Eğitim-Bir-Sen'den öğretmenlerin ekonomik hakları ve kadrolu istihdamı için çağrı
Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 Nolu Şube Başkanı Şahin Kartal, öğretmen maaşlarının geçim şartlarına uygun hale getirilmesini, ek ders ve sınav görev ücretlerinin artırılmasını, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik yerine kadrolu istihdam modeline geçilmesini istedi.
Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 Nolu Şube Başkanı Şahin Kartal, eğitim çalışanlarının yaşadığı sorunlar ve çözüm bekleyen taleplerine ilişkin İLKHA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Öğretmenlik Meslek Kanunu ve kariyer basamaklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kartal, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarının öğretmenler için önemli bir kazanım olduğunu belirtti.
10 yılını dolduran öğretmenlerin uzman öğretmen, 20 yılını dolduran öğretmenlerin ise başöğretmen olabildiğini hatırlatan Kartal, bu sürelerin azaltılması ve unvanlara bağlı ücretlerin artırılması yönünde düzenleme yapılabileceğini ifade etti.
"Öğretmenlik Meslek Kanunu daha da geliştirilmeli"
Öğretmenlik Meslek Kanunu ve kariyer basamaklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kartal, Eğitim-Bir-Sen olarak uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarının bütün öğretmenlere verilmesi yönünde çalışmalar yaptıklarını belirterek, "Eğitim-Bir-Sen, uzman ve başöğretmenlik unvanlarının bütün öğretmenlerin alabilmesi için çalışmalar yaptı. Bunun sonucunda 10 yılını dolduran öğretmenler uzman öğretmen, 20 yılını dolduran öğretmenler ise başöğretmen olabiliyor. Bu bir kazanımdır. Ancak sürelerin biraz daha azaltılması ve ücretlerin artırılması noktasında çalışmalar yapılabilir. Bir meslek kanununun olması çok önemli. Bu noktada sadece öğretmenler değil, idareciler de değerlendirilmelidir. İdarecilerimizin kadroya geçişleri ve kadrolu olmaları çok kıymetli. Bildiğiniz gibi 4 yıl görevlendirmeyle çalışıyorlar. Müdür ve müdür yardımcılarımızın da bu konuda beklentileri var. Öğretmenler odasında kıdem ayrımı oluşturulmaması gerektiğini düşünüyorum. Uzman öğretmen veya başöğretmen olmanın hiçbir öğretmene üstünlük sağlamadığı kanaatindeyim. Hepsi aynı sınıfa, aynı branşa girerek ders veriyor. Bu unvanları öğretmenlerimiz için maddi anlamda ek gelir sağlayan olumlu bir adım olarak görüyorum. Öğretmenlik Meslek Kanunu daha da geliştirilebilir. Sonuç olarak bir meslek kanunumuz çıktı. Zamanla içeriğinin daha iyi doldurulacağını, öğretmenlerimize ve idarecilerimize daha faydalı hale geleceğini düşünüyorum." dedi.
"Bir öğretmen maaşıyla geçinebilmelidir"

Öğretmenlerin enflasyon karşısındaki alım gücüne ve toplu sözleşme sistemine değinen Kartal, hakem heyetinin sendikaların aldığı kararlara saygı göstermesi gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"İki yılda bir yapılan toplu sözleşmelerde bir hakem heyeti bulunuyor. Biz ne kadar karar alırsak alalım, ek ders ücretlerinin yüzde 100 artırılması veya maaşlarla ilgili belirli oranların belirlenmesi gibi taleplerimiz bazen hakem heyetinde geri dönebiliyor. Bu noktada sendikamızın çalışmaları var. Toplu sözleşmeyle ilgili bazı değişiklikler yapılmalı. Sendika kanununda da değişiklikler yapılması gerekiyor. Bu düzenlemeler gerçekleştirilirse toplu sözleşmede aldığımız kararların hakem heyetinde geri dönme ihtimali azalacaktır. Böylece elimiz daha rahat olacaktır. Hakem heyetinin sendikaların aldığı kararlara saygı göstermesi lazım. Sendikalar her zaman üyelerinin haklarını savunur. Öğretmenlerimiz ve idarecilerimiz alım güçlerinin yüksek olmasını istiyor. Bir öğretmen geçinebilmelidir. Bir idareci geçinebilmelidir. Bugün kiraların 30 bin lirayı bulduğu bir yerde öğretmen maaşıyla kirasını zor ödüyorsa ve geçimini sağlamakta güçlük çekiyorsa burada bir sıkıntı var demektir."
"Ek ders ücretleri yetersiz kalıyor"
Ek ders ücretlerinin geçmiş yıllara göre ciddi oranda gerilediğini belirten Kartal, öğretmenlerin ek ders görevi almak istememesinin temel nedeninin ücretlerin yetersizliği olduğunu kaydederek, "Bundan 5-6 yıl öncesine kadar ek ders ücretimiz maaşımızın yarısı kadardı. Ancak şu an ek ders ücreti devede kulak kalacak kadar düşük. Bu nedenle öğretmenlerimiz görevlendirmeyle başka derslere girmek istemiyor. Daha önce birçok öğretmenimiz farklı okullarda ek ders karşılığında görev alırken bugün bu durum değişti. Bunun sebebi ek ders ücretlerinin çok düşük olmasıdır. Toplu sözleşmede ek ders ücretlerinin yüzde 100 artırılmasını istedik. Ancak geldiğimiz noktada ek ders ücreti 200 TL civarında. Bir öğretmenin ortalama en yüksek aldığı ek ders ücreti 12-13 bin TL, en fazla 15 bin TL civarında oluyor. Buna karşılık bir kira yaklaşık 30 bin lirayı bulmuş durumda." diye konuştu.
"Sınav görev ücretleri artırılmalı"

Öğretmenlerin sınav görev ücretlerinin de artırılması gerektiğini dile getiren Kartal, özellikle Motorlu Taşıt Sürücü Kursları (MTSK) sınavlarında görev alan öğretmenlerin uzun saatler çalıştığına dikkat çekerek, "Sınav görevi alan öğretmenlerimizin ücretleri de artırılmalı. Örneğin MTSK görevinde öğretmenimiz sabah saat 07.00'de oraya gidiyor ve 16.00-17.00'ye kadar çalışıyor. Zor ve meşakkatli bir iş. Bunun karşılığının tam olarak alındığını düşünmüyorum. Bu ücretlerin kesinlikle artırılması, hatta iki katına çıkarılması gerekiyor ki öğretmenlerimiz rahatlıkla görev alabilsin. ÖSYM sınavları ve Millî Eğitim Bakanlığının düzenlediği sınavlar için de aynı durum geçerlidir. Sınav görev ücretlerinin artırılması gerekiyor." şeklinde konuştu.
"Sözleşmeli öğretmenlik kaldırılarak kadrolu istihdama geçilmeli"
Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarının eğitim çalışanları açısından çeşitli mağduriyetlere yol açtığını belirten Kartal, özellikle aile birliğinin korunması gerektiğini vurgulayarak, "Sözleşmeli öğretmenlik bizim de zorluklarını yaşadığımız bir uygulama. En sıkıntılı yanı aile birliğinin sağlanamamasıdır. Bir öğretmen atandığı zaman 3 yıl boyunca eşiyle yan yana gelemiyor. Bu ne kadar üzücü ve acı bir tablo. Ben ne sözleşmeli öğretmenlik ne de ücretli öğretmenlik uygulamasından yanayım. Öğretmenlerin tek tip kadrolu istihdam modeliyle göreve başlaması gerekiyor. Aile birliği mazeretinin de mutlaka düzenlenmesi lazım. Eşin atanması durumunda bir yıl asalet süresinin kaldırılması ve öğretmenin eşiyle bir araya gelebilmesi sağlanmalıdır. Çünkü aile bizim için çok önemli, toplumun çekirdeğini oluşturuyor. Malum, nüfus azalıyor ve okullardaki normlar düşüyor. Bu nedenle öğretmenlerimizin ailelerini bir araya getirmemiz, onlara engel olmamamız gerekiyor. Ücretli öğretmenlik ise herhangi bir öğretmenin bulunmaması nedeniyle uygulanıyor. Ancak orada öğretmen ihtiyacı varsa atama yapılması gerekir. Ücretli öğretmenlik yapan kişinin gerekli vasıfları varsa, sınavı kazanmışsa ve atanmayı bekleyen öğretmenlerimiz bulunuyorsa bunların bir an önce atanması gerekiyor. Ücretli öğretmenlik uygulamasının sona erdirilmesi çağrısında bulunuyorum. Öğretmen ihtiyacı bulunan boş kadrolara atama yapılmalıdır" ifadelerini aktardı.
"Öğretmenlerimizi evrak memuru haline getirmemeliyiz"
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin olumlu yönlerinin bulunduğunu ancak uygulama sürecinde öğretmenlerin görüşlerinin alınması ve evrak yükünün azaltılması gerektiğini belirten Kartal, şunları söyledi:
"Maarif Modeli 3 yıldır uygulanıyor. Bizim kökenimizden gelen millî ve manevi değerlerin öğrencilerimize aşılanması açısından güzel ve olumlu yönleri var. Ancak Maarif Modeli ile ilgili çalışmalar yapılırken öğretmenlerimize birebir sorulmalı, anketler düzenlenmeli, onların bilgileri ve düşünceleri alınmalıdır. Evrak yükü noktasında öğretmenlerimize yük bindirilmemeli. Öğretmenlerimizi evrak memuru yapmak yerine sınıfta eğitimci olarak görev yapmalarını sağlamalıyız. Olur olmaz yerlerde yüzlerce evrakı öğretmenlerimize dayatarak Maarif Modeli konusunda bıkkınlık yaşamalarına neden olmamalıyız. Millî ve manevi değerlerimizi elbette öğrencilerimize kazandıralım. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Ancak öğretmenlerimiz sınıfta öğretmenlik yapabilmeli. Sürekli evrakla uğraşan öğretmenlerimiz görevlerini rahatlıkla yerine getiremez."
"Okullara kalıcı temizlik ve güvenlik personeli verilmeli"

Okullardaki temizlik, güvenlik ve personel sorunlarına da değinen Kartal, geçici istihdam yerine kalıcı personel görevlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Temizlik personeli konusunda İŞKUR yöntemiyle alımlar yapılıyor. Okul öncesi kurumlarında ise idarecilerin hizmet alımı yoluyla personel temin ettiğini görüyoruz. Diğer ilkokul ve ortaokullarda kadrolu hizmetliler ve İŞKUR üzerinden alımlar yapılıyor. İŞKUR uygulaması güzel ancak personel işi öğrendikten sonra bir veya iki yıl içerisinde görev süresi sona eriyor. Sürekli değişim yaşandığında okullarda bir düzen sağlanamıyor. Bu nedenle kadrolu istihdam şart. Sözleşmeli veya kadrolu olmak üzere okullarımıza mutlaka temizlik personeli verilmelidir. Güvenlik personeli de geçici değil, kalıcı hale getirilmelidir. Okullarımızda hem güvenlik hem de temizlik personeli konusunda ciddi bir çalışma yapılmalı ve bu personeller kalıcı hale getirilmelidir. Her dönem ve her yıl değişen personel okulu, müdürü, idareyi ve öğretmenleri yoruyor. Bu nedenle personel istihdamının kalıcı hale gelmesi gerekiyor. Maliye Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığının da bu konuda hemfikir olması lazım. Sürekli aynı sorunları yaşıyoruz ve bunların devam etmesini istemiyoruz. İnşallah bu sorunlar çözüme kavuşur." temennisinde bulundu.
"Birlikte olursak güçlüyüz"
Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 Nolu Şube olarak kısa ve uzun vadeli hedeflerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kartal, sendika çatısı altında birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, "Kısa vadede Eğitim-Bir-Sen ailesi olarak kimseyi dışlayacak bir yaklaşım içerisinde olmamamız gerekiyor. Hepsi bizim kardeşimiz. Eğitim-Bir-Sen'de tek bir kişinin bile küstürülmemesi, kaybedilecek tek bir kişinin olmadığının bilinmesi lazım. En kısa zamanda sahayı gezerek arkadaşlarımızı ziyaret edecek, hepsiyle ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Onlarla görüşeceğiz, dertlerini ve sıkıntılarını dinleyeceğiz. Çözüm varsa çözüm arayacağız. Çünkü bu aile bizim. Bu aileden tek bir kardeşimizi bile kaybedemeyiz. Birlik ve beraberlik içerisinde olmamız gerekiyor. Birlikte olursak güçlüyüz" dedi. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Mardin'in köklü çarşı kültürünü yaşatan esnaf, ahilik geleneğinin temelini oluşturan güven, dürüstlük, samimiyet ve helal kazancın giderek zayıfladığına dikkat çekti. Yarım asra yaklaşan tecrübelerini anlatan esnaflar, büyük marketlerin yaygınlaşması, dijitalleşme ve çırak yetişmemesi gibi sorunlara değinerek esnafı ahilik kültürüne sahip çıkmaya çağırdı.
HÜDA PAR Siyasi İşler Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, siyasi etik yasasının caydırıcı yaptırımlarla birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.