Batman'da 85 bin dönüm arazi atıl durumda bekliyor
Batman'ın Gercüş ilçesinde tarımsal arazilerin önemli bir bölümü ekilemezken, arazi sınırlarındaki uyuşmazlıklar ve Toprak Koruma Kanunu kapsamındaki eğim şartı çiftçilerin yaşadığı sorunlar arasında yer alıyor. Gercüş Ziraat Odası Başkanı Şefik Öner, atıl durumdaki arazilerin yeniden üretime kazandırılması için kadastro çalışmalarının tekrarlanmasını ve eğim şartının belirli alanlarda uygulanmamasını talep etti.
Batman'ın Gercüş ilçesinde tarımsal üretimi etkileyen sorunlara ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Gercüş Ziraat Odası Başkanı Şefik Öner, kadastro çalışmalarında yaşanan sınır uyuşmazlıkları, tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması ve Toprak Koruma Kanunu kapsamındaki eğim şartına dikkat çekti.
İlçede 207 bin dönüm ekilebilir tarım arazisi bulunduğunu ancak bunun yalnızca 124 bin dönümünde ekim yapılabildiğini belirten Öner, yaklaşık 80-85 bin dönüm arazinin atıl durumda beklediğini ifade etti.

Gercüş Ziraat Odası Başkanı Şefik Öner
"Resmiyette sınırlar uyuşmuyor"
Gercüş'te çiftçilerin karşılaştığı sorunların başında kadastro çalışmaları sırasında yaşanan sınır uyuşmazlıklarının geldiğini belirten Öner, konuyla ilgili şunları söyledi:
"İlçemizdeki en büyük sıkıntı, öncelikle tapu kadastro çalışması yapılırken Gercüş genelinde arazilerde bir kayma yaşandı. Kaymadan ziyade insanlar kendi normal yerlerinin sınırını biliyor ama resmiyette sınırlar uyuşmuyor. Böyle bir sıkıntımız var. Bu yüzden kadastro çalışmasının tekrardan yapılması için müracaatlarda bulunduk."
"Araziler miras yoluyla parçalandığı için insanlar tarımdan uzaklaşıyor"
Tarım arazilerinin aile yapısı ve miras paylaşımı nedeniyle küçük parçalara bölünmesinin üretimi olumsuz etkilediğini dile getiren Öner, Toprak Koruma Kanunu ile ilgili yaşanan sıkıntıyı şu sözlerle anlattı:
"İkinci olarak, Toprak Koruma Kanunu ile ilgili şöyle bir sıkıntımız var: İlçemizdeki arazi yapıları aile yapısından dolayı bölündüğü için, örneğin bir babanın beş çocuğu ve 50 dönüm arazisi varsa, miras yoluyla parçalandığı zaman her birine 10 dönüm kalıyor. Bu da hububat ekiminde girdi ve çıktı maliyetleri birbirini kurtarmadığı için insanların tarımdan uzaklaşmasına neden oluyor."

"207 bin dönüm arazimizin yalnızca 124 bin dönümünde ekim yapabiliyoruz"
Gercüş'teki ekilebilir tarım arazilerinin önemli bir bölümünün üretim dışında kaldığını vurgulayan Öner, mevcut duruma ilişkin şu bilgileri paylaştı:
"Normalde Gercüş olarak 207 bin dönüm ekilebilir tarımsal arazimiz var. Fakat biz bunun şu an yalnızca 124 bin dönümünde ekim yapabiliyoruz. Yaklaşık 80-85 bin dönümü atıl durumda bekliyor."

"20-30 dönüme kadar olan alanlarda eğim şartı aranmamalı"
Atıl durumdaki arazilerin yeniden tarıma kazandırılması için belirli düzenlemeler yapılmasını isteyen Öner, özellikle yüzde 6'lık eğim şartının Gercüş ve küçük kırsal alanlarda uygulanmaması gerektiğini belirterek taleplerini şöyle sıraladı:
"Bizim beklentimiz ve talebimiz şudur: Yüzde 6'lık eğim şartının Gercüş'te ve küçük kırsal alanlarda uygulanmaması; insanları tekrardan tarıma ve üretime kazandırmak için bağ ve bahçe tesislerinde 20-30 dönüme kadar olan alanlarda eğim şartı aranmamasıdır. Bu sağlandığı takdirde hem çiftçinin mağduriyeti giderilecek hem de atıl durumdaki 80-85 bin dönüm arazimiz tekrardan tarıma kazandırılmış olacaktır. Bu durum ilçe, çiftçi ve ülke ekonomisine büyük bir katkı sağlayacaktır." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), “Özgür Filistin Haftası” kapsamında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) akademisyenlerin katılımıyla “Gazze’nin Vadettikleri”, “Akademik İntifada: Epistemik Direniş” ve “Filistin’de Çözümün Önündeki Engeller” başlıklarının ele alındığı panel düzenledi.
Filistin davasına destek mesajları veren İnönü Üniversitesi öğrencileri, siyonizm karşıtı mücadelelerini akademik, sosyal ve kültürel alanlarda sürdüreceklerini belirttiler.
İşgal rejiminin Filistin'de eğitime yönelik engellemelere ilişkin konuşan Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu, eğitim alanında oluşturulan baskıların asıl amacın Filistinlilere ait olan okullarda verilen diplomaların değersizleştirilmesi olduğunu ifade etti.