Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur: Türkiye'de ideolojiler test edildi, yeni fikirler bekleniyor
Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur, Türkiye'de ideolojilerin toplumun ihtiyaçlarına cevap veremediğini belirterek, yeni bir fikir döneminin eşiğinde olunduğunu söyledi.
Malatya'da bu yıl 12'ncisi düzenlenen Kitap Fuarı kapsamında Malatya Kent Konseyi'nde okuyucularıyla söyleşide bir araya gelen ve kitaplarını imzalayan GazetecYazzar Yıldıray Oğur, İLKHA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Günümüzün dijital dünyasında kitap okuma alışkanlıklarından yapay zekânın araştırma süreçlerine etkisine, yeni neslin tarihle ilişkilerinden Türkiye'deki fikir dünyasına ve gazeteciliğin karşı karşıya olduğu tehditlere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Oğur, çarpıcı tespitlerde bulundu.
Yazılarınızda sık sık eski kitaplara, sahaflara ve unutulmuş arşiv belgelerine atıfta bulunuyorsunuz. Günümüzün 15 saniyelik videolara odaklanan "hızlı tüketim" çağında, derinlemesine kitap okuma alışkanlığının ve "okur" kimliğinin yok olduğunu düşünüyor musunuz?

"Şu anda internet büyük bir imkân. Bütün dünyanın bilgilerine ulaşmak için her yerde arşivler, online arşivler var. Bir şeyi araştırmak isteyen için imkân çok. Yeter ki istesin, yani merak etsin. Merak ve istek az olabilir. Yoksa imkânlar çok fazla ve bunu değerlendiren insanlar da var. Bence geçmişe göre çok daha iyi tezler yazılıyor, akademik çalışmalar yapılıyor, tarih çalışmaları yapılıyor. Eskiden daha sığ olan çalışmalar, yeni belgelerle yapılabiliyor. O yüzden ben o kadar kötümser değilim."
Yeni neslin tarihsel belgelere, anılara ve araştırma-inceleme kitaplarına olan mesafesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmişi kitaptan okumak yerine sosyal medya anlatılarından öğrenen bir nesil, kolektif hafızayı nasıl şekillendirecek?

"Yeni nesil bence tarihten sıkıldı. Yani Türkiye'de o kadar çok tarih tartışması yapıldı ki... Bunun çok bir faydası olmadığını düşünüyorlar bence. O yüzden bizim nesiller gibi, tarih tartışmaları üzerinden bütün güncel tartışmaları yapan ve pozisyon alan bir nesil yok. Bu, bir anlamda belki köksüzlük gibi görünebilir ama bir taraftan tarihin üzerimizdeki yüklerinden kurtulmak ve geleceğe odaklanabilmek için bir imkân da bence. O yüzden bunu da negatif olarak görmüyorum."
E-kitaplar, sesli kitaplar ve yapay zekâ özetleri geleneksel kitap okurluğunun yerini almaya başladı. Bir araştırmacı ve yazar olarak sizce dijital okurluk, fiziksel bir kitaba dokunarak ve sayfalarını çevirerek kurulan o entelektüel bağın yerini tutabilir mi?
"Yapay zekâ müthiş bir imkân. Yapay zekâda müthiş külliyatlar var. O külliyatları birkaç saniye içerisinde okuyabiliyor ve size onlardan bir sentez sunabiliyor. Siz onu nasıl eğittiğiniz, ona ne sorduğunuz önemli. Eskiden Google taramasıyla bulabildiğiniz şeylere yapay zekâyla çok daha derinlemesine ulaşabiliyorsunuz. O yüzden yapay zekânın bize sunduğu imkânlara düşmanlık etmemek gerekiyor. Onu iyi kullanmak, iyi değerlendirmek gerekiyor. Tembellik için, yani 'Yapay zekâya araştırtırayım, bir şey yazdırayım.' şeklinde değil; senin yapacağın işi kolaylaştıran bir vasıta olarak kullanman gerekiyor. Yani o vasıtayı nasıl kullandığın önemli. O yüzden kullanmak isteyen için büyük bir imkân."
Türkiye'deki fikir dünyasında, felsefi veya ideolojik derinliği olan tartışmaların yerini tamamen günlük siyasi didişmelere ve klişelere bırakmasını neye bağlıyorsunuz? Türkiye bir entelektüel çölleşme mi yaşıyor?

"Test edilmeyen bir grup kalmadı, fikir kalmadı ve bunlar günün sonunda çok pozitif bir çıktı üretmedi. O yüzden ideolojiler dünyada da geriliyor. Büyük ideolojiler geriliyor ve bunlar şu anki toplumların ihtiyaçlarına karşılık gelmiyor. Bunların daha sentezlerinin ortaya çıkması lazım. Bu bence bir fetret dönemi, bir geçiş dönemi. Yani bir çölleşme değil. Bir dönemin bitmesi ama yeni bir dönemin başlamadığı bir andayız. Buradan iyi fikirler geliştirenler kazançlı çıkacaktır."
Dezenformasyonun, "deepfake" teknolojilerinin ve yapay zekâ üretimlerinin bu denli arttığı bir çağda, gazetecilerin kamuoyuna "gerçeği" ulaştırma misyonu sizce nasıl bir yapısal tehdit altında?

"Esas olarak ifade hürriyetinin hukuki olarak güvencede olmaması büyük tehdit. Yoksa diğerlerinin hepsinin çaresi var. Bir şeyin sahte olup olmadığını anlarsınız. İnsanlar yavaş yavaş buna ilişkin yeteneğe de sahip oluyorlar. Fakat siz gerçekten hakikatin peşinde koşabilecek bir hukuki güvenceye ve ifade hürriyeti ortamına sahip değilseniz, teknolojik imkânlar ne kadar bunun aleyhinde olsa da bir ifade hürriyeti ve düzgün bir tartışma ortamı yaratamazsınız. O yüzden esas mesele hukuki güvence ve ifade hürriyetine saygı gösterilmesidir. Yoksa diğerlerinin hepsi aşılabilir sorunlar." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Teyzesine hastane randevusu almak isterken MHRS üzerinden 101 liralık sahte ceza uyarısıyla karşılaşan Uğur Orhan'ın hesabından 41 bin lira çekildi. Orhan, "Mesajı okusaydım belki dolandırılmayacaktım" diyerek vatandaşları benzer dolandırıcılık yöntemlerine karşı uyardı.
Hak Sanayici ve İş Adamları Derneği (HAKSİAD) Genel Başkanı Vedat Turgut, dünya ve ülke ekonomisinde yaşanan dalgalanmalara karşı iş dünyasına; tedbirin elden bırakılmaması, yatırım kararlarının dikkatle değerlendirmesi, istişarenin ihmal edilmemesi, dayanışma ve ortak iş yapma kültürünün güçlendirilmesi ve ticari ahlakın korunması çağrısında bulundu.
İkinci el telefon alışverişinde vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirten telefon esnafı Yılmaz Sağlam, özellikle internet üzerinden verilen sahte ilanlara karşı uyarıda bulundu. Sağlam, telefon almadan önce IMEI sorgulaması yapılmasını, cihazın fatura ve kutusunun kontrol edilmesini, alışverişin mümkün olduğunca yüz yüze gerçekleştirilmesini tavsiye etti.