​

​Atatürk'e hakaret iddiasıyla tutuklanan Emine Şahin'i ziyaret eden ve tutuklanmasına itiraz eden avukatlar, söz konusu meselenin hukuka aykırı olduğunu ve bunun hukuk adına bir cinayet olacağını vurguladılar.

Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanan tıp fakültesi öğrencisi Emine Şahin ile görüşmek için Edirne’ye giden ve ardından itiraz dilekçesi veren avukatlar, İstanbul’a döndükten sonra İLKHA’ya açıklamalarda bulundular. Avukatlar, söz konusu meselenin hukuka aykırı olduğunu ve tutuklama olması durumunda bunun hukuk adına bir cinayet olacağını söylediler.

Edirne'de 10 Kasım törenlerinin yapıldığı alandan geçerken "bu bir kıyamdır. Kıyam ancak Allah için yapılır" dediği için polis tarafından gözaltına alınan ve sonrasında tutuklanan Emine Şahin için avukatlardan oluşan 25 kişilik bir heyet dün Edirne’ye gitmişti. Meseleyi birinci ağızdan dinlemek için Emine Şahin ile görüşen avukatlar, Şahin'in tutuklanmasının hukuksuz olduğuna dair itiraz ettiklerini, yaptıkları itirazın kısa zamanda olumlu bir şekilde sonuçlanacağını düşündüklerini söylediler.

"Sarf ettiği sözler hakaret değildir"

Bir grup avukatla birlikte durumu yerinde görmek ve yaşanan hukuksuzluğa karşı gerekli itirazları yapmak üzere Edirne’ye gittiklerini belirten Av. Selçuk Kar, Emine Şahin'in 10 Kasım'daki tören alanında söylemiş olduğu sözden dolayı bir soruşturma başlatıldığını ve bu soruşturma çerçevesinde de haksız ve hukuka aykırı bir şekilde Atatürk’ün hatırasına hakaretten dolayı tutuklandığını ifade etti.

Kar, "Bizler bir grup avukat arkadaş olarak durumu yerinde görmek ve bu hukuksuzluğa karşı gerekli itirazları yapmak üzere Edirne’ye gittik. Kendisiyle cezaevinde görüştük. Yaptığımız görüşme neticesinde kendisinin provakatif bir eylem içerisinde bulunmadığını ve kendisine atfedilen sözlerin çoğunu söylemediğini beyan etmiştir. Sadece ‘burada kıyama duruyorsunuz’ dediğini, geri kalan sözleri tören alanının dışında polis kendisini aldığında ikili diyalogda söylediğini ifade etti. Her ne olursa olsun hiçbir şey sonucu değiştirmez. Nihayetinde o sözler tören alanında da söylenmiş olsa, sonrasında da söylenmiş olsa bunların hiçbiri suç vasfı niteliği bulunmamaktadır. Burada Emine hanımın sarf ettiği sözlerde herhangi bir hakaret söz konusu değildir. Yaptığımız görüşme sonrasında kendisinden bir vekâletname aldık. Ardından adliyeye geçerek tutuklanmasına karşı itiraz dilekçemizi hazırlayıp mahkemeye sunduk. Bu itiraz üzerine umuyoruz ki en yakın zamanda bu hatadan dönülür ve kendisi salıverilir." dedi.

"Buradan tutukluluğun çıkması hukuk adına cinayet olur"

"Uluslararası hukuk normları içerisinde ve Anayasanın 25. Maddesi doğrultusunda bunun fikir ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor." diyen Kar, "Burada önemli olan bir hakaretin, kişilik haklarına herhangi bir tecavüzün olup olmamasını tespitidir. Emine hanımın beyanında herhangi bir şekilde Atatürk’ün şahsına, onun hatırasına bir hakaret söz konusu değildir. Kendi düşüncelerini beyan etmiştir. Bu hususlar çerçevesinde de 11. Ceza mahkemesinin daha önce vermiş olduğu bir karar var. O davada yargılanan şahıs ‘Atatürk ilah değildir’ pankartı asmış ve bu suretle hakkında bir soruşturma açılmıştır. Yapılan yargılamada bu sözün herhangi bir hakaret içermediğinden sanık beraat etmiştir. Buna benzer Avrupa insan hakları mahkemesinin de bu minvalde bir kararı vardır. Orada da bir mahkûmiyet kararını hak ihlali olarak görmüş ve durumu tespit etmiştir. Büyük bir ihtimalle mahkeme emsal nitelikte olan diğer kararlar gibi neticelenir. Bunun aksini düşünmek hukuka aykırı olur. Buradan herhangi bir mahkûmiyetin çıkması çok açık bir şekilde hukuk adına tam bir garabet olur. Aksini düşünmek dahi istemiyoruz. Ancak yüksek ihtimalle beraat çıkacak bir davada tutukluluğun olması başlı başına büyük bir yanlıştır. Kaldı ki suç işlenmiş olsa dahi bunun cezası 1 ile 3 yıldır. Buradan tutukluluğun çıkması hukuk adına bir cinayettir" ifadelerini kullandı.

"Bu ifadeler üzerinden bir kişinin gözaltına alınması dahi teknik olarak mümkün değildir"

Yaşananları kendisinden dinlemek için pazartesi günü avukat arkadaşlarıyla birlikte cezaevine girerek Emine Şahin ile görüştüklerini ve kendi ifadesiyle eylem alanından geçerken "Bu bir kıyamdır. Kıyam ancak Allah için yapılır" diye bir cümle kullandığını söyleyen Av. Kaya Kartal, sarf edilen sözlerden hemen sonra alın bunu denilerek polis tarafından derdest edildiğini ifade etti.

Kartal, "Sonrasında polisle ikili diyalogda ‘Atatürk Allah’ın kanunlarını kaldırıp batının kanunlarını getirdi’ diye bir ifade kullanıyor. Biz bu ifadelere baktığımızda esasen bunun bir hakaret olarak değerlendirilemeyecek ifadeler olarak görüyoruz. Bu ifadeler üzerinden bir kişinin bırakın tutuklanması gözaltına alınması dahi teknik olarak mümkün değildir. Anladığımız kadarıyla Edirne’nin sosyal ve siyasal hassasiyetleri üzerinden özellikle baro ve bazı avukatlar tarafından yapılan müdahale neticesinde bir tutuklanmayla karşı karşıya kalındı" dedi.

"Bu şekilde bir tutuklanmanın önü açılırsa Türkiye’de kimse konuşamaz hale gelir"

Yaşanan olaydan bir tutuklanmanın çıkması halinde Türkiye’de ifade özgürlüğünün kalkacağını ve kimsenin konuşamaz hale geleceğini belirten Kartal, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

Çünkü neticede her eleştiriden birileri rahatsız olacak ve bu rahatsızlık insanlar provokatör ya da suçlu olarak ilan edilmeye başlanırsa bunun sonu gelmez ve bu ülkede kimse düşüncelerini ifade edemez hale gelir. Bizim temel yaklaşımımız 5816 dediğimiz Atatürk’ün hatırasına hakaret suçlarını düzenleyen kanunun hukuksuz olduğudur. Yaşanan vakıada bu kanun bağlamında bile suç olarak değerlendirilemeyecek bir eylemin suçmuş gibi değerlendirilip bir anlamda yargının oluşturduğu bir provokasyon ile bir insanın cezaevine atıldığını görüyoruz. Bunun bir hukuksuzluk olduğunu dile getirdik. Emine hanımdan vekâletname alarak itiraz dilekçemizi yazıp mahkemeye sunduk. İnşallah kısa zamanda tahliye edilmesini bekliyoruz

"İsnat edilen sözlerin tamamını söylemiş olsa da kanunen tutuklanması mümkün değildir"

Kartal, "Kendisine itham edilen sözlerden birisi ‘Bu puta tapmaktır’ sözüdür. Bunu özellikle sorduk fakat böyle bir ifadeyi kesinlikle kullanmadığını söyledi. Sadece ‘Bu bir kıyamdır, kıyam ancak Allah için yapılır’ dediğini ifade etti. Savcılığın iddia ettiği bu söylemlerin tamamını söylemiş olsa dahi ortada tutuklanmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir. En ağır hakaretleri bile etmiş olsa, bahse konu suçtan verilebilecek maksimum ceza 2 yıl 6 aydır. Kaldı ki böyle bir durum da söz konusu değil. Hakaret olsa dahi 1 ile 1,5 yıl ceza verilebilir ki, bununda Türkiye infaz kanunlarına göre hapis cezası yatmayı gerektiren bir suç olmadığını görüyoruz.  Kanuna göre ceza alsa dahi bir gün bile hapis yatmadan denetimli serbestliğe tabi tutulup serbest bırakılması lazım. Bu kadar basit bir sebepten dolayı bir kişinin, hele ki 21 yaşında bir üniversite öğrencisi bayanın tutuklanması ne insaf ne hukuka ne de adalete sığacak bir tarafı yok. Bu hukuksuzluğu kınamak ve söz konusu şahsın yalnız olmadığını göstermek için oradaydık. İnşallah bu anlamda katkımız devam edecek." şeklinde konuştu. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)  

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler