Halep'ten tahliye edilen yaklaşık 45 bin kişinin sığındığı İdlib'de, olası bir saldırıya karşı halkın tedirginliği sürerken STK temsilcileri ile yetkililer, mültecilere sahip çıkılmaması halinde daha ağır bir tablonun oluşabileceğini söyledi.

Halep'ten tahliye edilerek İdlib'e sığınan Suriyelilerin yaşadıkları dram devam ediyor. Halep'e yapılan saldırılardan tahliye edilerek kurtulan Suriyeliler, İdlib'e yapılabilecek olası bir saldırıya karşı tedirgin oluyor.

Saldırı ihtimaline karşı İdlib'te Türkiye'ye bakan bir dağın eteğine kendi imkânlarıyla yaptıkları derme çatma çadırlara yerleşen savaş mağdurları, ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Muhaliflerin sığındığı İdlib'te yeni bir Halep trajedisinin yaşanmaması için harekete geçen Türkiye ise görüşmelerini devam ettiriyor.

Çok büyük bir insanlık dramının yaşandığı İdlib'e ulaşan çok sayıda yardım kuruluşu ise yaşanan ağır kış şartlarından dolayı daha da mağdur olan mağdurların, temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

İdlib'te yaşanan insani dramı yerinde gözlemleyen İHH Doğu ve Güneydoğu Bölge Sorumlusu Behçet Atila ile Şanlıurfa İl Müftüsü İhsan Açık, gözlemlerini İLKHA'ya anlattı.

Suriye'nin Halep kentinden tahliye edilenlerin arasında bulunan yaralı ve hastaların Türkiye'deki çeşitli hastanelere getirildiğini geri kalanların ise muhaliflerin kontrolündeki İdlib'e yerleştirildiğini belirten İHH Doğu ve Güneydoğu Bölge Sorumlusu Behçet Atila, buradaki insanlara birçok yardım kuruluşunun sahip çıkmaya çalıştığını söyledi.

İdlib'e sığınan Suriyelilerin her türlü insani yardıma muhtaç durumda olduklarını belirten Atila, "Oradaki en önemli ihtiyaç barınmadır. Çünkü kış şartları şu an ağır, zaman zaman da kar yağışı oluyor. Onun için çadır kentler kuruluyor. Hatta biz İHH olarak o bölgede köyler inşa ediyoruz. Bu köyler, konteynır değil, prefabrik değil normal bildiğimiz köyler. Bu köylerimizin çalışmaları devam ediyor. Biz köy çalışmalarını tahliyelerden önce başlatmıştık ki Halep dışında da normal zamanlarda Deyrazor, Rakka, Haseki, Humus, Hama gibi kentlerden gelen insanlar olabiliyor. İnsanlar daha güvenli buldukları yerlere göç ediyor. Yani orada dış göçün aksine bir göç de yaşanıyor. Bu insanlar Suriye topraklarındadır diye muhacir değildir diyemiyoruz. Sonuçta ailesini alıp yaşadığı yeri terk etmiş. Sonuçta onlar da bir yardıma ihtiyaçları var. özellikle battaniye, kuru gıda, hijyen paketi, mama, süt ve benzeri temel ihtiyaç malzemelerine ihtiyaç vardır. Reyhanlı ve Kilis'teki dev fırınlarda bu bölgedeki insanların ekmek ihtiyacı için günde yaklaşık 3 TIR un harcanıyor." diye konuştu.

Suriye'de yaşanan savaşta akla gelebilecek her türlü dramın yaşandığını belirten Atila, hem Türkiye'ye gelen hem de Suriye'de kalan insanlar için bir empati kurulması gerektiğini söyledi.

"Hazırlığımızı yapmalıyız yoksa buradaki dram Halep'in dramından daha ağır olabilir."

İdlib'te kalan insanların tedirgin bir bekleyiş içerisinde olduğunu ifade eden Atila, "İdlib bölgesi hem Türkiye'ye yakın olması hem de muhaliflerin kontrolünde olmasından dolayı insanlar gelip buraya yerleşti. Ama şu anda bu -Allah korusun- başka bir tehlikeyi de barındırıyor. Bu zalimlerin yarın öbür gün buraya saldırmayacağının garantisi yoktur. Tabii bu tahminidir. Ama sanırım bu durumun oluşmaması için Türkiye bir gayret sarf ediyor ki burası da Halep gibi olmasın. Bizi üzen ve derin endişelendiren kısmı da burasıdır. Halep'te olduğu gibi bunlar İdlib'i de Halep gibi kuşatırlarsa biz hazır mıyız, İdlib'teki insanlar hazır mı? İnan hiçbirimiz hazır değiliz. Hazırlığımızı yapmalıyız yoksa buradaki dram Halep'in dramından daha ağır olabilir."

"Bu savaşta büyük acılar yaşayan Suriyeliler masada kaybetmek istemiyor"

Son günlerde Türkiye, İran ve Rusya arasında Suriye'deki savaşın sona erdirilmesi için yaşanan ateşkes görüşmelerini Suriyelilerin gözünden değerlendiren Atila, bu savaşta büyük acılar yaşayan Suriyelilerin masada kaybetmek istemediklerini söyledi.

Suriyelilerin, Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtı'yla kontrol altına aldığı bölgenin savaştan uzak güvenli bir bölge olmasını istediklerini aktaran Atila, bu durumun hem Suriyeliler açısından hem de Türkiye açısından daha iyi olacağını belirterek bu bölgede kalan insanlara yardımların ulaşması için herkesin daha duyarlı olması çağrısında bulundu.

"Saldırı korkusuyla halk, Türkiye'ye bakan dağın eteğinde sığınmış durumda"

Halep'te yaşanan dramda birçok farklı yardım kuruluşunun hep birlikte Suriyeli mağdurlara yardım eli uzatmasının takdire şayan bir durum olduğunu ifade eden Şanlıurfa İl Müftüsü İhsan Açık, tahliye edilenlerin sığındığı İdlib'te özellikle saldırı korkusuyla halkın sığındığı Türkiye'ye bakan dağın eteğinde çok büyük bir dramın yaşandığına dikkat çekti.

"9 ildeki cami imamları her gün sıra ile İdlib'e gidiyorlar"

İdlib'e gönderilen yardımların yüklenmesi ve dağıtılması için 9 il müftülüğü ile birlikte ortak çalışma kararı aldıklarını belirten Açık, her gün sıra ile farklı bir ildeki 20 gönüllü cami imamının Suriye bölgesine gittiğini söyledi.

İdlib'te durumu çok kötü olduğu insanlara yük olmamak için aynı gün içinde geri dönme kararı aldıklarını ifade eden Açık, bu dramı gören tüm cami imamların oraya gitmek istediğini sözlerine ekledi.

"Çocuklar olayın sadece korku boyutundalar"

Açık, gözlemlerini şöyle anlattı: "Şimdi orada çok sayıda yetim var. Bu yetimler nasıl gelmiş, nerden gelmiş buraya? Bir yaşlı amca tutmuş bunları yürüyebildiği kadar yürümüş. Bu çocukların ne annesi var ne babası var. 'Birisinin ailesinde 4 şehidi var' diyorlar. Belki o çocuk bunları bile bilmiyor. Çocuklar olayın sadece korku boyutundalar. Neyi kaybetti, neyi kaybetmedi onu bilmiyorlar. İdlib'e yerleşmiş olan Suriyelilerin güvenlik açısından hala tedirginler. Çünkü alan çok geniş. Biz sınırdan bir girdik. Kilometrelerce resmi kıyafetli veya şu güvenliktir ya da şu emniyettir diye bir şey görmedik. Bakıyorsunuz genç bir kardeşimiz belinde silahı 'buyurun geç' diyor. Türkiye deyince gülümsüyorlar. Yani müthiş bir boşluk var orada. Çünkü çok sayıda insan yaşıyor. Türkiye olaya el atmış durumda. İnşallah bir düzen kurulur."

İdlib'te yaşanan insani dramı anlatmaya sözlerin yetersiz kaldığını ifade eden Açık, oradaki mağdurlara el uzatan tüm yardım kuruluşlarına teşekkür ederek hiçbir şeyleri olmayan insanlara yapılan yardımların devam etmesi gerektiğini ifade etti. (Osman Gülebak, Mehmet Demir, Ramazan Casuk- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler