“İnsan hakları ihlalleri BM’de karar aşamasına getirilemiyor”

MAZLUMDER Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dalaz, “Zayıf ülkeler ve topluluklar, maruz kaldıkları insan hakları ihlallerini sadece beş üyenin veto hakkı olduğu BM’de bürokratik engelleri aşarak bir türlü karar aşamasına getirememektedir.” dedi.

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Dalaz, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin kabul edildiği gün olan 10 Aralık 1948'den bu yana her 10 Aralık’ın, “İnsan Hakları Günü” olarak kutlandığına dikkat çekti.

“İnsanlık tarihi boyunca zayıf kalan birey veya toplulukların hakları güçlü olanlar tarafından hep ihlal edile geldirmiştir.” diyen Dalaz, “Tarih içinde yaşanan bu acı tecrübeler sonucunda tarihte ortaya çıkan olumlu tecrübelerden de yararlanarak gerek Birleşmiş Milletlerde, Avrupa Birliği bünyesinde ve gerekse devletlerin kendi iç bünyelerinde insan haklarına yönelik; genel olarak insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, işçi hakları, göçmen/mülteci hakları, savaş hukuku çevre hakları gibi konularda uzun uğraşlar ve mücadeleler sonucunda sözleşmeler ve belgeler ortaya çıkmıştır. Bu metinlerin bazı maddeleri üzerinde tartışmalar devam etse de genel olarak insanlığın kazanımına yazılacak hukuki metinler ve belgeler büyük bir mutabakatla kabul görmüştür. Ancak uygulamada da bu başarı sağlanabilmiştir demek hala çok zordur.” dedi.

Dalaz, şunları söyledi: “İnsan hakları alanında, dünyada pek çok ülkede samimi gayretlerle ve büyük bir özveri ile çalışan birey ve sivil toplum örgütleri olmakla birlikte çoğu zaman güçlü devletler, “İnsan Hakları” argümanını kendi politik çıkarları için kullanabilmekte, kendi yaptıkları ihlalleri sahip oldukları büyük medya gücü, ekonomik güç ve siyasi güç sayesinde görünmez kılabilmekte veya medeni olmayan toplumlara medeniyet götürmek gibi sofistike kavramlarla şirin gösterebilmektedir. Zayıf ülkeler ve topluluklar maruz kaldıkları insan hakları ihlallerini sadece beş üyenin veto hakkı olduğu Birleşmiş Milletler de bürokratik engelleri aşarak bir türlü karar aşamasına getirememektedir. Birleşmiş Milletler de karar alınmış bile olsa bu kararların uygulanması maalesef yine güçlü devletler öncülüğünde uygulanabilmektedir. Bu anlamda dünyada adaletin sağlanabilmesi için insanlık henüz bağımsız bir hukuk gücü oluşturabilmiş değildir.”

“Filistin meselesinde, Afganistan’ın işgalinde, Bosna Hersek’teki katliamlarda, Irak’ın işgalinde Suriye’deki katliam ve çatışmalarda ve Yemen’de oluşan insanlık dramında, görüldüğü üzere masum insanların uğradığı zulüm ve haksızlıkların hesabı Birleşmiş Milletler üzerinden sorulamamıştır, istisnai bazı göstermelik vakıalar dışında muhtemelen sorulamayacaktır.” ifadelerini kullanan Dalaz, “Burada bir hususu da dikkatten kaçırmamak gerekiyor. Her ne kadar devletlerin insan hakları örgütleri üzerindeki etkisini gözardı edilemezse de dün ve bugün Filistin’de, Irak’ta Suriye’de, Yemen’de, Çin’de Uygur Türklerinin yaşadığı Doğu Türkistan’da ve daha birçok yerde insan hakları örgütleri tarafından yapılan insan hakları ihlalleri tespit ve raporları ve bu ihlallere karşı yapılan teşhir ve kampanyalar oldukça değerlidir ve tarihe şahitlik yapan belgelerdir.” şeklinde konuştu.

Dalaz, son olarak şunları söyledi: “Mesela bugün Doğu Türkistan'da Çin’in, Uygurların bütün inanç ve kültürlerini yok etmeye yönelik uyguladığı asimilasyon ve zulüm politikaları insan hakları örgütleri tarafından tespit edilmekte ve dünya kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Bu tespitleri batılı ülkeler, Çin'in üzerinde siyasi ve ekonomik baskı kurmak için kullanabilmekte, bunu kabul etmek gerekiyor, aynı zamanda Çin tarafından bu zulümlerin yapıldığını da görmek gerekiyor. Maalesef Çin'in Uygurlara uyguladığı, insanlık tarihinde örneği az görülmüş insanlık dışı uygulamalar karşısında çeşitli siyasi ve ekonomik nedenlerle İslam Ülkelerinin sessizliğini de görmemiz gerekiyor.” (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler