​İslam'ın, piyango vb. kumar çeşitlerinin tekelleşmesine karşı olduğuna dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Muhammed Emin Yıldırım, kumarın, toplumsal düzeni ve adaleti sarstığına dikkat çekerek halkın buna karşı duyarlılık göstermesi gerektiğini belirtti

Yeni yıla zengin olarak girmeyi hayal eden milyonlarca insanın, "Milli Piyango" bayileri önünde oluşturduğu uzun kuyruklar, acı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Sözde talihlilerinin hayatını karartan piyango kumarı yetmezmiş gibi bir de gafil bir şekilde kutlanan yıl başı geceleri toplumu ifsat ediyor.

Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede adının başına "milli" ibaresi getirilerek kumar oynatılmasına halktan ve İslam alimlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

"Milli Piyango" kumarı ve yılbaşı kutlamaları hakkında İLKHA'ya değerlendirmelerde bulunan Araştırmacı-Yazar Muhammed Emin Yıldırım, devlet eliyle kumar oynatılmasının çok acı olduğunu ve bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini söyledi.

"Çok daha ciddi bir duyarlılık göstermek gerekir"

Hem Kur'an'da hem Hazreti Muhammed'in beyanlarında açık bir şekilde kumarın haram olduğunun bildirildiğini hatırlatan Yıldırım, "Bu delillerin hepsi tek bir noktada toplanıyor: İslam haksız kazancın belli ellerde tekelleşmesinin karşısındadır. Çünkü bu toplumsal düzeni de adaleti de sarsar. Acı olan tarafı şu ki, özellikle 'Milli Piyango'nun devlet eliyle yıllardır yapılan ve toplumda bir meşru işmiş gibi algılanan bir noktaya gelmesidir. Neticede kumar kötüyse ve gizli yapılan bir fiilse insanların tepkisi de ona göre şekilleniyor. Ama bir şey devlet eliyle yapılıyorsa, televizyonlarda çok masumane bir şeymiş gibi gösteriliyor. İnsanların bu noktadaki duyarlılıkları zedelenince bu toplumsal bir felakete dönüşüyor. Onun için bu noktada çok daha ciddi bir duyarlılık göstermek gerekir. Peygamberimiz, helal ve haramın belli olduğunu ve aradakilerin de şüpheli olduğunu söylüyor. Şüpheli şeylerden kaçınmanın da 'insanın dininin güzelliğinden' olduğunu söylüyor. Kaldı ki bu durum şüphe barındıracak bir şeyde değil. Yapılan şey kumar olduğu için hiçbir şüphe barındırmadan haramdır diyoruz. Bu konuda daha duyarlı olarak insanımızı uyarmak, onların daha duyarlı hale gelmeleri için bilgilendirmek zorundayız. Bununla birlikte devletin de artık bu yanlış tutuma bir son vermeleri gerektiğini, insanların ahlaki anlamda daha fazla bozulmamaları noktasında belli duyarlılıkları sergilemeleri gerektiği noktasında onlara da tavsiye niteliğinde bir şeyler söylemek durumundayız." ifadelerini kullandı

"Kazancın en güzeli insanın alın teriyle kazandığıdır"

Kumarın haksız bir kazanca neden olduğunu belirten Yıldırım, "Kumar insanların alınlarının teriyle değil, birilerinin kazancına, alın terine göz dikerek az zaman ve az emekle çok şey elde etme noktasındaki bir çabasının neticesidir. Bu da doğru bir şey değildir. Neticede kazancın en güzeli insanın alın teriyle kazandığıdır. Peygamberimiz, 'Âdemoğlu alnının teriyle kazandığından daha helal ve daha temiz bir kazanç elde edemez' demiştir. Bütün peygamberler alın teriyle kazandıklarıyla geçimlerini yaptıklarını biliyoruz. Kimisi çiftçi, kimisi çoban, kimisi demirci, kimisi marangoz, hatta sepet örüp satanlar da olmuştur. Milletin, dini anlamda ahiretlerini koruyacak insanlar olmasına rağmen hiçbirisi milletin sırtından geçinmemiştir. Onlar böyleyse bizim de toplumsal anlamda anarşiye, kargaşaya, haksız kazanca, insanların birbirine karşı kin ve nefret duymalarına sebebiyet verecek her türlü şeyden uzak durmamız lazım." dedi.

Kumar borcu sebebiyle birçok acı hadisenin yaşandığına dikkat çeken Yıldırım, "Haberlerde, etrafımızda kumar borcundan dolayı ailesinin canına kasteden, evini yakan, ailesini öldüren, sonrasında intihar eden, toplum içerisindeki konumunu düşüren bir sürü insana ve olaya şahit oluyoruz.  Bu acı hadiselerin de yaşanmaması adına, insanımızın bu illete karşı Allah resulünün bizi uyardığı, Kur'an-ı Kerim'in de 'Şeytan işi pislikler' dediği o necasetten uzak durma adına çok daha dikkatli olmamız lazım. Çünkü o duyarlılık haramlara karşı bizi daha doğru konumlandırmaya vesile olacaktır inşallah." şeklinde konuştu.

"Biz sadece bizden önce bu yolda yürüyen salihlerin ve sadıkların ayak izlerini takip edebiliriz"

 "Müslümanların en fazla dikkat edecekleri şey kendilerine özgü kimliklerini muhafaza etmeleridir." diyen Yıldırım, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Eğer biz başka din ve ideolojilerin mensuplarının değer verdikleri günlere, gecelere, sembollere önem verirsek bizim onlardan bir farkımız kalmaz. Peygamberimiz de çok ciddi şekilde bizi uyarıyor, onlara karşı duyarlı olmamız gerektiğini söylüyor ve 'Gün gelecek siz onları karış karış, kulaç kulaç takip edeceksiniz. Hatta öyle bir noktaya gelecek ki, onlar bir keler (sürüngen hayvan) deliğine girseler siz de onlarla birlikte girersiniz.' diye buyuruyor. Gerçekten Efendimizin verdiği o haberi şu anda yaşıyoruz. Ne yazık ki İslam coğrafyalarının dört bir tarafında bizimle hiç alakası olmayan yılbaşı kutlamalarına şahit olacağız. Onların bazı dini sembollerinin hayatımızda, okullarda, dükkânlarda, vitrinlerde olduğuna şahit olacağız. Bu manada kendimizi kimlik kaybımızın önünde konumlandırmamız gerekir. Biz Müslümanız, bizim taklit edeceğimiz hiçbir din olamaz. Biz sadece bizden önce bu yolda yürüyen salihlerin ve sadıkların ayak izlerini takip edebiliriz. Yoksa, Allah korusun, onlardan farkımız kalmaz. Yine Peygamberimiz, 'kim onların yaptığını yaparak onlara benzerse, o da onlardan olur.' diye uyarıyor. Ümmeti Muhammed'den olmak için kimliğimizin gereğini yerine getirmeliyiz. Bizim dini sembollerimiz, gece ve günlerimiz, bayramlarımız belli. Bunların nasıl ihya edileceği de belli. Hal böyle olunca bizim farklı bir davranışta bulunmamız Müslüman kimliğimizle uyuşmaz. Bu konuda daha ciddi bir hassasiyet göstermemiz gerekir.

"Allah'ım! İçimizdeki beyinsizlerden dolayı bizleri helak etme"

Yılbaşı adı altında yapılan kutlama rezaletlerine de değinen Yıldırım, bu tür gün ve gecelere, Müslümanların sıradan bir gün muamelesi yapmaları gerektiğini belirtti.

Yıldırım, "Bu tarz şeyler katılım göstermek, ya da evlerinde bile olsa onlara benzemek noktasında bazı adımlar atmak kimliğimizle çatışır. Belki o gece binlerin, milyonların ölçüsüz davrandığı, içkinin su gibi içildiği, her türlü ahlaksızlığın yapıldığı anlarda Musa aleyhi selamın kavmi gibi, 'Allah'ım! İçimizdeki beyinsizlerden dolayı bizleri helak etme' deyip dua etmemiz gerekir. Umumi manada ahlaksızlığın yayıldığı bir zamanda bir bela ve musibetin dünyamıza kavuşmaması adına insanlığın kefareti adına dua dua yakarmamız gerekir. O gün insanlar bu manada ölçüsüz davrandıklarında duyarlı olan insanlar, seccadelerinin başında dua halinde yüreklerinde o insanlara hidayet dileyerek bir zaman geçirmeleri gerekir. Ta ki Allah bizi daha farklı musibet ve büyük belalara muhatap kılmasın." diye konuştu. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler