Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Pazardaki fiyatlara ayar çekme kararı aldık. Gerekirse bu adımları atacağız. Vatandaşımıza sağlıklı ucuz ürün vermeye çalışacağız. Belediyelerde ekmek uygulamasına benzer çalışmayı sebze-meyvede de yapabiliriz." dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin; ekonomik araçların kullanıldığı bir büyük saldırıya maruz kaldığını, kendilerinin yaşanan ekonomik dalgalanmanın milletin günlük hayatı üzerindeki olumsuzluklarını azaltıp ortadan kaldırmak çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönde aldıkları tedbirleri, gerçekleştirdikleri uygulamaları, attıkları adımları hatırlattı. AK Parti döneminde ekonomi alanında elde edilen başarıları partililerin halka anlatmaları gerektiğini, bunu ana muhalefet partisi liderinin anlatmayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bay Kemal anlatmaz, onun yanındakiler, onla dirsek dirseğe olanlar var ya, onlar anlatmaz, hele hele Kandil’le iş tutmuş olanlar hiç anlatmaz. Şimdi Kandil’deki terör örgütüyle iş tutanlarla kim iş tutuyor? CHP iş tutuyor, İyi Parti iş tutuyor, Saadet iş tutuyor; şu hale bak. Ya bunlar kıyamet alameti biliyor musunuz?" şeklinde konuştu.

"Türkiye 2013 yılı Mayıs ayında IMF defterini kapatmıştır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomi alanında verdiği mücadelenin millî ve yerli bir dava olduğunu ve kendisini bu ülkenin ve milletin mensubu hisseden herkesin bu mücadeleye destek vermesi gerektiğinin altını çizdi ve devamında şunları söyledi: "Ancak, CHP ve artık onun uyduları hâline dönüşmüş olan kimi partiler Türkiye’nin bu büyük mücadelesinde aynı onurlu duruşu sergileyemediler. Tam tersine, CHP ülkemizin yeniden IMF’e gideceği yalanını söyleyecek kadar alçak bir fırsatçılık peşine düştü. Yine televizyonları başında bizi izleyenlere sesleniyorum, aziz milletim, sevgili kardeşlerim; IMF’ye gidenlerin kim olduğu belli, işte CHP zihniyeti, diğerleri, bunlar IMF’ye gittiler. Biz ise iktidara geldiğimizde Türkiye’nin IMF’ye olan borcu 23,5 milyar dolardı, IMF’ye olan bu borcu biz kucağımızda bulduk. Bir taraftan dev yatırımlar yaparken, bir yandan da bu borcu ödemiş olan bir iktidarız. Türkiye 2013 yılı Mayıs ayında IMF defterini kapatmıştır ve bir daha da Allah’ın izniyle açmayacaktır. Bizi yeniden Afrika, Asya, Güney Amerika ülkeleri konumuna geriletecek böyle bir yolun sözünü dahi etmek Türkiye’ye ihanettir."

"İş Bankası, , Hazine’nin malı olacaktır"

Ana muhalefet partisine yönelik eleştirilerinde, İş Bankası’nın Hazine’ye devredilmesi konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazi Mustafa Kemal’in İş Bankası’nı CHP’ye değil, Hazine’ye tahsisi vardır ve bu İş Bankası, evet, Hazine’nin malı olacaktır Allah’ın izniyle. Bu Parlamento bu tarihî kararı da Allah’ın izniyle alacaktır" dedi.

Söz konusu partinin, lafa gelince solcu ve demokrat olduğunu söylediğini; ancak Venezuela’da ülkenin seçilmiş başkanının uluslararası bir darbeyle görevinden uzaklaştırılma girişimine içten içe destek verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilgili partinin, aynı durumun Türkiye’de de yaşanmasını istediğini dile getirdi.

"Açıkçası CHP ve onunla aynı kayığa binerek bir meçhule doğru yelken açan diğer partilere gönül veren insanlarımız adına da doğrusu üzüntü duyuyorum" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu partilere gönül verenlerin parti yönetimlerinin politikalarındaki tutarsızlıkları, yetersizlikleri, yeri geldiğinde ihanete varan yalpalamaları gördüklerini biliyorum. İyi Partililer, 12 Eylül’ün zalim başsavcısına yapılan güzellemeleri mutlaka görüyorlardır. Kandil’deki eli kanlı terör baronları HDP’nin CHP ve İyi Parti’yle yaptığı ittifaka desteklerini açıkça ifade etmekten çekinmiyorlar. Bu zillete ne CHP’ye, ne de İyi Parti’ye, ne de Saadet Partisi’ne oy veren temiz yürekli vatandaşlarımızın rıza göstermediğini tahmin ediyoruz. Karşımızdaki muhalefetin vizyonu geçen seçimde soğan, patatese bu seçimde patlıcan, bibere umut bağlayacak kadar kısırdır. Şayet biz bu partilerin tabanlarına kendimizi anlatmayı başarabilirsek küçük bir marjinal kesim dışında partilerinden umudunu kesen herkesin gönlünü kazanabileceğimize inanıyorum."

Pazardaki fiyat artışları

Pazardaki fiyat artışlarına da değine Erdoğan, Dün Beştepe'deki kabine toplantısında bu konunun görüşüldüğünü belirterek, "Pazardaki bu fiyatlara ayar çekme kararı aldık. Gerekirse bu adımları atacağız. Vatandaşımıza sağlıklı ucuz ürün vermeye çalışacağız. Belediyelerde ekmek uygulamasına benzer çalışmayı sebze-meyvede de yapabiliriz." dedi.

Aracı olmadan tüketiciye gelecek

Pazardaki fiyat artışında aracıların vurgun yaptığını belirten Erdoğan, vatandaşa iyi haberler verdi ve şunları söyledi:

Gıda fiyatları için bazı çalışmalar yapılacak. Dünkü kabine toplantısında alınacak yeni ekonomik tedbirleri konuştuk. Vurgunu komisyoncular yapıyor. Gıdayı üreticiden tüketiciye farklı aracı olmadan en uygun fiyatla vatandaşa ulaştırma gayreti içinde olacağız.

Dünyada ve bölgede tarihî bir dönüşümün yaşandığına, Suriye’nin bu büyük dönüşümün en kritik yeri olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şayet Suriye sahasındaki planlar hayata geçirilebilirse bu büyük dönüşümün yeni hedeflerine de sıra gelecektir, bunlardan birinin Türkiye olduğu da şüphesiz bir gerçektir" ifadelerini kullandı. Bu yüzden Suriye meselesini hayati bir yere oturttuklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Meseleyi ülkemizdeki Suriyelilerden ibaret görecek kadar kör veya idraksiz olanlara zaten sözümüz yok. Ama bu gerçeği göre göre Türkiye’yi bu yeni emperyalist düzene boğun eğdirmeye çalışanlar taammüden ülkeye düşmanlık yapıyorlar. Suriye davasının Türkiye davası olduğunu bilmeyecek kadar ülkesine yabancılaşmış olanlara sadece yazıklar olsun diyoruz."

"Güçlünün haklı olduğu bir dünyayı biz kabullenmiyoruz"

Venezuela ilgili olarak yaşananlara değinerek, seçimle iş başına gelmiş bir kişiye ‘burayı terk et git’ denemeyeceğini, seçime dahi girmemiş olana devletin başkanlığının teslim edilemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’nin de bu süreçte ne olduğunun ortaya çıktığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güçlünün haklı olduğu bir dünyayı biz kabullenmiyoruz, haklının güçlü olduğu bir dünyayı kabulleniyoruz, bunun üzerinde durmamız lazım. Ve bizler bu anlayışla yolumuza devam etmemiz lazım. Zira güçlülerin egemen olduğu yapı bizim medeniyet anlayışımızın yapısı değildir ve biz bu emperyalist yapılara kesinlikle karşıyız ve bunları da kabullenmemiz mümkün değildir." açıklamasında bulundu.

"Fırat’ın doğusu ve Münbiç Suriye gündemimizin en önemli konularıdır"

Konuşmasında Suriye konusuna da yer vererek Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, siyasi bütünlüğüne ve halkının kendi geleceğini kendi belirleme hakkına saygılı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununun için yeni anayasa yapımı ve serbest seçimler sürecini samimiyetle desteklediklerini belirtti.

Fırat’ın doğusu ve Münbiç’in, Suriye gündemlerinin en önemli konuları olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenle bölge konusuyla ilgili olarak, "Türkiye’nin kontrolünde, diğer ülkelerin ise sadece lojistik destek verdiği bir güvenli bölge modeli dışındaki hiçbir teklifi kabul edemeyiz. Güya uluslararası güçler tarafından kurulan hiçbir güvenli bölgenin başarılı olmadığı, kalıcı huzur getirmediği ortadayken, aynı formülün bize dayatılmasında kasıt ararız." açıklamalarında bulundu.

Münbiç ile ilgili olarak, şimdilik ABD’nin Türkiye’ye verdiği sözlerin yerine getirilmesini beklediklerini dile getirerek, "Münbiç’in ihtiyacı ve talebi ne Amerika’nın kollamasındaki teröristlerdir ne de rejimin zulmüdür" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölge halkının, Türkiye’nin güvencesinde kendi geleceklerine kendilerinin sahip çıkmak istediğini ve Türkiye’ye güvendiğini söyledi.

Bir an önce burayı da bölge halkının kendi yönetimine geçirmeyi hedeflediklerini, siyasi ve diplomatik mücadelenin yanı sıra, askerî hazırlıkları da sürdürdüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şayet Amerika bize verdiği sözleri tutup bölgeyi teröristlerden temizlemez ve Türkiye’nin kontrolünde bir güvenli bölgenin tesisine katkı sağlamazsa, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la bu konularda verimli ve ümit verici görüşmeler yaptıklarını; ancak, alt düzeyde diplomatik ve askerî görüşmelerde aynı verimi elde edemediklerini, şu ana kadar somut olarak önlerine konulan tatmin edici bir planın olmadığını açıkladı.

"Münbiç’teki teröristler birkaç hafta içerisinde çıkartılmazsa, bizim bekleme süremiz sona erer"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili açıklamalarına şöyle devam etti: "Anlaşmalarımıza elbette sadığız, sözümüz sözdür, ama sabrımız da sınırsız değildir. Münbiç’teki teröristler birkaç hafta içerisinde buradan çıkartılmazsa, bizim bekleme süremiz sona erer. Aynı şekilde Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin desteğiyle bölge halkının kendi yönetimini tesisi birkaç ay içinde sağlanmazsa, bekleme süremiz yine sona erer. Bu durumda Türkiye muhataplarına verdiği sözleri tutmuş, ancak karşılığını bulamamış olacaktır. Bir başka ifadeyle, kendi planlarımızı hayata geçirme hakkımız doğacaktır. Meselenin uluslararası iş birliğiyle çözümü herkes için ideal olan yoldur, biz bu yolu sonuna kadar zorluyoruz. Suriye’deki gelişmelerin ülkemizin geleceği açısından taşıdığı önem, bizi her yolu ve yöntemi kullanmaya mecbur bırakıyor. Ancak, bıçak kemiğe dayandığında yapacağımız işler için ne kimseden izin almak, ne de kimseye hesap vermek mecburiyetinde değiliz, bu böyle biline. Yaptırım listesi dâhil hiçbir tehdit bizi bu yoldan geri çeviremez."

Bugün bu tavrı göstermeyip gereğini yerine getirmedikleri takdirde şehitlere, gazilere ve gelecek nesillere hesap veremeyeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün kendimiz nasıl geçmişteki eksikler ve yanlışlar için birilerini sorguluyor, eleştiriyorsak, vazifemizi yapmadığımızda biz de aynı duruma düşmekten kurtulamayız." diye konuştu.

Suriye politikasında millete ilan ettikleri taahhütlerine pahasına olursa olsun yerine getireceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki aşiretlerin sürekli Türkiye’nin ne zaman geleceğini sorduğunu, kendisinin de görüşmeleri yürüten yetkililere tüm bu talimatları açıkça verdiğini aktardı. (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler