İstanbul İl Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz, "Gönül semamızda Urûc ve Mirac etmek için ihtiyaç duyduğumuz binitlerimiz var. O binitler bizim inancımızdır, imanımızdır, heyecanımızdır. Refrefimiz ise samimiyetimizdir, ihlasımızdır, ibadetimizdir." dedi.

Peygamber efendimizin göğe yükseltildiği gece olan Mirac hakkında İLKHA'ya değerlendirmelerde bulunan İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, bu tür gün ve gecelerin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Mirac hadisesinin Hazreti Peygamber'in hayatında da Müminlerin katında da ayrı bir önemi olduğunu belirten Yılmaz, Mirac'ın, Hazreti Peygamber'in zora düştüğü, yakınlarını kaybettiği, boykota muhatap olduğu, Hüzün Yılı'nın sonunda meydana geldiğini hatırlattı.

Mirac'ın tüm bu sıkıntılar karşısında Allah-u Teâlâ'nın Hazreti Peygamberi teselli etmesi için bir armağan olarak verdiğini belirten Yılmaz, "Mirac'dan Peygamberimize, dolayısıyla ümmetine gelen armağanlar önemlidir. Mesela 5 vakit namazın farz kılınması, Peygamberimizin Allah katında kabul edilmesi, yine arada vasıta olmadan Bakara Suresi'nin son 2 ayetinin inzal buyurulması büyük hadiselerdir. Bunlar Peygamberimizi teselli ettiği kadar ümmetine de uzun süre yetecek bir tesellidir. Çünkü peygamberimiz 'Namazın müminin miracıdır' buyuruyor." şeklinde konuştu.

"Bu ilahi mucizeyi kendi gönül semamıza gerçekleştirebiliriz"

Yılmaz, "Peygamberimiz, İsra ve Mirac ile yeni bir fethe ermiş, sonrasında İslam'ın kemaline doğru mesafe kat edilmişse, aynı şekilde Müslümanların da namazla böyle bir yükselişe nail olacağı anlaşılmaktadır. Biz Peygamber değiliz. Bizim için böyle bir mucize söz konusu değildir fakat biz de onun sema katlarına gerçekleştirdiği bu ilahi mucizeyi kendi gönül semamıza gerçekleştirebiliriz. Hadis kitap ve kaynaklarında Resulullah'ın Mekke'den Kudüs'e giderken Burak ile Kudüs'ten Mirac'a çıkarken ise Refref adlı iki tane önemli, manevi binitinden bahsediliyor. Dolayısıyla bizim de gönül semamızda Urûc ve Mirac etmek için ihtiyaç duyduğumuz binitlerimiz var. Mesela Hazreti Peygamber'i nasıl 'Burak' isimli binit, Mekke'den Kudüs'e taşıdıysa bizi de taşıyacak olan binitler vardır. İşte o binitler bizim inancımızdır, imanımızdır, heyecanımızdır. Refref'imiz ise samimiyetimizdir, ihlasımızdır, ibadetimizdir. Yani Resulullah efendimizi Mirac'a ulaştıran şeyler aslında bizim de kendi semamızda uruc etmek üzere sahip olacağımız değerlerle mümkündür. Tabi ki Resulullah'ın o getirdiği çok kıymetli armağanları, hediyeleri günlük olarak bizim yaşamımız bakımından da ayrı bir anlam taşıdığını düşünüyorum." dedi.

"Namaz ve Mirac Müslümanın hayatında çok önemlidir"

Mirac gecesinde Allah'u Teâla ve peygamber efendimiz arasında geçen konuşmanın namazın rükünleri haline geldiğini hatırlatan Yılmaz, "Adeta namazımızı Mirac etmenin, namazla Mirac'ı yaşamanın mutluluğuna eriyoruz. Tahiyyatı okuduğumuzda Allah ile Peygamber aleyhiselamın selamlaşması gibi biz de bu selamlaşmayı namazımıza taşımaya çalışıyoruz. Namaz ve Mirac Müslümanın hayatında çok önemlidir. Dolayısıyla 3 ayların ikinci kandili olan Mirac, bu manada yavaş yavaş hem Ramazan'a hazırlığımızı hem ibadetlere yoğunlaşmamızı hem de gönül dünyamızı yavaş yavaş dünya kirlerinden arındırmamızın zamanı geldiğini gösteren önemli bir kilometre taşı mesabesindedir."

Mirac gecesinde yapılması gerekenler ile ilgili de tavsiyelerde bulunan Yılmaz, şunları söyledi:  "Söz konusu İsra ve Mirac olunca geceyi mümkün mertebe tevbe istiğfarlar, nafile namazlar, dualar edilmeli, Kur'an'ı Kerim okunmalı, akraba ziyareti yapılmalı ve Peygamber efendimizin Hazreti Ayşe validemize tavsiye ettiği, 'Ya Rabbi! Sen affedicisin, af etmeyi seversin; bizi de bağışla' duasını sıkça tekrar etmek gerek. Namaz hususundaki hassasiyetlerimizi belki yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Duaya ayrı bir değer vermek gerekiyor. Mirac için özel bir namazın olduğunu söylemek mümkün değil ama nafile namaz için bir sınır olmadığı için o gece bolca nafile ve kaza namazı kılarak Kur'an'ı Kerim okuyarak, tesbihatta bulunarak Cenab-ı Hakk'a yakın olmaya, Allah'ın kullarına, akrabalarımıza dostluğumuzu belirtmeye çalışmalıyız. O gün oruçlu olmalı ya da ertesi gün oruç tutarak Ramazan'ın derdinde olduğumuzu hissettirmeliyiz." diye konuştu.

"Muhacirlere ensar olmalıyız"

Yılmaz, "Böyle mübarek günlerde kendileri bunlardan uzak olduğu gibi felakete, savaşa muhatap olan veya böyle bir durumla karşı karşıya olan kardeşlerine hem fiili ve lafzi dualarını esirgememeli, destek olmalı ve onların bir an önce bundan kurtulmasını temenni etmelidir. Şu an çevremizde mülteci, muhacir olmuş, ülkeleri kan gölüne dönmüş kardeşlerimiz var. Bunlara yardım eli uzatmalıyız. Dertlerini dinlemeliyiz. Bu bizim inancımızın gereğidir. O kardeşlerimize ensar olmalıyız. Bunu üç aylar ikliminde, Mirac gecesinde yapmak ayrı bir anlam kazandırır." dedi. (Nizamettin Aşkın, Zeyd Varol- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler