Çocuklarda göz kayması "büyüyünce geçer" mi?
Uzmanlar, görme sisteminin gelişmeye devam ettiği çocukluk döneminde gözlerin birlikte çalışamamasının, bazı çocuklarda göz tembelliğinin gelişmesine de eşlik edebildiğine dikkat çekiyor.
Çocuklarda zaman zaman fark edilen göz kayması, aileler tarafından “yaşı ilerledikçe düzelir” düşüncesiyle beklenebiliyor. Oysa şaşılık yalnızca gözlerin dışarıdan farklı görünmesine neden olan bir durum değil.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hasan Sami Kepenek, sürekli veya tekrarlayan göz kaymalarının değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, “Çocukluk döneminde beyin iki gözden gelen görüntüleri birlikte kullanmayı öğrenir. Gözlerden biri sürekli farklı bir yöne kaydığında beyin, çift görmeyi önlemek amacıyla o gözden gelen görüntüyü baskılayabilir. Bu durum devam ederse kayan gözde görme gelişimi olumsuz etkilenebilir.” dedi.
Şaşılık yalnızca gözlerin görünümüyle ilgili değil
Şaşılığın, iki gözün aynı hedefe birlikte yönelmesini sağlayan göz hizasının bozulması olarak tanımlandığını aktaran Kepenek, "Bir göz karşıdaki hedefe bakarken diğer göz içe, dışa, yukarı veya aşağı yöne kayabiliyor. Bu kayma bazı kişilerde sürekli görülürken bazılarında yalnızca belirli zamanlarda ortaya çıkabiliyor. Çocukluk çağında şaşılığın önem taşımasının nedenlerinden biri, görme sisteminin henüz gelişim aşamasında olması. Gözlerin aynı hedefe yönelmediği durumlarda beyne birbirinden farklı görüntüler ulaşabiliyor. Çocuk beyni bu duruma uyum sağlamak amacıyla kayan gözden gelen görüntüyü baskılayabiliyor." dedi.
Op. Dr. Hasan Sami Kepenek, “Şaşılığı yalnızca kozmetik bir farklılık olarak değerlendirmemek gerekir. Çocuklarda asıl değerlendirilmesi gereken konulardan biri, iki gözün görme gelişiminin nasıl ilerlediği ve şaşılığa göz tembelliğinin eşlik edip etmediğidir.” ifadelerini kullandı.
Çocuk bir gözünün az gördüğünü fark etmeyebilir
Göz tembelliğinin aileler tarafından fark edilmesini güçleştiren durumlardan birinin, çocuğun günlük yaşamında belirgin bir görme sorunu göstermeyebilmesi olduğunu aktaran Kepenek, bir göz diğerine göre daha az görse bile iyi gören gözün günlük görme ihtiyacının büyük bölümünü karşılayabildiğini söyledi.
Bu nedenle çocuğun, iki gözü arasındaki görme farkının kendisinin de farkında olmayabildiğini aktaran Kepenek, “Çocuğun televizyonu görmesi, oyuncakları seçebilmesi veya günlük aktivitelerini sürdürebilmesi her iki gözünün de eşit düzeyde gördüğünü göstermez. Bir göz iyi görüyorsa diğer gözdeki görme azlığı uzun süre fark edilmeyebilir. Göz tembelliğinin bazı çocuklarda ancak göz muayenesinde belirlenebilmesinin nedenlerinden biri budur.” şeklinde konuştu.
Göz kaymasının arada bir olması önemsiz olduğu anlamına gelmiyor
Kepenek, "Şaşılık her çocukta sürekli ve kolay fark edilebilir şekilde ortaya çıkmıyor. Bazı çocuklarda göz kayması özellikle yorgunken, hastayken veya dikkatin azaldığı dönemlerde daha belirgin hale gelebiliyor. Gözlerden birinin içe veya dışa kaymasının yanı sıra çocuğun bakarken başını sürekli belirli bir yöne çevirmesi veya eğmesi, bir gözünü kapatması ya da kısması gibi davranışlar da gözlerin birlikte çalışmasıyla ilgili bir sorunun işareti olabiliyor." diye ekledi.
Op. Dr. Hasan Sami Kepenek, şöyle devam etti:
“Aileler bazen kaymanın yalnızca ara sıra görülmesini önemli bir sorun olmadığı şeklinde yorumlayabiliyor. Kaymanın sürekli veya aralıklı olması şaşılığın değerlendirilmesinde kullandığımız özelliklerden biridir. Tekrarlayan bir kayma fark edildiğinde göz muayenesiyle değerlendirilmesi önemlidir."
Şaşılık muayenesinde sadece kaymanın yönüne bakılmıyor
Şaşılık değerlendirmesinin yalnızca gözün içe mi yoksa dışa mı kaydığının belirlenmesinden oluşmadığını vurgulayan Kepenek, muayenede gözlerin hizalanması ve hareketleri, kaymanın yönü ve derecesi, sürekli veya aralıklı olup olmadığının, her iki gözün görme düzeyi ve kırma kusurları birlikte değerlendirildiğini kaydetti.
Kepenek, "Çocuklarda değerlendirilmesi gereken önemli noktalardan biri de göz tembelliğinin bulunup bulunmadığı. Bazı şaşılık türleri hipermetropi gibi kırma kusurlarıyla ilişkili olabildiğinden ayrıntılı gözlük muayenesi de değerlendirme sürecinde yer alıyor. Şaşılığın ne zaman başladığı ve eşlik eden başka bir göz sorununun bulunup bulunmadığı da izlenecek yaklaşımın belirlenmesinde önemlidir." diye konuştu.
Göz tembelliği tedavisi ile şaşılık tedavisi aynı şey değil
Şaşılığa göz tembelliği eşlik ettiğinde iki durumun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kepenek, "Göz tembelliği bulunan bazı çocuklarda daha iyi gören gözün belirli sürelerle kapatılması veya uygun olgularda farklı yöntemlerle daha az gören gözün kullanılmasının desteklenmesi gündeme gelebiliyor. Ancak kapama tedavisi doğrudan gözün anatomik olarak hizalanmasını sağlamayı değil, daha az gören gözün görme gelişimini desteklemeyi amaçlıyor." ifadelerini kullandı.
Op. Dr. Hasan Sami Kepenek, “Ailelerin kapama tedavisinin amacını doğru bilmesi önemlidir. Göz tembelliği ve şaşılık birbiriyle ilişkili olabilse de aynı durum değildir. Kapamanın süresi ve uygulanma biçimi de çocuğun yaşı, iki göz arasındaki görme farkı ve takipte elde edilen bulgular doğrultusunda belirlenir.” dedi.
Her şaşılık tedavisinde cerrahi gerekmeyebilir
Şaşılığın tedavisinde tek bir yöntemin bulunmadığını söyleyen Kepenek, "Gözlük, göz tembelliğine yönelik uygulamalar ve bazı durumlarda prizmatik camlar tedavi planının bir parçası olabiliyor. Kaymanın özelliklerine göre göz kaslarına yönelik cerrahi yöntemler de değerlendirilebiliyor. Prizmatik camlar gözlerin anatomik konumunu değiştirmiyor; görüntünün göze ulaşma yönünü değiştirerek özellikle belirli durumlarda çift görmenin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Bu nedenle her şaşılık türünde kullanılmıyor. Cerrahi gerektiğinde ise işlem doğrudan göz küresine değil, gözün hareketlerini sağlayan kaslara yönelik gerçekleştiriliyor. Kaymanın yönü ve derecesine göre belirlenen kasların etkisinin değiştirilmesiyle gözlerin hizasının düzenlenmesi amaçlanıyor." diye konuştu.
“Şaşılık tanısı konulması doğrudan ameliyat gerektiği anlamına gelmez.” diyen Op. Dr. Hasan Sami Kepenek, “Kaymanın türü ve derecesi, hastanın yaşı, kırma kusurları, her iki gözün görme düzeyi ve göz tembelliğinin bulunup bulunmaması tedavi planını etkiler. Bazı hastalarda gözlük veya göz tembelliğine yönelik tedaviler öncelikli olabilirken bazı şaşılık türlerinde cerrahi değerlendirme gerekebilir.” ifadelerini kullandı.
“Büyüyünce düzelir” düşüncesi göz muayenesini geciktirmemeli
Kepenek, "Çocuklarda fark edilen göz kaymasının yaş ilerledikçe kendiliğinden ortadan kalkacağı düşüncesi, değerlendirme sürecinin ertelenmesine neden olabiliyor. Oysa özellikle görme gelişiminin devam ettiği dönemde şaşılığa göz tembelliğinin eşlik edip etmediğinin belirlenmesi önem taşıyor." dedi.
Her göz kaymasının aynı nedenden kaynaklanmadığını ve aynı şekilde ilerlemediğini belirten Op. Dr. Hasan Sami Kepenek sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocuklarda göz kaymasının görünür olması bize yalnızca şaşılığın varlığı hakkında bilgi verir. Bunun görme gelişimini etkileyip etkilemediğini, göz tembelliğinin bulunup bulunmadığını ve hangi yaklaşımın gerekli olduğunu ise ayrıntılı göz muayenesiyle değerlendirebiliriz. Bu nedenle sürekli veya zaman zaman tekrarlayan bir göz kaymasını yalnızca ‘büyüyünce geçer’ düşüncesiyle beklemek yerine değerlendirmek önemlidir.” (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Dersini veya oyununu bölmek istemediği için tuvalete gitmeyen, okul tuvaletini kullanmaktan kaçınan ya da tuvalet ihtiyacı oluşmasın diye gün içerisinde su tüketimini azaltan çocuklarla sık karşılaşılabiliyor. Zaman zaman görülen bu davranışların alışkanlığa dönüşmesi ise mesanenin düzenli boşaltılmasını etkileyerek idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlığı artırabilir.
Şanlıurfa'da toplam 8,5 milyar lira tutarındaki 16 sağlık tesisinin yapımı devam ediyor. Yatırımlar kapsamında yeni hastaneler, aile sağlığı merkezleri, güçlendirilmiş göçmen sağlığı merkezleri ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarının hizmete alınması hedefleniyor.
Uzmanlar, bipolar bozukluk ve şizofrenide tedaviye uyumun yalnızca hastanın ilaçlarını düzenli kullanma isteğiyle açıklanamayacağını söylüyor.