Asgari ücret zammı: Kulislerde hangi formüller hangi rakamlar öne çıkıyor?
Gündemde asgari ücret tartışmaları var. Yalnızca zam oranı üzerinden değil; hükümetin yaklaşımı, işverenlerin maliyet beklentisi, sendikaların talepleri, enflasyon hedefi ve olası refah payı üzerinden de değerlendirmeler yapılıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 3 Kasım'da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı açıklamada 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonunun aralık ayında toplanacağını bildirdi. İlk toplantının kesin tarihi henüz açıklanmadı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 6 Kasım'da yaptığı açıklamada, "Asgari ücretle ilgili henüz süreç başlamadı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın koordinasyonunda yürüyor çalışmalar." dedi.
Bu açıklama önemli. Çünkü basına yansıyan zam oranlarının henüz hükümetin resmî teklifi olmadığını ortaya koyuyor.

Son günlerde ekonomi basınına ve Ankara kulislerine yansıyan hesaplamalarda üç oran dikkat çekiyor:
- Yüzde 28,4: Orta Vadeli Program'daki 2026 yıl sonu enflasyon tahmini.
- Yüzde 30: Alternatif zam senaryosu.
- Yüzde 33,7: 2027 bütçesinde asgari ücret vergi istisnası için öngörülen kaynağın artış oranından hareketle oluşturulan senaryo.
Yapılan değerlendirmeler sonrasında yüzde 33,7'lik oran gündeme taşındı. Ancak bu oran, hükümetin kesinleşmiş zam teklifi değil.

2026 yılında uygulanan net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş. Bu tutar üzerinden yapılan hesaplamalar ise şöyle:
Zam oranı Yeni net ücret
%25 35.094 TL
%28,4 36.048 TL
%30 36.498 TL
%32,5 37.200 TL
%33,7 37.536 TL
%35 37.902 TL
%40 39.306 TL
Şu aşamada kamuoyuna yansıyan bilgiler, tarafların kesinleşmiş pazarlık tekliflerini ortaya koymuyor. Ancak mevcut açıklamalar ve gündeme taşınan hesaplamalar üzerinden, "enflasyonun ne ölçüde telafi edileceği, işveren maliyetleri ve devlet desteği ile refah payı verilip verilmeyeceği" başlıkları öne çıkıyor.
Bu anlamda hükümetin enflasyon hedefi ile çalışanların fiilî geçim maliyetleri arasındaki fark, pazarlığın temel konularından biri olacak. Yalnızca enflasyon oranında artış mı yapılacağı, yoksa bunun üzerine ilave bir refah payı eklenip eklenmeyeceği henüz net değil. İşverenin artan ücret maliyetini ne ölçüde karşılayabileceği ve devletin asgari ücret desteğini artırıp artırmayacağı önemli bir müzakere konusu olacak.

Örneğin yüzde 30 zam senaryosunda işverenin toplam aylık maliyeti yaklaşık 50 bin 990 liraya çıkıyor. Yüzde 35 artışta ise bu maliyet yaklaşık 52 bin 951 liraya ulaşıyor. Bu hesaplar, işveren tarafının da pazarlıkta maliyet konusunu gündeme taşıyabileceğini gösteriyor.
Tabi bu paylaşımlar resmi verilere değil, kulisteki tartışmalara dayanıyor.
Gerçek pazarlığın şekillenmesi; Türk-İş'in geçim koşulları ve ücret beklentileri üzerinden oluşturacağı talep, TİSK'in işveren maliyetleri ve devlet desteği konusundaki yaklaşımı ve hükümetin enflasyon hedefi ile çalışanların alım gücü arasındaki dengeyi nasıl kuracağına bağlı olacak. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan 2027 zammı şimdiden ana gündem maddesi haline geldi. Sendikalardan, siyasi partilerden ve ekonomi yönetiminden dikkat çeken mesajlar geliyor. Peki, bu süreçte HÜDA PAR ne diyor?
ABD'de gerçekleşen 2026 ara seçim sonuçları, sadece demokratlar adına bir zafer olmadı, Amerikan Müslüman toplumu için de bir başarı olarak kayıtlara geçti. Çünkü Trump'ın dış politikasını eleştiren Müslümanlar da karşı cenahta yer aldı. Peki, bundan sonra ne olacak? Amerikan dış politikasının oluşturduğu Gazze ve Körfez'deki kördüğümler çözülebilecek mi?
Siyasetçilerin mal varlıklarının şeffaf şekilde beyan edilmesi ve kamu ihalelerindeki şaibelerin önlenmesi için kapsamlı bir "Siyasi Etik Yasası" bir kez daha gündemde… "Kürsü dokunulmazlığı dışındaki adli koruma kalkanları, siyasetteki yozlaşma ve hukuki hesap verebilirlik sürecini nasıl etkiliyor? Dokunulmazlıklar arınmanın önünde bir engel mi?" gibi sorular yeniden tartışılıyor.