Kurban Bayramı'nın arefesinde başlayan teşrik tekbirlerinin hikmetlerle dolu olduğunu söyleyen İmam Hatip Suphullah Uysal, bu tekbirlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

Kurban Bayramı arefesinde sabah namazından itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar devam eden teşrik tekbirlerinin önemine dikkat çeken, Bitlis'teki 8 Ağustos Camii İmam Hatibi Suphullah Uysal,  hikmetlerle dolu olan bu tekbirlerin ihmal edilmemesi çağrısında bulundu.

Uysal, İslam'da Müslümanların Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere iki bayramının olduğunu, Kurban Bayramı’nın en büyük özelliklerinden bir tanesinin de ‘teşrik tekbirleri’ olduğunu dile getirerek, teşrik tekbirlerinin Hazreti İbrahim’den günümüze kalan bir şiar olduğunu vurguladı.

"Teşrik tekbirleri tıpkı kurban ve haccın menasikleri gibi Hazreti İbrahim ile başlamıştır"

Uysal, "Teşrik tekbirleri tıpkı kurban ve haccın menasikleri gibi Hazreti İbrahim (aleyhisselam) ile başlamıştır. Hazreti İbrahim, oğlu Hazreti İsmail’i samimiyet ve teslimiyet ile tam keseceği sırada, Allah (celle celalühü), onların imtihandan geçtiğini, bu imtihandan geçtikten sonra onlara bir kurbanlık koç hediye edileceğini beyan ediyor. Allah'ın emirlerini hızlı bir şekilde yerine getiren Cebrail (aleyhisselam), kanatlarıyla koçu getirirken, gökten sesleniyor, ‘Allâhü ekber Allâhü ekber Allâhü ekber’ bu üç tekbiri getirirken hem Allah'ın büyüklüğünü söylüyor hem de İbrahim aleyhisselama mesaj veriyor. ‘Bekle, sabret, sana yetişiyorum…' diyor. Dikkati çeken İbrahim aleyhisselam, Cebrail aleyhisselama dönüp baktığı zaman, o da ona karşılık olarak, ‘Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’ diyor. Arkasından da Hazreti İsmail aleyhisselam da ‘Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd’ diyor. Burada Hazreti Cebrail aleyhisselamın söylediği tekbirin anlamı ayrı, Hazreti İbrahim aleyhisselamın söylediği tekbirin anlamı ayrı, Hazreti İsmail aleyhisselamın da söylediği tekbirin anlamı ayrıdır. Ama hepsi birbirini tamamlayan şeylerdir." dedi.

Teşrik tekbirleri Şafii mezhebinde sünnet, Hanefi mezhebinde ise vaciptir

Uysal, şunları söyledi: "Teşrik tekbirleri mezhepler arası ufak tefek farklılık gösterse de Şafii mezhebinde sünnet, Hanefi mezhebinde ise vaciptir.  Bunu söylemek her halükarda dinimizin şiarlarından olduğu için bunun devam ettirilmesi gerekiyor. Teşrik tekbirleri arefe günü sabah namazında başlayıp, bayramın dördüncü günü ikindi namazının bitimine kadar devam eder. Bunlar Müslümanlar içerisinde güzel şeylerdir. Müslümanlar bunu her zaman ve her yerde söylemeleri gerekiyor. Peygamber Efendimiz (aleyhisselatu vesselam) Hazreti Ali ve Ammar bin Yasir’e, ‘Gidin bunu caminin girişinde Müslümanlara öğreten.’ emrini veriyor. O gün bugündür Elhamdülillah Müslümanlar da Peygamber Efendimize ve Allah'a duydukları sevgi, kendi aralarındaki şefkatten, birlik ve beraberliğinden bu şiarı devam ettiriyorlar."

"Müslümanların arasında bunu devam ettirmek bizim görevimizdir"

Bitlis’te de halk arasında bu şiarın devam ettirildiğini hatırlatan Uysal, hikmetler dolu olan teşrik tekbirlerini devam ettirmenin her Müslüman’ın görevi olduğunu ifade etti.

Uysal, "Bayramlarımız sevinç günleri olduğu gibi aynı zaman da zikir günleridir. Rabbim, bunu halkının içerisinde bir daha terk edilmeyecek şekilde devam ettirsin. En güzel şekilde Müslümanların arasında bunu devam ettirmek bizim görevimizdir." diye konuştu. (Şükrü Tontaş-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler