydetti.
Bugün toplumun düşünce yapısındaki sığlaşmanın temel nedeninin dildeki bozulma olduğunu ifade eden İnce, "Zihinsel olarak yeniden canlanıp dünyayı kurgulayacak düzeye ulaşmamız için dilimizin kudretini yeniden kazanmamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Ziraat Mühendisleri, zirai ilaçların yanlış kullanımının insan sağlığı için ölümcül sonuçlar doğurduğunu belirterek hem vatandaşlara hem de yetkililere önemli uyarılarda bulundu.
Miladi takvime göre senenin ilk günü olan yılbaşı kutlamaları ile ilgili konuşan vatandaşlar, Hristiyanların İslam'ın dini bayramlarını kutlamadığı gibi Müslümanların da kendi adetlerinde ve inançlarına uygun olmayan yılbaşını kutlamamaları gerektiğini ifade ettiler.
Özellikle 4 yaş altı çocuklarda yoğun ekran kullanımının konuşma gecikmesi, göz teması kuramama ve sosyal etkileşim sorunlarına yol açabildiğine dikkat çeken Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Yunus Emre Dönmez, ailelere "En ufak şüphede bile uzmana başvurun." çağrısı yaptı.
Siyonist işgal rejiminin zindanlarında 25 yıl geçiren ve Aksa Tufanı sürecinde yapılan takas anlaşmalarıyla özgürlüğüne kavuşarak Türkiye'de yaşamaya başlayan Ramazan Eid, yaşadığı süreci ve tanık olduklarını kitaplaştırdı.