“Engelli olmak Allah’a kul olmaya engel değildir”

3 Aralık Dünya engelliler günü münasebetiyle İLKHA’ya değerlendirmelerde bulunan Gaziantep İşitme Engelliler Derneği, boşluk içerisinde olan engelli vatandaşlara yönelik manevi noktada ciddi anlamda eğitim çalışmalarının olmadığını belirtti.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle İlke Haber Ajansına (İLKHA) değerlendirmelerde bulunan Gaziantep İşitme Engelliler Derneği Başkanı Kemal Koç, engelli vatandaşlara yönelik ciddi anlamda maneviyatlarını geliştirecek adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Peygamberimizin zamanında çok sayıda engelli sahabenin olduğunu belirten Koç, sahabelerin engelli olması, hiçbir zaman onların Allah'a kul olmaya engel olmadığını dile getirdi.

"Kendi ülkemizde yabancı gibiyiz"

Engelli olmanın her şeyden geri kalma anlamına gelmediğini belirten Koç, "öncelikle tüm engelli kardeşlerimizin dünya engelliler gününü kutluyorum. Son yıllarda engelli kardeşlerimiz bir nebze de değer verilmeye başlandı. önceleri engelliler toplumda hep ikinci sınıf muamelesi görüyordu. Şuanda elhamdülillah engelli kardeşlerimize değer verilmeye başlandı. Tabi bizler İşitme engelliler derneği olarak istiyoruz ki, işitme dili ile konuşma daha fazla yayılsın. Bu yönde okullarda tek sınıflar halinde olsa da, işitme engelli kardeşlerimiz eğitim görsün. Engelli olmak her şeyden geri kalmak değildir. Bundan dolayı engelli tüm kardeşlerimiz bir çaba içerisinde olmalıdır. Biz istiyoruz ki, yabancı dile önem verildiği gibi, işitme diline de önem verilsin. İşitme dili kursları, iş alanları, eğitim alanları gibi alanlar açılmalıdır. Tüm engelli kardeşlerimiz topluma kazandırılmalıdır. Kendi ülkemizde yabancı gibiyiz. Sadece yollarla kimse ile iletişim kuramıyoruz. Nasıl yabancı dile önem veriliyorsa, iletişim diline de önem verilmelidir. Engelli kardeşlerimize bu tür alanlar açılır ve önem verilirse, Allah'ın izniyle onların başaramayacağı hiçbir iş yoktur."diye konuştu

"Engelli vatandaşlara yönelik maneviyatlarını geliştirecek adımlar atılmalıdır"

Engelli vatandaşlara yönelik ciddi anlamda maneviyatlarını geliştirecek adımların atılması gerektiğini belirten Koç, "Derneğimizde bu noktada elimizden geldiği kadar çaba sarf ediyoruz. öğrencilerimiz uzman olduğu alanlarda çaba sarf ediyorlar. Bu noktada el emekleri ile çok güzel işler yapıyorlar. Tabi yaz aylarında öğrencilerimizi manevi yönde de geliştirmek için çabalıyoruz. Bu noktada bu yıl yaz aylarında ilk defa Gaziantep'te öğrencilerimize işaret dili ile Kur'an-ı kerim dersleri verdik. Toplumumuz nasıl ki manevi bir boşluk içerisinde ise, engelli vatandaşlarımız daha çok bir manevi boşluk içerisinde. Çünkü engelli vatandaşlarımıza yönelik, ciddi anlamda manevi yönde son yılları hesap katmaz isek hiçbir eğitim verilmiyor. Aslında engelli vatandaşlara yönelik ciddi anlamda maneviyatlarını geliştirecek adımlar atılmalıdır. Çünkü manevi bilgiye sahip olmayan engelliler, Allah korusun isyan noktasına girebiliyorlar. Bu noktada bizler Kur'an derslerini yılın on iki ayına yaymayı düşünüyoruz. Tabi buradan engelli vatandaşlarımıza da sesleniyoruz. Kendilerini eve kapatmamalıdırlar. Şu an kursumuzda engelli kardeşlerimizin birbirinden güzel çalışmaları var. Bundan ziyade bir araya gelerek birbirleriyle güzel irtibatlar kuruyorlar. Hep beraber bir şeyler yapmaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı

Engelli olmak Allah'a kul olmaya engel değildir

Engellilik nedeniyle kulluğun ikinci plana atılmaması gerektiğinin altını çizen Koç, "Engelli vatandaşlarımız hiçbir zaman kendilerini engelli olduklarından dolayı ikinci plana atmasınlar. Kendilerini toplumdan ayrı olarak görmesinler. Engelli veya engelsiz olmak, bizim elimizde değil. Rabbimin kimi nasıl yaratacağını bir tek kendisi bilir. Bizler her ne kadar engelli isek, sonuçta bir imtihan sürecimiz var. Engelliyiz diye bir çaba içerisine girmeyeceğiz anlamına gelmez. Hem maddi noktada hem de manevi noktada kendimizi geliştirmeliyiz. Engelliyiz diye kulluğumuzu ikinci plana atamayız. Peygamberimizin zamanında çok sayıda engelli sahabe vardı. Fakat onların engelli olması, hiçbir zaman onların kulluğuna engel olmadı. Hiçbir zaman kullukta geri kalmadılar. Âma olan sahabi Abdullah ibn-i Ümmi Mektum'ü (r.a) biliyoruz. Resulullah bazı seferlere çıktığında Ümm-i Mektum'u Medine'ye vali olarak bırakıyordu. Yine Medine'ye ilk hicret eden bir sahabeydi. Hatta Musab b. Ümeyr ile halka Kur'an öğretiyorlardı. Gördüğümüz gibi engelli olmak, Allah'a kul olmaya engel değildir. Bundan dolayı biz engelliler olarak, kendimizi sosyal alanda ve manevi alanda yetiştirmeliyiz. Toplumdan uzak ve geri kalmamalıyız."dedi (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler