Siirt’te

Siirt'in Tillo ilçesinde 253 yıl önce İbrahim Hakkı Hazretleri'nin yaptırdığı ışık düzeneğiyle, güneşin ilk ışınlarının hocası İsmail Fakirullah Hazretleri'nin başucunu aydınlatması hadisesi izlendi.

Siirt Valiliğince düzenlenen etkinlikte, sabah namazının ardından Tillo ilçesinde bulunan meydanda toplanan vatandaşlar, tekbir ve salavatlar eşliğinde güneşin doğmasını bekledi.

Gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde ışık hadisesini, dünyanın ve Türkiye’nin değişik yerlerinden izlemeye gelen vatandaşlar, Güneş’in doğmasına az bir süre kala, meydanda kurulan dev ekrandan sinevizyon aracılığıyla ışık hadisesinin gerçekleşmesini bekledi.

Etkinlik, Siirt İl Müftüsü Ahmet Altıok’un Kur’an Kerim tilaveti ile başladı. İlahi ve salavatların okunduğu esnada vatandaşların duygulu anlar yaşadığı gözlemlendi.

Saat 06.30 sıralarında sinevizyondan Işık hadisesinin belirmesi üzerine vatandaşlar telefonlarına sarılarak görüntü almaya çalıştılar. Vatandaşlar, "Işık Hadisesi"ni İbrahim Hakkı Hazretleri, mezarı başucuna gelip kaybolma görüntüsünü büyük bir heyecanla izlendi.

Amerika’dan Siirt Üniversitesine Kelam üstüne konferans vermeye geldiğini söyleyen Kelly Ceym Klak, 100 kelam hocasıyla gerçekleşen "Işık Hadisesi"ni görmeye geldiğini ve asıl hadiseyi yaşamak için türbenin içinde olması gerektiğini ifade ederek bu kadar farklı renkte insanın burada toplanmasının güzel bir duygu olduğunu söyledi.

"İlme, Kur’an’a ve âlime değer verirseniz Allah size yardımcı olur"

Tillo’da yaşanan "Işık Hadisesi"nin İbrahim Hakkı Hazretleri'nin ilme ve hocasına verdiği değeri ifade ettiğini belirten Siirt İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, “Bugün, 2 milyona yakın Müslüman savaşıyor ve birbirlerini öldürüyor ise ilme, Kur’an’a ve âlime değer vermediklerindendir. İbrahim Hakkı Hazretleri, bunu 2 asır önce söylemiştir. Hocasına değer vererek Müslümanlara şöyle bir mesaj vermiş; demiş ki siz ilme, Kur’an’a ve âlime değer verirseniz Allah size yardımcı olur. Bu vesile ile her yıl bu hadiseyi kutluyoruz. İnşallah Müslümanlar bunu anlar ve Kur’an’a, alimlere dönerler. Bunlar unutulduğu için Müslümanlar birbirlerini öldürmekle meşgul Allah onları ilme çevirsin.” şeklinde konuştu.

"Böyle bir eserden haberimizin olmaması bizlere acı verdi"

Siirt Üniversitesinde yapılan sempozyum nedeni ile Siirt’e geldiğini ve Van Yüzüncü Yıl İlahiyat öğrencisi olduğunu söyleyen Befra Taşkın, "Allah bu günleri görmeyi nasip etti. Bir alimimizin neleri başardığını, hocasına, alimlere ve ilme ne kadar değer verdiğine güzel bir eser bırakarak şahit olduk. Bundan dolayı çok mutlu oldum ve böyle bir ilimden mahrum olduğumuzu öğrendim. Günümüzde iletişim araçları ve medyanın o kadar yağın olmasına rağmen böyle bir eserden haberimizin olmaması bizlere acı verdi. İnşallah kendi eserlerimizi daha iyi öğreniriz.” İfadelerini kullandı.

"Sanki her şey Batı'nın bir eseriymiş gibi bir algı var"

Böyle bir eserden daha önceden haberimizin olmaması gerçekten üzücü bir durum olduğunu ifade eden İlahiyat Öğrencisi Melek Birdal, “insanın böyle bir eser yapabilmesi için astronomi bilgisi gerekiyor ve zaten İbrahim Hakkı Hazretleri bu bilgiyle bu eseri yapmıştır. Bizim üzüldüğümüz nokta, geçmişimizi ve geleneğimizi bilmiyoruz. Eğer bugün Siirt Üniversitesindeki sempozyuma katılmamış olsaydık böyle bir eserden haberimiz olmayacaktı. Bir de sanki her şey Batının bir eseriymiş gibi bir algı var. Böyle değerli eserler varken bizler sanki bir geleneğimiz bir kültürümüz yokmuş gibi; sadece Batı'ya endeksli bir hayat yaşıyoruz. Bu açıdan buraya gelip bu hadiseye şahit olmak çok güzel bir örnek oldu. Gerçekten inanılmaz bir şey. O güneşin yansıması harikaydı.” şeklinde konuştu.

Işık hadisesi nedir?

Dünyada benzeri olmayan Işık Hadisesi'nin geçmişi 1734 yılına dayanıyor. İbrahim Hakkı Hazretleri, hocası İsmail Fakirullah’ın vefatı üzerine “Hocamın başucuna doğmayan güneşi neyleyim?” diyerek astronomi ve mimari açıdan büyük bir bilim harikasına imza atıyor. Hocasının defnedildiği türbenin yanı sıra 8 köşeli ve 10 metre yüksekliğinde bir kule yapan İbrahim Hakkı Hazretleri, türbenin doğusuna harçsız taşlarla bir duvar inşa ediyor. Gece ve gündüzün eşit olduğu ekinoks günlerinde (21 Mart ve 23 Eylül) kalenin arkasındaki vadiden yükselen güneş bu duvara çarpıyor. Kaleden geçemediği için Tillo şehrine ışık gitmiyor. Işık sadece duvarda bulunan pencereden geçiyor. İlerde bulunan bir tepeden kırılıyor. Arkasından da türbenin penceresinden içeri girerek İsmail Fakirullah Hazretleri’nin mezarının başını aydınlatıyor. (Murat Orhan-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler