​27 milyonluk nüfusunun 20 milyonunun yardıma muhtaç olduğunu belirten İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, "Yemen toprakları, son yıllarda Çin ile Amerika arasında yapılan büyük ekonomik savaşın bir kurbanıdır." ifadesine dikkat çekti.

Suudi ve müttefiklerinin 2015’ten beri Yemen’e başlattıkları saldırılarda şimdiye kadar 14 bini aşkın sivil hayatını kaybetti. Saldırılarda Yemen’in altyapısı da yüzde 80 oranında kullanılamaz hale gelirken ülkede beslenme ve sağlık koşulları nedeniyle de ciddi sayıda ölüm vakaları yaşanıyor.

Suudi önceliğindeki koalisyonunun kıskaca aldığı Yemen hakkında İLKHA’ya değerlendirmelerde bulunan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Yemen'in ABD ve Çin arasındaki ekonomik savaşa kurban edildiğini, İslam ülkelerinin de yaşanan drama sessiz kaldığını belirtti.

Yıldırım, "Yemen toprakları son yıllarda Çin ile Amerika arasında yapılan büyük ekonomik savaşa kurban edildi. Özellikle deniz, kara ve ipek yolunun bu topraklarda kilitlenmesi, Çin’in ve Amerika’nın bu bölgedeki aktif hareketliliğine sebep oldu." ifadelerine dikkat çekti.

Yaşanan bu hareketliliğin sonucunda da vekâlet savaşlarının gerçekleştiğini ve Yemen halkının bundan ciddi şekilde etkilendiğini belirten Yıldırım, savaş sonucunda 27 milyon 400 bin nüfusu olan Yemen’de insanların açlık ve susuzluk içerisinde hayatlarını devam ettirmeye çalıştığını belirtti.

Bu insanlardan 21 milyonunun yardıma muhtaç olduğunu ve bunların içerisinde yoğun bir şekilde hastalıklara maruz kalan insanların olduğunu belirten Yıldırım, insanların yetersiz beslenmeden dolayı hayatlarını kaybettiğini ifade etti.

"İİT harekete geçerek bu durumu Birleşmiş Milletlere taşınması gerekiyor"

Yetersiz beslenmeden dolayı da çoğunluğu çocuk olmak üzere 2 milyondan fazla insanın ölüm riski taşıdığını ve şu anda 9 milyon 800 bin kişinin acil yardıma ihtiyacı olduğunu hatırlatan Yıldırım, "Bizler savaşın başladığı günden bu yana yardımlarımızı devam ettirmeye çalışıyoruz. Ama orada ne yazık ki Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tavrından dolayı bu yardımları artık uluslararası hukuka aykırı bir şekilde engelleniyor. Buna rağmen hem Sünnilerin hem Zeydilerin olduğu bölgelere yardımlarımızı ulaştırma gayreti içindeyiz. Bu yardımlar oradaki insanlara çare olmuyor. Çünkü bütün yolları kapatmış durumdalar. Bu sebeple uluslararası bir toplantının olması gerekiyor. Özellikle İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) harekete geçerek bu durumu Birleşmiş Milletlere (BM) taşınması gerekiyor. Cenevre sözleşmesine dayalı olarak savaşın her iki tarafına olduğu topraklara yardımın gidebilmesi için yolların açılması gerekiyor."

"Uluslararası hukukun devreye konulması aciliyet arz ediyor"

"Yemen’in bilinmeyen bir özelliği de Filistin halkına en çok yardımı yapan ülkelerden birisi olmasıdır." diyen Yıldırım,  "Yemen halkının bu durumda olması, Mısır’ın son durumu, Sisini zalimliği ile birleşince Filistin topraklarını daha da fazla kaybetmeye başladı. Onun için Yemenin bir an önce rahata kavuşması lazım. Özellikle Türkiye’nin arabuluculuğuyla İran ve Suudi Arabistan’ın masaya oturması ve bölgede bu savaşın sonuçlandırılması için kararlar araması gerekir. Bununla birlikte yolların açılabilmesi için uluslararası hukukun devreye konulması aciliyet arz ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Suudi toprakları içerisinde Yemen aşiretlerinin de olduğunu söyleyen Yıldırım, "Ayrıca bölgede Suudi Arabistan ve benzeri yerlere yüklenen bir takım görevler var. Çin’in ekonomik savaşta öne geçmemesi için Amerika’nın İpekyolu'nu kontrol etme gayreti var. Bunu da iki büyük güç, Ortadoğu’daki kendine yakın ülkelerle yapıyor." diye konuştu.

"Müslümanların bir an önce uyanması lazım"

Bölgede Yemen ve Suriye'yi kapsayacak bir çözüm önerisinin gerçekleşmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Aksi takdirde provokasyona açık, kullanıma müsait toplulukların varlıklarıyla da buralar hep savaş bölgesi olmaya mahkûm olacak. Bunun karşılığında da daha çok masum kadınlar ve çocuklar ölecek. Parası olup siyasette güçlü olanlar gerektiğinde yer değiştirip sermayelerini başka yere götürebilecekler ama halklar kurban olacaklar. Onun için Müslümanların bir an önce uyanması lazım. Müslümanlar bir an önce kurmalı ve ‘Bu topraklarda kendi meselemizi kendimiz çözeriz. Burada Amerika’nın Çin’in Rusya’nın ya da herhangi bir emperyalist devletin ve özellikle siyonist israilin müdahalesine fırsat vermeyeceğiz’ diyecek bir irade bir idare ve güç birliğine ihtiyaç var. Bunu yapacak olanlar tarihe yazılacak, yapmayacak olanlar da tarihte sadece unutulacak isimler arasına girecek"

İslam dünyasının bu duruma karşı tutumunu da değerlendiren Yıldırım, "Ne yazık ki üzülerek söylüyorum; artık İslam dünyasındaki bu mezhep kavgası kavramı, beyinlerin en ücra köşelerine yerleşmiş. Bunu konuşmaya insanlar cesaret edemiyor ama bunun sonuçları hepimizi üzüyor. Yemen’de, Suriye’de ne yazık ki 'mezhep kavgası', 'selefi-sufi kavgası', 'etnik kavga'; bu üç fay hattında devam etmekte ve bu sebeplerden dolayı da hangi mezhep hangi ülkede yoğunsa orası ile ilgili tepkiler ona göre şekilleniyor." dedi.

"Bu ateş hepimizi yakar"

İslam dünyasının zalime karşı mazlumun yanında yer alması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Suriye’de nasıl zalime karşıysak, Yemen'de de zalime karşı olmak zorundayız. Bu konu henüz İslam dünyası ve Müslüman halkın kabul ettiği yeterlilikte değil. Hepimiz anlayışlarımız ve yetiştirme tarzımızın kurbanıyız. Eğer bu düzeltilmezse bu ateş hepimizi yakar." şeklinde konuştu. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler