Mardin TÜKODER Başkanı Öztürk: Yıllardır hem tüketicinin hem de esnafın "Hal Yasası" konusunda beklentisi var
Mardin Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği (TÜKODER) Başkanı Musa Öztürk, Hal Yasası'nın yeniden düzenlenmesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, "Hal Yasası'nın günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi ve yeni bir yapıya kavuşturulması güzel ve olumlu bir gelişme. Yıllardan beri hem tüketici hem tüccar hem de küçük esnaf açısından bu konuda bir beklenti var." dedi.
Ticaret Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından üzerinde çalışılan 5957 sayılı Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da (Hal Yasası) yapılması planlanan değişiklikler, üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinin yeniden düzenlenmesini ve fiyat şeffaflığının artırılmasını hedefliyor. Henüz yasalaşma süreci tamamlanmayan düzenleme taslağı, kamuoyunda da tartışılmaya devam ediyor.
Konuya ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Mardin Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Başkanı Musa Öztürk, Hal Yasası'nın günün şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesini olumlu karşıladıklarını belirtti.
Düzenlemenin uygulanabilirliği konusunda bazı endişelerin bulunduğuna dikkat çeken Öztürk, özellikle teknolojik altyapı, sermaye gücü ve küçük esnafın sisteme dâhil edilmesi konularında tereddütler yaşandığını ifade etti.
"Yeni düzenlemeyle denetim mekanizmasının daha etkin hale gelmesini bekliyoruz"
Hal Yasası'nın yeniden düzenlenmesinin önemli yenilikler getirebileceğini belirten Öztürk, "Malum olduğu üzere sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında bir kanun var. Halk arasında genellikle 'Hal Yasası' olarak anılıyor. Şu anda yürütülen çalışmalar da bu kanunun günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesini amaçlıyor. Geçmişteki bazı maddelerin değiştirilmesi veya yeni teknolojilere uygun hâle getirilmesi, denetim mekanizmasının daha aktif çalışmasını sağlaması açısından ciddi yenilikler getirecektir. Bilindiği üzere mevcut mevzuatta marketlerin, özellikle de zincir marketlerin, raflarının belirli bir bölümünü yerli ürünlere ayırması yönünde bir zorunluluk bulunuyor. O ilde veya çevresinde yetiştirilen ürünler için özel bir bölüm oluşturulması ve bu ürünlerin 'yerli ürün' etiketiyle tüketiciye sunulması gerekiyor. Bu ürünlerin fiyatlandırılmasının da söz konusu düzenlemeler çerçevesinde yapılması önem taşıyor." şeklinde konuştu.
"Aracıların azaltılması ürün fiyatlarına olumlu yansıyabilir"
Hal Yasası'nın tüketici ve üretici açısından sağlayabileceği faydaların yanı sıra bazı sakıncaları da bulunduğunu dile getiren Öztürk, tedarik zincirindeki aracıların azaltılmasının maliyetleri düşürebileceğini ancak bunun doğru bir sistemle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Öztürk, "Hal Yasası'nın elbette faydalarının yanında bize göre bazı sakıncaları da var. Öncelikle yasanın amaçlarından biri, ürünlerin üretim yerinden, yani tarladan doğrudan tezgâha ulaşmasını sağlayarak aracıların ve komisyoncuların tamamen ortadan kaldırılması değilse de sayılarının nispeten azaltılmasıdır. Bu, olumlu ve faydalı bir yaklaşımdır. Bunun sonucunda ek maliyetlerin de azaltılması beklenmektedir. Çünkü her aracının kendi kârı ve yaptığı masraflar ürünün fiyatına yansıyordu. Yeni düzenlemeyle bu zincirin kısaltılması hedefleniyor. Ayrıca günün şartlarına uygun olarak dijital ortamda fiyat takibinin yapılması da en önemli hususlardan biridir. Ancak bunun sağlanabilmesi için yeterli teknolojik altyapının oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde fiyatların takibi çok zorlaşacak, hatta sistem beklenen faydayı sağlayamayacaktır." ifadelerini aktardı.
"Küçük esnafın sistem dışında kalması tekelleşmeye yol açabilir"
Yeni düzenlemenin uygulanması sırasında üretim alanından tüketiciye kadar uzanan süreçte etkin bir denetim mekanizmasının kurulması gerektiğine işaret eden Öztürk, şunları aktardı:
"Hal Yasası'nın olumsuz sonuçlar doğurabilecek yönlerinden biri, özellikle üretim alanından tüketiciye kadar uzanan süreçte ciddi bir denetim mekanizmasının kurulmasını gerektirmesidir. Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığı ile özellikle Ticaret Bakanlığı'nın güçlü bir altyapıya ihtiyacı var. Gerekli dijital altyapı oluşturulmadığı takdirde sistemin yeterli şekilde kontrol altına alınamayacağı yönünde endişeler bulunuyor. Diğer bir husus ise perakende satıcılar, özellikle de küçük esnaf ve pazarcılar açısından ortaya çıkabilecek sorunlardır. Her pazarcı veya küçük esnafın ürününü doğrudan üretim yerinden temin etmesi mümkün olmayabilir. Bu, onlar açısından oldukça zor bir durum oluşturabilir. Böyle bir uygulama, küçük esnafın zamanla sistemin dışına itilmesine, sermaye ve imkân bakımından güçlü olan esnaf ve tüccarların ise daha da güçlenmesine neden olabilir. Sağlıklı bir rekabet ortamı yerine tekelleşme eğiliminin ortaya çıkması endişesini taşıyoruz. Böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde ciddi sakıncalar doğabilir."
"Kooperatifçilik güçlendirilmeden sistemin sağlıklı işlemesi zor"
Öztürk, üreticilerin örgütlenmesi ve kooperatifçiliğin geliştirilmesinin Hal Yasası'nın sağlıklı şekilde uygulanabilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu sistemin sağlıklı şekilde uygulanabilmesi için temel yaklaşımlardan biri de kooperatifçiliğin geliştirilmesidir. Ancak tarım kooperatifleri her bölgede yeterli düzeyde mevcut olmayabilir. Bazı bölgelerde kooperatifler bulunuyor ve faydalı çalışmalar yapabiliyor. Fakat üreticinin kooperatifçiliğe yeterince yönelmemesi veya mevcut kooperatiflerden yeterince yararlanamaması durumunda, bu kez ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılmasında sıkıntılar yaşanabilir. Hatta yine tekelleşme gibi bir durum ortaya çıkabilir. Kooperatifçilik, üreticilerin örgütlenmesi açısından son derece önemlidir. Üreticilerin kendi altyapılarını kurmaları ve güçlü bir sermaye oluşturmaları bakımından da büyük katkı sağlar. Bu sayede ürünlerini kendi ulaşım ve lojistik imkanlarıyla taşıyarak nakliye maliyetlerinden tasarruf edebilirler. Ancak ifade ettiğim gibi, güçlü kooperatiflerin sisteme yeterli katkıyı sunamaması hâlinde yine çeşitli sorunlarla karşılaşılabilir. Bu da sonuç itibarıyla tüketicinin aleyhine bir durum ortaya çıkarabilir." dedi.
"Hem tüketicinin hem de küçük esnafın beklentileri dikkate alınmalı"
Hal Yasası'nın yeniden düzenlenmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerini ancak uygulama aşamasında tüm kesimlerin beklentilerinin gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Özetleyecek olursak Hal Yasası'nın günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi ve yeni bir yapıya kavuşturulması güzel ve olumlu bir gelişmedir. Yıllardan beri hem tüketicinin hem tüccarın hem de küçük esnafın bu konuda bir beklentisi var. Ancak yasanın gerçekten ne kadar uygulanabilir olduğu konusunda hala bazı tereddütler bulunuyor. Özellikle teknolojik altyapının yeterliliği, sermaye gücü ve küçük esnafın bu sisteme nasıl dâhil edileceği konuları büyük önem taşıyor. Düzenlemenin başarılı olabilmesi için bütün bu hususların dikkate alınması gerekiyor." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Batman'da üzüm pekmezi tezgâhlardaki yerini aldı. Üretimin bol olduğu bu yıl fiyatların düşebileceğini belirten esnaf, halkın geçmiş yıllara göre daha az pekmez tüketmesinden yakındı.
Türkiye'de araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları, 2025 yılında bir önceki yıla göre 328 milyar 607 milyon lira artarak 980 milyar 428 milyon liraya yükseldi. Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı ise yüzde 1,55 olarak kaydedildi.
Uluslararası piyasalarda Brent petrolün varili, 0,7 değer kazanarak 111,57 dolardan işlem gördü.