Suriyeliler: Güvenli bölge gerçekten ‘güvenli’ olursa döneriz

Suriye'deki iç savaşın başlamasının ardından Türkiye'ye sığınan Suriyeliler, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmayı planladığı güvenli bölgenin tam olarak güvenli olması halinde ülkelerine döneceklerini söylediler.

Suriye'de 2011 yılının mart ayından başlayan iç savaş, yüz binlerce çocuğun, kadın, genç ve yaşlının katledilmesine ve milyonlarca Suriyelinin de mülteci konumuna düşmesine neden oldu. Çoğunluğu Türkiye olmak üzere farklı ülkelere göç etmek zorunda kalan Suriyeli mülteciler, tarafı olmadıkları bir savaş nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmanın yanı sıra savaşın yüreklerinde bıraktığı derin yaralar ve omuzlarındaki büyük sorumluluklarla ülkelerinden uzakta yaşama tutunmaya çalışıyor.

Suriye'deki iç savaşın başlamasının ardından Türkiye'ye sığınan Suriyeli sayısı 3 milyon 674 bin 588 oldu. Nüfusun yüzde 4.41'ini oluşturan Suriyelilerin 1,5 milyonu ise yeniden dönme umuduyla sınır kentlerinde kalmayı tercih etti.

Göç İdaresinin 10 Ekim 2019 tarihli verilerine göre, Suriyeli sığınmacılar yoğun olarak sınır illeri olan Kilis, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Mardin’de yaşıyor. En çok Suriyeli barındıran şehir 549 bin 477 kişi ile İstanbul olurken, Suriyelilerin en az olduğu şehir ise 22 kişi ile Bayburt ve Bayburt’u 37 kişi ile Artvin, 57 kişi ile Tunceli takip ediyor.

Sınır illerinde ise en çok Suriyeli sığınmacıya Gaziantep ev sahipliği yapıyor. Gaziantep’te 451 bin 461 sığınmacı bulunurken, Gaziantep’i 440 bin 336 kişi Hatay, 428 bin 684 kişi ile Şanlıurfa ve 116 bin 638 kişi ile kendi nüfusundan daha fazla Suriyeli sığınmacı barındıran Kilis takip ediyor.

Ülkelerini terk ederek Türkiye'nin sınır illeri Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Mardin ve Hatay başta olmak üzere diğer illere sığınan Suriyeli sığınmacıların sayısı 3 milyon 674 bin 588 kişi oldu. Savaşın en büyük mağduru ise tüm savaşlarda olduğu gibi kadınlar ve çocuklar oldu.

Doğup büyüdükleri toprakları terk eden milyonlarca Suriyeli, en yakın noktadaki Türkiye'ye sığınırken, aradan geçen süreçte emperyalist ABD başta olmak üzere Rusya ile sömürgeci Fransa ve birçok Batılı ülke binlerce kilometre uzaklıktan gelerek Suriye’deki iç savaşa müdahil oldu. Bu ülkeler hem rejime hem de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ gibi örgütlere silah yardımında bulundu.

PKK/PYD-YPG ve DEAŞ’ın kontrol altına aldığı bölgelerdeki baskıları nedeniyle Suriyeliler, akın akın Türkiye'nin yolunu tuttu. Her şeylerini geride bırakıp ölümden kaçan, tercihini güvenli liman olarak gördüğü Türkiye'den yana kullandı.

İlk etapta sınıra yakın şehirlerde kurulan çadır ve konteyner kentlere yerleştirilen Suriyelilerin büyük bölümü zamanla Türkiye'nin farklı illerine dağılarak yaşamlarını sürdürmeye başladı. Kamplarda ve kendi imkanlarıyla kentlerde kalan Suriyelilerin ihtiyaçları kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından karşılandı. Geçen yıldan itibaren ise kampların kapatılmaya başlanmasının ardından çadır ve konteynerlerde kalan Suriyeliler de kendi imkanlarıyla hayatlarına devam etti.

Türkiye tarafından PKK/PYD-YPG ve DEAŞ’ın sınır kentlerindeki varlıklarını sonlandırmak ve oluşacak güven ortamı ile Suriyelilerin geri dönüşünü desteklemek amacıyla düzenlenen Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları da ülkelerini terk eden sığınmacıların umutlarını artırdı.

Harekatlar ile Suriye’nin Cerablus, Azez, El Bab ve Afrin kentleri ile kırsalındaki alanların PKK/PYD-YPG ve DEAŞ’tan arındırılmasının ardından 350 binin üzerinde Suriyeli, yeniden ülkelerine döndü. Halen doğdukları topraklardan uzakta, Türkiye'de yaşamlarını sürdüren Suriyeliler ise yaşadıkları bölgelerin de güvenli hale gelmesini ve geri dönecekleri günü heyecanla bekliyor.

Ancak iç savaşın ardından ülkenin kuzeyindeki Fırat Nehri'nin doğusunda bulunan yerleşim alanları, ABD’nin büyük bir desteğiyle PKK/PYD-YPG’nin kontrolüne geçti. PKK/PYD-YPG ülkede ele geçirdiği bölgelerde sivil halka büyük bir zulüm uygularken, bölgenin de demografik yapısını büyük bir oranda değiştirdi.

PKK/PYD-YPG’nin sınır güvenliğine yönelik tehdit oluşturması ve Türkiye tarafından yapılan çağrılara rağmen ABD ile diğer Batılı ülkelerin desteğiyle silah bırakmadı. Türkiye bu durum karşısında sürekli olarak özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hemen her platformda Fırat'ın doğusuna yönelik askeri harekât düzenleneceği mesajını veriyordu.

Bunun üzerine ABD ile Türkiye arasında yapılan görüşmeler doğrultusunda ağustos ayında, bölgenin güvenli hale getirilmesi için Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde Müşterek Harekât Merkezi oluşturuldu. Fırat'ın doğusunda ortak hava ve kara devriyelerinin yapılmasının ardından ABD’nin sürekli oyalama politikaları nedeniyle Türkiye, 9 Ekim Çarşamba günü saat 16.00'da “Barış Pınarı Harekâtı”nı başlattı.

Harekâtın 9’uncu gününde ABD ile varılan uzlaşma çerçevesinde harekâta 5 gün ara verildi. Bu aranın ardından da Rusya ile varılan mutabakatın ardından "Barış Pınarı Harekâtı”na verilen ara halen devam ediyor.

“Barış Pınarı Harekâtı”nın en önemli hedeflerinden biri ise Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’ye sığınan Suriyeli sığınmacıların dönebilecekleri bir güvenli bölge kurmak. Türkiye, TOKİ aracılığıyla bölgeye konutlar yapılmasını ve Suriyeli göçmen nüfusunun önemli bir bölümünün buraya gönderilmesini hedefliyor.

Harekâtın devam edip etmeyeceği konusu merak edilirken, sınıra yakın kentlerde yaşayan Suriyeli sığınmacıların güvenli bölgeye yerleşip, yerleşmeyecekleri konusu da merak ediliyor.

Türkiye'de kendilerine ülkelerinden uzakta yeni bir hayat kurmak zorunda kalsalar da doğdukları topraklara geri dönecekleri günü özlemle bekleyen Suriyeliler, artık ülkelerinde güvenli bir şekilde yaşamlarını sürdürmek istiyorlar.

451 bin 461 Suriyeli sığınmacının bulunduğu Gaziantep’te "eski garajlar" olarak bilinen Etiler Mahallesi’nde yoğun olarak bulunan Suriyelilerden kimi güvenlik bölgeye sıcak bakarken kimi de yaşadıkları endişeyi dile getirdi.

"Güvenli bölgenin, ‘güvenli’ olması gerekir"

8 yıl önce iç savaştan dolayı ailesiyle birlikte Halep’in Azez kentinden Gaziantep’e yerleştiğini belirten Mahmud Mahmud, oluşturulacak  "güvenli bölge"nin tam olarak güvenli olması halinde Suriye’ye döneceğini belirterek, şunları söyledi:

Eğer güvenli bölge gerçekten ‘güvenli’ olursa ve bu bölgede iş imkânları olursa biz güvenli bölgeye gideriz. Biz, zaten ülkemize dönmek istiyoruz. Ama en başta güvenli bölgenin, ‘güvenli’ olması gerekir. Çünkü güvenlik başta gelir. Güvenlik olduğu zaman iş olur, insanlar yaşayabilir. Birde eğer bu güvenli bölgeden PKK/PYD-YPG gitmezse ve o bölgelerden çekilmezlerse kimse dönmez. Çünkü onlara güven olacağını sanmıyorum. Çünkü onların o bölgede kalması sorun demek. Onların bu bölgede olması devamlı patlama, kaçırma olayları gibi sürekli sorun demektir.

"Türkiye’de kalmak istiyorum"

Türkiye'deki hayatından memnun olduğunu söyleyen Ali Fadıl da "Benim birçok hastalığım var. Zaten diyabet hastası olduğum için yürüyemiyorum. İleri de belki böbrek ameliyatı olabilirim. Bundan dolayı Türkiye’de kalmak ve sağlığıma dikkat etmem benim için daha iyidir. Türkiye’de bize sağlık imkânları veriliyor, bundan dolayı da Türkiye’de kalma taraftarıyım. Türkiye’de acil bir durum olduğu zaman hastaneye gidebiliyoruz. Hastanede tedavilerimiz yapılıyor. İlaç ihtiyaçlarımı alabiliyorum. Türkiye’de sağlık hizmetleri iyi olduğu için dönmeyi düşünmüyorum." dedi.

"Güvenli bölge oluşturulursa ülkeme giderim"

Suriye’deki iç savaşın tamamen bitmesini ve Suriye’nin tamamının güvenli olmasını istediğini belirten Zekeriya Ahmedi ise "O bölgede eğer ki güvenli bölge oluşturulursa kesinlikle ülkeme giderim. Ama güvenli bölge garanti altında olmalıdır ve bizi de rejimden korumalıdır. Bize güven verecek olan taraf olmalıdır ki bizi rejimden korusun. Çünkü biz zaten rejimden dolayı Türkiye’ye kaçarak geldik. Eğer ki güvenli bir bölge olursa ve o bölge korunursa, güvenli bölgeye saldırılar olmazsa, o bölgeye gideriz ve gitmeye de hazırız." ifadelerini kullandı.

"Göç etmekten ve bölgeden bölgeye gitmekten çok yorulduk"

"Eğer gerçekten güvenli bölge ‘güvenli’ olursa ülkemize döneriz. Neden ülkemize gitmeyelim?" diyen Abdulcebbar Rıza da "Bizim istediğimiz sadece güvendir ve bu bölgenin gerçekten güvenli olmasıdır. Çünkü Suriye bizim ülkemiz, ülkemize dönmek isteriz. Artık savaş istemiyoruz. Artık adil bir anlaşma olmasını istiyoruz. Suriye halkının, tüm haklarını koruyacak bir anlaşma istiyoruz. Eğer bunlar olursa herkes tekrar ülkesine döner. Göç etmekten ve bölgeden bölgeye gitmekten de çok yorulduk. Artık Suriye’de güven ve ‘güvenli bölge’ olsun. Biz de ülkemize dönelim. Temennimiz Suriye’de savaşın bitmesi, bir daha olmamasıdır ve halkın zarar görmemesidir." şeklinde konuştu.

"Halep dışındaki bir bölgeye gitmem"

Oluşturulması planlanan güvenli bölgenin kendi kenti olmadığı için gitmek istemediğini belirten Ali Abdullah Halaf ise "Eğer güvenli bölge olsa bile ben gitmem. Çünkü yeni kurulacak olan güvenli bölge benim kentim değil. Onun için benim bu bölgeye gitmem hiçbir fayda sağlamaz. Bundan dolayı ben ‘güvenli bölge’ye gitmeyi düşünmüyorum. Eğer ben bu bölgeye gidersem, nerede çalışacağım? Bilmediğim bir bölgede ben ne yapabilirim? Kurulacak güvenli bölge benim bölgem değil, ben Halepliyim. Halep’te benim evim ve arabam vardı. Ama şu anda ise hiçbir şeyim yoktur. ‘Güvenli bölge’ye gidersem tekrar sıfırdan başlamak zorundayım. Ama Türkiye’de kurduğum belli bir düzenim var. Şu anda da hayatımı idame ettiriyorum. Türkiye’de kirada bile otursam bir evim var." diye konuştu.

"Bugün savaş bitse hemen Suriye’ye döneriz"

Suriye'de yaşanan iç savaşın bitmesini ve artık ülkelerinde huzur içerisinde yaşamak istediklerini dile getiren ismini vermek istemeyen Suriyeli esnaf ise şöyle konuştu:

"Suriye’de savaş biterse tekrar ülkemize dönmek istiyoruz. Sadece ben değil, tüm Suriyeliler ülkesine dönmek istiyor. Zaten şu anda bile Suriye’ye dönenler var. Güvenli bir ülke olursa insanlar ülkelerine dönerler. Çünkü artık güvenli bir ülkede yaşamak istiyoruz. Zaten biz savaştan dolayı Türkiye güvenli bir ülke olduğu için Türkiye’ye geldik. Ama savaş bugün bitse hemen Suriye’ye döneriz. Artık huzur ve barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Güvenli bir ülke istiyoruz. Hiç kimse savaş istemiyor.

Öte yandan, kameralara konuşmak istemeyen Suriyeli sığınmacılar da dahil olmak üzere birçoğu "güvenli bölge"nin tam olarak güvenli olması durumunda Suriye’ye döneceğini dile getirdi. (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler