Diş sağlığının korunmasında doğru bakım alışkanlıkları önem taşıyor
Uzman Dr. Esra Plancı, diş sağlığının korunmasında doğru fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli diş hekimi kontrollerinin önemine dikkat çekerek süt dişlerinin erken kaybedilmesinin kalıcı dişlerin dizilimini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Ağız ve diş sağlığının korunmasında doğru bakım alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Dişlerin yanlış fırçalanması, diş ipinin ihmal edilmesi, şekerli ve asitli gıdaların sık tüketilmesi diş sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Uzman Dr. Esra Plancı, diş sağlığının korunmasına yönelik bakım yöntemleri, beslenme alışkanlıkları, diş hekimi kontrolleri ve çocuklarda süt dişlerinin önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Uzman Dr. Esra Plancı
Diş sağlığını korumak için yapılan en yaygın yanlışlardan birinin dişleri yanlış fırçalamak olduğunu belirten Dr. Plancı, “Hastalarımız bazen sadece diş fırçalamanın yeterli olduğunu düşünüyor. Dişlerimizi fırçalıyoruz ancak bazı hastalar yalnızca dişlerin görünen yüzlerini fırçalıyor. Oysa bizim için dişlerin ara yüzleri de arka yüzleri de çok önemli. Dişlerimizi sabah ve akşam düzenli olarak fırçalamamız gerekiyor. Mümkünse florürlü bir diş macunu kullanmamız ve dişlerin ara yüzeyleri için diş ipinden yararlanmamız gerekiyor. Buna dikkat etmek gerekiyor. Bir diğer yanlış da bazı hastaların dişlerini fazla fırçalaması. Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi dişleri fazla fırçalamak da zararlıdır. Çünkü bu durum dişlerimizde aşınmaya sebep olabilir.” dedi.
Şekerli ve asitli gıdaların diş çürüğü riskini artırdığına dikkati çeken Plancı, “Diş çürüğüne neden olan etkenlerden biri, şekerli gıdalarla beslenen bakterilerin ürettiği asitlerdir. Şekerli gıdalar ve asitli içecekler diş çürüğü riskini gerçekten artırıyor. Şekerli ve yapışkan yiyecekleri tükettikten sonra, mümkünse yarım saat sonra dişlerimizi fırçalamamız gerekiyor. Bu tür gıdaları çok sık tüketmemeliyiz. Bununla beraber diş sağlığını olumlu yönde etkileyen gıdalar da var. Kalsiyum içeren süt, yoğurt ve peynir gibi besinleri daha sık tüketmek, gün içinde bol bol su içmek diş sağlığı açısından faydalıdır. Su, ağız içindeki kalıntıların uzaklaştırılmasına da yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.

“Diş ipi ve ara yüz fırçaları ihmal edilmemeli”
Dişlerin ara yüzlerinin temizlenmesinin önemini vurgulayan Plancı, “Sadece diş fırçalamak gerçekten yeterli değildir. Çünkü dişleri sıkışık olan hastalarda diş fırçası her yere yeteri kadar ulaşamıyor. Daha önce de belirttiğim gibi dişlerin ara yüzlerini temizlemek çok önemli. Bunun için hastalarımıza diş ipi öneriyoruz. Bazen de küçük ara yüz fırçaları dediğimiz fırçaları önerebiliyoruz. Ağız çalkalama suları ise biraz tartışmalı bir konu. Bunların çok gerekli olduğunu söyleyemem. Bazı hastalarda geçici olarak ağız çalkalama sularını öneriyoruz. Bunların da içerikleri farklı. Örneğin diş eti hastalığı olanlara belirli bir süre ağız çalkalama suyu önerebiliriz. Ağzında çok fazla çürük bulunan hastalara ise florürlü ağız çalkalama suları önerebiliriz. Bu ürünlerin belirli dönemlerde kullanılmasını tavsiye edebiliriz ancak rutin olarak her zaman kullanılmaları şart değildir.” şeklinde konuştu.
Diş beyazlatma işlemlerinin diş hekimi kontrolünde yapılması gerektiğini belirten Dr. Plancı, "Profesyonel diş beyazlatma dediğimiz, diş kliniklerinde yapılan beyazlatma işlemlerinde bu amaçla özel olarak kullanılan ajanlar tercih ediliyor. Bu işlemde dişin rengi kimyasal olarak açılıyor. Ancak diş hekiminin söylediklerine dikkat edilirse diş yüzeyinde bir aşınma meydana gelmez ve dişe zarar verilmez. Bunun yanında ev tipi beyazlatıcı ürünler, özellikle bilinçsiz ve yanlış kullanıldıklarında, diş yüzeyine zarar verebilir. Bunlar profesyonel olmayan, hastaların evde kendi kendilerine uyguladıkları ürünlerdir. Limon, karbonat veya diş beyazlatıcı macunlar çok sık kullanılıyor. Bunlar dişin yüzeyini aşındırıp çizebilir. Mümkünse diş beyazlatma işleminin diş kliniğinde, diş hekimi kontrolünde yapılması çok daha güvenlidir.” dedi.

“Diş hekimi kontrolleri hastaya göre planlanmalı”
Diş hekimi kontrollerinin düzenli yapılması gerektiğini ancak kontrol aralıklarının hastanın ağız ve diş sağlığına göre değişebileceğini ifade eden Dr. Plancı, “Rutin olarak altı ayda bir diş hekimi kontrolünü öneriyoruz ancak bu durum hastadan hastaya değişir. Ağzında çok fazla çürük bulunan ve ortodontik tedavi gören hastaları daha sık görmek isteriz. Çünkü bazen başlangıç seviyesindeki çürükler, hastamızda herhangi bir şikâyete neden olmadan bizim tarafımızdan tespit edilebiliyor. Bu tür hastaları daha erken aralıklarla görmek isteriz. Ancak ağız bakımı çok iyi olan, ağız hijyenini başarılı bir şekilde sağlayan hastalarda kontrol aralıklarını biraz açıp periyotları uzatabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Anne babaların süt dişlerinin sağlığına gereken önemi vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Plancı, “Bazen anne babalar süt dişlerini çok önemsemiyor. Nasıl olsa altından kalıcı dişler gelecek diye düşünebiliyorlar. Ancak süt dişleri bizim için bir rehberdir. Özellikle ortodontik açıdan süt dişlerinin belirli bir yaşa kadar ağızda kalmasını istiyoruz. Süt dişlerinin çürük nedeniyle, travma veya başka sebeplerle erken kaybedilmesi bizim için çok büyük bir problemdir. Alttan gelen kalıcı diş, rehberliğini kaybediyor. Bu durumda dişler ya çıkamıyor ya da çapraşık çıkabiliyor; çenelerde darlık gibi sorunlar oluşabiliyor. Mümkünse ilk süt dişi çıktığı andan itibaren bu dişlerin ebeveyn kontrolünde fırçalanmasını istiyoruz. Çocuğumuzun dişi altı aylıkken bile çıksa, dişin macunsuz da olsa temizlenmesini istiyoruz. Hastalara önerim, ‘Nasıl olsa süt dişi’ deyip geçmemeleri ve çocuklarını 6-7 yaşından itibaren ara ara diş kliniğine getirerek dişlerini kontrol ettirmeleridir.” diye konuştu.

“Diş çapraşıklığında genetik ve çevresel faktörler etkili”
Dişlerin çapraşık çıkmasında hem genetik hem de çevresel faktörlerin etkili olduğunu belirten Dr. Plancı, “Dişlerin çapraşık çıkmasının hem genetik hem de çevresel nedenleri olduğunu söyleyebiliriz. Çevresel nedenlerden biri, daha önce bahsettiğim gibi süt dişlerinin erken kaybedilmesidir. Süt dişleri erken kaybedildiğinde alttan gelen kalıcı dişler rehberliğini kaybediyor. Bu durumda diş çıkana kadar o dişin yeri kapanmış olabiliyor. Böylece diş çapraşık çıkabilir, hiç çıkmayabilir veya gömülü kalabilir. Genetik faktörler de bu konuda etkili. Bazen anneden küçük çene, babadan büyük diş gibi genetik özellikler aktarılabiliyor. Çocuğun çenesi küçük, dişleri büyükse dişler çeneye sığmayacaktır.” dedi.
Çene ve diş gelişimini etkileyen çevresel etkenlere de değinen Dr. Plancı, “Ağızdan nefes almak, çocukluk dönemindeki ağız alışkanlıkları, biberonun çok uzun süre kullanılması, ağzı açık uyumak ve parmak emmek gibi durumlar çene ve diş yapısını bozabiliyor. Yani dişlerin ve çenelerin gelişiminde hem genetik hem de çevresel birçok faktör etkili oluyor.” ifadelerini kullandı. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Şanlıurfa'da göğüs ağrısı ve çarpıntı şikâyetiyle hastaneye başvuran 39 yaşındaki hasta, iki kez kalbinin durmasının ardından gerçekleştirilen acil bypass ameliyatıyla hayata tutundu.
Diyarbakır’ın Silvan ilçesindeki Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi'nde, 10 yılı aşkın aranın ardından beyin ve sinir cerrahisi ameliyatı gerçekleştirildi. Bel ve bacak ağrısı şikayeti bulunan hasta, yapılan operasyonun ardından taburcu edildi.
Zayıflama amacıyla kullanımı yaygınlaşan "semaglutid" iğnelerinin hekim kontrolü olmadan kullanılmaması gerektiğini belirten Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, ilacın pankreatit, safra kesesi sorunları, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve kan şekerinin aşırı düşmesi gibi risklerine karşı uyardı.