İşgal rejimi Güney Lübnan’da ne yapmayı hedefliyor?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Soykırımın Önlenmesi Özel Danışmanı Bani Chaloka tarafından hazırlandığı belirtilen raporda, Güney Lübnan’daki zorla yerinden edilmeler, yaygın yıkım ve geri dönüş engellerinin etnik temizlik tehlikesine işaret ettiği belirtiliyor.
Güney Lübnan’da yerinden edilenlerin köylerine dönüşünün engellenmesi ve yaşam alanlarının tahrip edilmesi, etnik temizlik içeren bir raporda ele alındı. İşgal rejiminin uygulamalarını inceleyen raporda, tahliye ve yıkımın geçici güvenlik önlemlerinin ötesine geçtiği değerlendirmesi yapılıyor.
“Güney Lübnan'da Şii Etnik Temizliğinin Tehlikesi: Erken İlk Uyarı” başlıklı rapor, 2 Mart–15 Mayıs 2026 döneminde Güney Lübnan, Beyrut ve güney banliyösünde gerçekleştirilen askeri saldırıları kapsıyor.
100 sayfayı aşan raporun, haziran ayından bu yana Birleşmiş Milletler bünyesinde değerlendirme beklediği belirtiliyor. Genel Sekreter Antonio Guterres’in dosyayı BM Şartı’nın 99. maddesi kapsamında Güvenlik Konseyi’ne taşıyıp taşımayacağı veya görev süresinin sonunda halefine bırakıp bırakmayacağı sorusu ise gündemdeki yerini koruyor.
Bir günde 39 köyü boşaltmaya zorla
Hazırlanan raporda, Gerçekleri Tespit Komisyonu ile Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi'nin topladığı delil, belge ve tanıklıkları içeren raporlardan yararlanıldığı aktarılıyor. Bu bulgular üzerinden ihlallerin niteliğinin uluslararası hukuk standartları çerçevesinde değerlendirildiği belirtiliyor.
Raporda öne çıkan örneklerden biri, aynı gün içinde 39 köyün boşaltılmasının istenmesi oldu. Söz konusu emirlerin çok sayıda kişinin yaşadığı bölgeyi terk etmesine yol açtığı kaydediliyor.
Etnik temizlik tehlikesine ilişkin dört gösterge
Raporda değerlendirmeler; zorla yerinden edilme, yaşam için gerekli altyapının yok edilmesi, uzun süreli askeri varlık ve siyasi açıklamalar olmak üzere dört başlık altında toplanıyor.
1 milyon 200 bin kişinin yerinden edildiği belirtiliyor
İlk gösterge kapsamında, 2 Mart–15 Mayıs dönemindeki toplu yerinden edinmeler ve geri dönüş engelleri inceleniyor. Rapora göre bu süreçte Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 14’ü boşaltıldı; Güney Lübnan’da 1 milyon 200 bin kişi yerinden edildi.
İşgal rejiminin Lübnan topraklarında derinliği 5 ila 10 kilometre arasında değişen ve “sarı bölge” olarak adlandırılan bir alan oluşturduğu da belirtiliyor.
27 bin ev, 182 kamu binası ve 35 okul yıkıldı
İkinci gösterge, bölge halkının yaşamını sürdürmesi için gerekli yapıların sistematik biçimde tahrip edilmesi olarak tanımlanıyor. Konutların, okulların, su ve elektrik şebekelerinin, tarım arazilerinin ve ibadethanelerin hedef alınmasının geri dönüşü imkânsız hale getirdiği değerlendiriliyor.
Metinde 450 ton patlayıcı kullanıldığı belirtilirken, 15 Haziran verilerine göre 27 bin evin, 182 kamu binasının ve 35 okulun yıkıldığı aktarılıyor.
Raporda ayrıca işgalci sözden bakan Yisrael Katz’ın, sınırdaki bütün okul ve evlerin Gazze Şeridi’ndeki Refah ve Beyt Hanun örneğine göre yıkılacağı yönündeki açıklamalarına yer veriliyor.
Uzun süreli askeri varlık ve geri dönüş engelleri
Üçüncü başlıkta, işgal rejiminin Güney Lübnan’daki askeri varlığını sürdürme çabaları ele alınıyor. Raporda, ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 6’sını kapsayan bu varlığın, bölgenin nüfustan arındırılmasına yol açtığı ileri sürülüyor.
İşgal rejiminin askeri uygulamalarının Kara Harplerine İlişkin Lahey Kuralları kapsamındaki gereklilik ve orantılılık ilkelerine aykırı olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Raporda ayrıca bu eylemlerin dört Cenevre Sözleşmesi’nin ciddi ihlallerini oluşturduğu ve toplu cezalandırma niteliği taşıdığı ifade ediliyor.
Siyasi açıklamalar da değerlendirmeye alındı
Dördüncü gösterge kapsamında Katz ile işgal sözde Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun açıklamaları inceleniyor.
Katz’ın Refah ve Beyt Hanun modeline ilişkin ifadelerinin yanı sıra Netanyahu’nun, Hizbullah’ın yeniden güç kazanmasını veya Lübnan’ın herhangi bir bölgesinden işgal rejimine tehdit oluşturmasını engellemeye yönelik açıklamalarına atıfta bulunuluyor. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Şu an için ABD'li yetkililerle görüşme planımız bulunmuyor.” açıklamasını yaptı.
Mısır'ın başkenti Kahire'nin batısında yolcu minibüsü ile tır'ın çarpışması sonucu meydana gelen kazada 10 kişi hayatını kaybetti, 24 kişi yaralandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İngiltere'nin hazırladığı karar taslağını onaylayarak Libya'daki BM misyonunun (UNSMIL) görev süresini 31 Ekim 2027 tarihine kadar uzattı.