Uzmanından horlama ve uyku apnesi hakkında uyarılar
Prof. Dr. Erdal Seren, özellikle gece boyunca nefes durmalarıyla seyreden uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri olan horlamanın, farkında olmadan sağlığı tehdit edebildiğini belirtti.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Erdal Seren, horlama ve uyku apnesi hakkında önemli bilgiler verdi.
Toplumda oldukça yaygın görülen horlamanın, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendirildiğini belirten Seren, "Ancak horlama basit bir uyku alışkanlığından çok daha fazlasını ifade ediyor. Özellikle gece boyunca nefes durmalarıyla seyreden uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri olan horlama, farkında olmadan sağlığı tehdit edebiliyor." dedi.
Seren, "İleri yaş, kilo artışı ve yaşam tarzına bağlı faktörlerle görülme sıklığı artan bu sorun, yalnızca kişinin değil aynı ortamı paylaştığı aile bireylerinin de uyku kalitesini bozuyor. Tedavi edilmediğinde ise yüksek tansiyondan kalp ve damar hastalıklarına, diyabetten gündüz aşırı uyku haline kadar birçok problem zemin hazırlayabiliyor." diye ekledi.
Sürekli horluyorsanız nedeni araştırılmalı
Uyku sırasında üst solunum yollarındaki kasların gevşemesi sonucu hava yolunun daralmasıyla ortaya çıkan horlamanın, vücudun yeterli oksijen alamadığını gösterebilen önemli bir bulgu olduğunu ifade eden Seren, "Yumuşak damağın ve küçük dilin uzun olması, bademcik ve geniz eti büyüklüğü, burun tıkanıklıkları ile fazla kilo gibi faktörler horlamaya neden olabilir. Ara sıra görülen horlama çoğu kişi için önemli bir sorun oluşturmasa da, sürekli hale gelmesi ve uykuda nefes durmalarıyla birlikte seyretmesi durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerekir." ifadelerini kullandı.
Uyku apnesinin göz ardı edilmemesi gereken 8 belirtisi
Uyku apnesi bulunan kişilerin, gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabileceğini söyleyen Seren, bunun sonucunda şu belirtilerin ortaya çıkabileceğini aktardı:
"Horlama
Gece boğulma hissiyle uyanma
Çarpıntı
Sık idrara çıkma
Sinirlilik ve depresif ruh hali
Gün içinde sürekli uyku hali ve halsizlik
Dikkat eksikliği ve performans düşüklüğü
Sabah baş ağrısı"
Uzun dönemde tedavi edilmeyen uyku apnesinin; yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, felç, tip 2 diyabet ve ani ölüm riskini artırabildiğini belirten Seren, "Ayrıca horlama yalnızca hastayı değil, aynı odada uyuyan kişileri de etkileyerek uyku kalitesini düşürmekte; kronik yorgunluk, stres ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olabilmektedir." dedi.
Kesin tanı için uyku testi şart
Hastalığın tanısında en önemli yöntemlerden birinin, uyku laboratuvarında gerçekleştirilen polisomnografi; yani uyku testi olduğunu kaydeden Seren, "İncelemede kişinin gece boyunca solunum hareketleri, oksijen düzeyi, kalp ritmi, beyin dalgaları ve uyku düzeni değerlendirilerek horlama ve uyku apnesinin derecesi belirlenir. Bunun yanı sıra Kulak Burun Boğaz muayenesiyle hava yolunda darlığa neden olan anatomik problemler de ayrıntılı şekilde incelenir." dedi.
Tedavinin kişiye özel yaklaşımla planlanması büyük önem taşıyor
Seren, "Horlama ve uyku apnesinin tedavisi, hastalığın şiddetine ve altta yatan nedenlere göre değişiklik göstermektedir. İlk aşamada kilo verilmesi, sigara ve alkol kullanımının bırakılması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması, doğru yatış pozisyonunun tercih edilmesi ve burun tıkanıklıklarının giderilmesi gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Hafif ve orta dereceli vakalarda ise ağız içi aparatlar kullanılarak hava yolu genişletilebilir ve horlama azaltılabilir." diye ekledi.
Cerrahi tedaviyle hem horlama hem apne kontrol altına alınabiliyor
Anatomik darlıkların ön planda olduğu veya diğer tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme gelebildiğini söyleyen Seren, "Lazer veya radyofrekans destekli yumuşak damak ameliyatları, burun eğriliğinin düzeltilmesi, konka küçültme işlemleri, nazal valv cerrahisi ile bademcik ve geniz eti operasyonları hava yolunu genişleterek solunumun rahatlamasını sağlayabilir. Uygun hastalarda uygulanan cerrahi tedaviler, hem horlamayı hem de uyku apnesine bağlı şikâyetleri önemli ölçüde azaltabilmektedir." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Sigara pasif içiciliğin özellikle çocuklar üzerinde ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekiye Yavuz, sigara dumanına maruz kalan çocuklarda bronşit, solunum yolu enfeksiyonları ve kanser riskinin arttığını söyledi.
Bağımlılıkla mücadelede en kritik adımın, tedavinin mümkün olduğuna inanmak olduğunu belirten uzmanlar, bağımlılığın zorlayıcı ancak tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söylüyor.
Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Turan Yıldız, çocuklarda kasık fıtığının kendiliğinden geçmediğini belirterek, ameliyatın geciktirilmesinin boğulmuş fıtık, organ kaybı ve hayati risklere yol açabileceği uyarısında bulundu.