Erdoğan: S-400 sisteminin alımı temmuz ayından erkene çekilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 sisteminin alımının temmuz ayından erkene çekileceğini söyledi.

İftar programında buluştuğu gençlerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 sisteminin alımının temmuz ayından erkene çekileceğini söyledi.

Üniversiteli gençlerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Erdoğan, S-400 alımına ilişkin de açıklama yaptı.

Erdoğan, "Biz S-400 konusunu bitirdik. Geri adım atmak gibi bir şey söz konusu değil. Daha erkene alabiliriz teslim tarihini. S-400 bir savunma sistemidir. Taarruz sistemi değildir. Size herhangi bir taarruz varsa S-400 hemen devreye girer, sizi savunmaya alır. Bu noktada ödeme planları itibariyle Rusya Federasyonu bunu bize çok uygun şartlarda vermiştir. S-400'den sonra S-500 de söz konusu olacak. Biz bunu yaparken, ABD diyor ki, 'Bu sizin bizden F-35 uçaklarına uyumlu değil.' Biz bunun teknik çalışmalarını yaptık, öyle bir şey yok. Konuyla ilgili zaten NATO Genele Sekreteri, 'Bununla ilgili biz ortaklarımızın veya üyelerimizin herhangi bir silahı alırken, hangi silahı alıp almayacağı konusunda bir telkinimiz olmaz.' Biz zaten 'Neyi alırsak isabetli olur, neyi alırsak isabetli olmaz' bunu düşünecek tecrübemiz var." ABD F-35'lerin simülatörlerini teslim etmedi, biz er ya da geç F-35'leri teslim alacağız." ifadelerini kullandı.

Döviz kurundaki dalgalanmalar

Döviz kurundaki dalgalanmalara ilişkin konuşan Erdoğan, "Her şeyden önce bu son dönemde, hele hele son seçim öncesinde dikkat ederseniz Batı, ülkemize kur, faiz, enflasyon gibi saldırılarda bulunmaya çalıştı. Enflasyon yavaş yavaş inişe geçmiş vaziyette. Kur, şu anda sendeliyor. Beklentileri tabii, çok yüksekte. Ama beklentilerini bulamadılar. Şu seçimi bir atlatalım, atlattıktan sonra bunların bütün oyununu bozarız." dedi.

İBB seçimi

İBB seçimlerinin dünya kamuoyuna farklı bir şekilde yansıtıldığına değinen Erdoğan, "Biz şu anda 23 Haziran'da bir belediye seçimine gidiyoruz. Bu bir cumhuriyet, kabine, başkanlık seçimi değil, ama batı, dünya bunu nasıl nitelemeye kalkıyor? Sanki bu ülkede bir başkanlık seçimi var. Erdoğan gidecek, yerine başka birisi gelecek… Erdoğan yine yerinde, AK Parti yine yerinde, kabine yerinde. 23 Haziran'da yenilenme seçimini yapacağız. Bu seçim sonucunda İnşallah, özellikle temenni ediyorum; benim halkım, benim vatandaşım daha güzel bir neticenin olması için oylar yerini bulacak. Benim yaşadığım olay ile bu seçimde yaşanan olay arasında dağlar kadar fark var. Farklı siyasi parti ya da farklı siyasi görüşte olanlar kalkıyor, bizim en doğal hakkımız itiraz. Bunu yasalar veriyor bize. Belçika'da aynı şey yapılıyor. Belçika'da yapıldığında kabul görülüp seçimin yenilenmesine karar veriliyor. Herhangi bir şey yok. Bunlar gibi kavga etmiyorlar. Bunlar işi öyle bir yere götürdüler ki, anayasanın 138'inci maddesine göre böyle bir şeyi ima bile edemezsiniz. Bir tazminat davası açıldı mı, bilmiyorum, ama açmaları lazım. Bir yargı mensubuna sen bu şekilde hakaret edemezsin. Kendine çok güveniyorsan sandık orada. Millet ne derse odur. 1963'te şaibe yenilenme kararına neden oluyor. Şimdi korkuyorsun kaçıyorsun. Bu seçimde durum çok farklı, şaibeli belgeler var. Buna göre de YSK kararını verdi." şeklinde konuştu.  

Eğitim sistemi

Eğitim sisteminde yerli ve milli bir eğitim sistemini umduklarını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Benim Milli Eğitim Bakanım çıkıp yeni eğitim modeline ilişkin bir açıklama yaptı. 2020'de, 20121'e nereye geleceğiz? Şimdi bu bir ufuktur. Eğer böyle kısa sürede, geldim gidiyorum gibi durumlarda bunları böyle söylerler mi? Söylemezler. Biz 2023' kadar Türkiye'de neler yapacağımızı konuşuyoruz. Öğretmenlerle ilgili neler olacak, hastanelerde neler yaptık neler yapıyoruz neler yapacağız? Bunları konuşuyoruz. Siz bunları ancak önünüzde bir bariyer varsa konuşursunuz. Biz bunları böyle konuşuyoruz. Önümüz açık. Temennim sürekli değişen değil; oturmuş, yerli ve milli bir eğitim-öğretim sistemine kavuşmak. Ders adetlerinde de sınıflar yükseldikçe azalan, az derste çok şey veren, öğrenci mezun olduğunda o işi hazmetmiş öğrenciler olarak yetiştirmek.

Askerlik sistemi

Askerlikle ilgili gençlerin bir beklentilerinin olduğu ve bu noktada neler yapılacağı yönünde bir soru sorulması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

Öncelikle yeni askerlik sistemiyle alakalı, burada 4 hatta 5 başlık var. Bunlardan bira tanesi TSK ihtiyacı, ikincisi öngörülebilir oluşu, üçüncüsü süreklilik, dördüncüsü eğitim ve mesleki gelişim ihtiyacı, eğitimli insan gücünün yetkin ve yararlı kullanılması. Burada bedelli askerlikle diğerleri karıştırılıyor. Bir dönem yaptığımız değerlendirmelerde belirli bir bedel koyduk, kabul edenler gelip yaptılar, daha sonra düşüşü söz konusu oldu, bununla birlikte bazı adımlar attık. Son dönemde bedellide ciddi manada düşürüldü. Bu ücretle de askerlik kabul görmeye başladı. Bir defa erler, erbaşlar, yedek astsubaylık, yedek subaylık var. Yedek subaylıkta malum alışılmış olan süreç devam ediyor. Asıl önemli olan yedek astsubaylık.  Burada istihdamda Meslek Yüksekokulları görev alabilecekler. Aynı şekilde yükümlü erbaş er, hepsinde de tabi belirli bir ücret ödeniyor. Belirli ücretlerin ödenmesi de onların süreç içerisinde ihtiyacını temin, evine buradan belirli bir bedeli aktarma imkânı sağlayacak. Asıl olan, bizim için de önemli olan süreç şu, mesela 5 ay kıta diyoruz, burada belirli bir harçlık ödeniyor, 5 aydan sonra kendisi terhis olabiliyor. Bunun öncesinde temel eğitimden geçiyor. Aynı şekilde yedek astsubaylıkta ise 2 ay temel sınıf eğitimi, ardından 10 ay kıta hizmeti var, burada da yine eğer isterse terhis olur, yok, 'Ben devam edeceğim.' derse devam etme şansı var. Devam kararını verirse, onu astsubaylığa götürür. Astsubay olduktan sonra oradan da subaylığa geçebilir. Bir imkân daha var, eğer gerçekten imtihanları başarı ile verirse generalliğe kadar gidebilir. Yine iki ay temel sınıf eğitimi var. Tuzla'da yedek subaylıkta eğitim yaptım, ondan sonra kuramızı çektik, o zaman ben Hasdal'ı bilmiyordum, oraya çıktım. Hasdal'ın biraz aşağısında benim çalıştığımı fabrika vardı. Orada askeri kıtaların olduğunu o zaman öğrendim. 16 ay yedek subaylık yaptım. Albay bana dedi ki, niye sevinmiyorsun? Hasdal neresi komutanım, dedim, Kağıthane'nin üstü dedi, biz de kepi fırlattık. Şimdi çok daha farklı temel eğitimi iki ay, yine harçlık alıyor. Ardından 10 ay kıta var, 12 ay oluyor. İsterse yine terhis, isterse yedek subaylıktan subaylığa geçebiliyor. Subaylık, başarılı olursa generalliğe kadar gidebilir. Onların şansı diğerine göre çok daha fazla." diye konuştu.

"Hayvan haklarını konuşurken, insan haklarını neden konuşmuyoruz"

Batı'nın dürüst olmadığının altını çizen Erdoğan, hayvan haklarından bahsettiklerini, ancak insan haklarından konuşmadıklarını vurguladı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Suriye'de olanlar, yüzlerce binlerce kişi ölüyor. Şu anda 3 milyon 600 bin Suriyeli bizde duruyor. Ana muhalefetin başındaki bir zat ben bunları kovarım diyor. Aynı şey bizim başımıza gelse, biz bombalansak herkes bize kapısını kapasa halimiz nice olur? Keyfine gelmemiş ki bu insanlar buraya. Biz hayvan haklarını konuşurken, insan haklarını niye konuşmuyoruz? İnsan Hakları Beyannamesi var dünyada. Acaba dünyada kaç ülke bu beyannameye saygı duyuyor? Dürüst değiller! Bu Avrupa Birliği, bu Batı, dürüst değil. Bu millet başka… 'Ben diyor Arap harflerini burada görmeyeceğim.' Bu terbiyesizlik ya. Senin görmek istemediğin Arap harfleri, şu anda Birleşmiş Milletler'de konuşma dili olarak kullanılıyor. Ama bizim dilimiz konuşulmuyor. Arapça, uluslararası literatürde yerini almış durumda. Sen o tabeladan o harfleri kaldırtsan ne olur, kaldırtmasan ne olur? Önemli olan insanlık. Biz yaratılanı yaratandan ötürü seveceğiz." (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler