İhsan Süreyya Sırma: Müslümanları parçalayan ırkçılık ve milliyetçiliktir
Müslümanların arasındaki kardeşliği yok eden etkenin ırkçılık ve milliyetçilik olduğuna dikkat çeken İslam Tarihçisi Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, ümmetin yeniden dirilişi Kur’an ve sünnetle mümkün olabileceğini vurguladı.
İslam ümmetinin bölünmüşlüğü ve içinde bulunduğu çıkmazı İLKHA muhabirine değerlendiren Süreyya Sırma, milliyetçilik ve ırkçılığın aynı hastalık olduğunu söyledi.
Avrupa, Fransız devrimine dayanarak Müslümanların kafasına milliyetçiliği soktuğunu dile getiren Süreyya Sırma, Sultan Abdülhamid’in devrilmesinin de asıl sebebinin ırkçılık ve milliyetçilik olduğunu ifade etti.
“Milliyetçilik ile ırkçılık aynı şeydir”
Süreyya Sırma, “Geçmişte saltanat, saltanata ilaveten milliyetçilik, özellikle milliyetçilik diyorum ki anlaşılsın. Bazıları diyorlar ki ‘Milliyetçilik iyidir de ırkçılık kötüdür.’ benim kanaatime göre bu muğalatadır. Milliyetçilik ile ırkçılık aynı şeydir. Tarihimizde bütün Müslüman ve gayrimüslim kavimler, milliyetçilik yapmışlar ve tarihleriyle oynamışlar.” dedi.
“Milliyetçilik, Avrupa’dan Müslümanların kafasına sokuldu”
Milliyetçiliğin tarihi sürecine dikkat çeken Süreyya Sırma, “Avrupa'da da oldu. Özellikle Avrupa'da, Fransız devrimi 1789'dan sonra kavimler birbirini çok öldürdü. Müslümanlarda da 19’uncu yüzyılda, Avrupa'dan İslam ülkelerine milliyetçilik gelince, bütün Müslüman coğrafyasında bir milliyetçilik akımı başladı ve bu milliyetçilik akımı koca Osmanlı Devleti'nin yıkımına kadar gitti. Sultan Abdülhamid'in devrilmesi meselesinin asıl sebebi budur. Avrupa, Fransız devrimine dayanarak, Müslüman kavimlere, ‘Sen Arap’sın, sen Türk’sün, sen Kürd’sün, sen Laz’sın diye onların kafalarına milliyetçiliği soktu. Onlar da İslam uhuvvetini bırakarak, kendi kanlarına döndüler.” ifadesini kullandı.
“Hiç kimsenin kanında ırkı yazılmaz”
“Fakat ben hep şunu söylüyorum. Dünyada kimin kanını alırsanız alın, onu götürüp laboratuvarda incelediğinizde hiçbirinde Arap, Türk, Kürd, Fransız, İngiliz yazmaz.” diyen Süreyya Sırma, şunları söyledi:
“Ne yazar? Alyuvarlar, akyuvarlar. Allah onları öyle yaratmış. Ama hiç kimsenin ırkı yazmaz. Onun için ırkları Allah (Celle Cellaluhu), gönderdiği Peygamberler vasıtasıyla İslam'ı, Allah'ın vahdaniyetini anlatarak, onları hangi ırktan olursa olsun birleştirmeye çalışmış ve birleşmiş de tarih içerisinde. Ama daha sonra yine şeytana uyarak kendi kanlarını öne sürünce, ayrılıp gitmişler ve bugüne kadar öyle devam ediyor.”
“Ümmetin çözüm reçetesi Kur’an ve sünnettir”
Ümmetin yeniden çözüm reçetesinin Kur’an ve sünnet olduğunun altını çizen Süreyya Sırma, “Ümmetin yeniden bir araya gelebilmesi için, belki biraz bana kızacaksınız ama ümmetin kendini rektifiye etmesi lazım. Gerçekten ben, Allah'ın, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Vessellem” ile gönderdiği Müslüman tipi miyim değil miyim? diye kendini gözden geçirmesi lazım. O zaman anlayacak. Yani kendisini Arap, Türk, Kürd, Ermeni, Fransız, İngiliz, diye değil; inanç olarak gözden geçirecek. Bunun ölçüsü de malum olduğu üzere Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Aleyhisselam’ın sünnetidir. Bu iki kaynağa göre kendimizi gözden geçirirsek, dünyada barış olur.” diye konuştu. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Malatya'da 2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle öğrenciler karne sevinci yaşadı. Öğrenciler, yaz tatilinde yapacaklarını ve gelecekte kurdukları meslek hayallerini anlattı.
Trafik kazalarında dikkat edilmesi gereken hususlar, sigorta ve kasko işlemlerinin işleyişi hakkında konuşan Avukat Muhammed Harun Vergili, meydana gelen kazalarda tarafların talep edebileceği haklar, alabileceği tazminat kalemlerine dair önemli açıklamalarda bulundu.
Malatya'da yaklaşık yarım asırdır döşemecilik yapan Murat Gürsoy, eski mobilyaların kalitesine dikkat çekerek tamiratın yeni ürün almaktan daha ekonomik ve uzun ömürlü olduğunu söyledi.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Hüseyin Sudan, Muharrem ayının ve Aşura gününün İslam’daki önemine dikkat çekerek, bu günün hem manevi açıdan büyük faziletler taşıdığını hem de Kerbela hadisesi nedeniyle derin bir anlam barındırdığını söyledi.