Diyetisyen Korkmaz: Sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeliyiz
Klinik Diyetisyen Ayşe Şura Korkmaz, dinlenme saatlerinde artan besin tüketiminin yalnızca fiziksel açlıkla açıklanamayacağını belirterek, stres, can sıkıntısı, alışkanlıklar, çevresel uyaranlar ve yiyeceklere kolay erişimin de besin tüketimini etkileyebildiğine dikkat çekti.
Fiziksel açlığın vücudun enerji ve besin ögelerine duyduğu gereksinimle ilişkili fizyolojik bir süreç olduğunu belirten Korkmaz, her yeme davranışının fiziksel açlıkla başlamadığını vurguladı.
Korkmaz, "Stres, can sıkıntısı, alışkanlıklar, çevresel uyaranlar ve yiyeceklere kolay erişim de besin tüketimini etkileyebilir. Örneğin kişi akşam yemeğini yeterli miktarda tüketmiş olmasına rağmen televizyon karşısında atıştırmaya devam edebilir. Bu durumda yeme davranışının yalnızca enerji ihtiyacıyla açıklanması mümkün değildir. Ortam, alışkanlık ve dikkatin başka bir noktaya yönelmesi de tüketimi artırabilir" ifadelerini kullandı.
Yeme davranışının yalnızca iradeyle açıklanmaması gerektiğine dikkat çeken Korkmaz, kişinin hangi koşullarda yemek yeme isteği duyduğunu anlamasının önem taşıdığını belirterek, "Burada önemli olan, kişinin davranışını iradesizlik olarak nitelendirmek değil, bu davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaktır." dedi.
Vücudun dinlenme sırasında da yaşamsal işlevlerini sürdürebilmek için enerji harcadığını ifade eden Korkmaz, solunum, dolaşım, vücut sıcaklığının korunması ve organların çalışmasının bu enerji gereksiniminin bir parçası olduğunu kaydetti.
Korkmaz, fiziksel aktivitenin azaldığı dönemlerde besin tüketiminin artması ve alınan enerjinin uzun süre boyunca harcanan enerjiyi aşması durumunda vücut ağırlığında artış görülebileceğini belirterek "Bu ilişki tek bir öğünle veya bir akşam yapılan atıştırmayla değil, zaman içerisindeki genel enerji dengesiyle değerlendirilmelidir." dedi.
Sorunun dinlenmek olmadığını vurgulayan Korkmaz "Asıl üzerinde durulması gereken, dinlenme sürecinin farkında olmadan ve tekrarlayan biçimde gereğinden fazla besin tüketilen bir zaman dilimine dönüşmesidir." ifadelerini kullandı.
Yemek yerken dikkatin başka faaliyetlere yönelmesinin tüketilen miktarın fark edilmesini zorlaştırabileceğini belirten Korkmaz "Uyku düzeni, stres düzeyi, öğünlerin yeterliliği, günlük hareketlilik ve kişinin duygusal durumu birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle çözüm, yalnızca atıştırmalıkları yasaklamak veya kişiye daha az yemesini söylemek değildir." şeklinde konuştu.
Beslenme davranışını yönetebilmek için öncelikle kişinin kendi ihtiyaçlarını tanıması gerektiğine işaret eden Korkmaz "Öncelikle kişinin gerçekten aç olup olmadığını fark etmesi, öğünlerinin yeterliliğini değerlendirmesi, yeme davranışını tetikleyen durumları tanıması ve kendisine uygun sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirmesi önemlidir," ifadelerini kullandı.
Beslenmenin yalnızca kalori hesabından ibaret olmadığını ve her yeme isteğinin doğrudan fiziksel açlık anlamına gelmediğini belirten Korkmaz, sağlıklı beslenme yaklaşımının fizyolojik gereksinimleri, davranışsal alışkanlıkları ve bireysel koşulları birlikte ele alması gerektiğini vurguladı.
Korkmaz, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Dinlenme anlarında besin tüketimini yönetebilmek, dinlenmekten vazgeçmek değil açlığı, tokluğu ve yeme davranışını daha iyi tanımayı öğrenmektir. Çünkü sürdürülebilir beslenme, kişinin kendisini suçlamasıyla değil, kendi davranışlarını anlayarak sağlığına uygun seçimler geliştirmesiyle mümkündür." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Göz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ali Atakhan Yıldız, halk arasında "göz tansiyonu" olarak bilinen glokomun, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına hatta körlüğe neden olabilen ciddi bir göz hastalığı olduğuna dikkat çekti.
Dr. Yavuz Selim Sılay, "İlk yardım, herhangi bir kaza, yaralanma veya ani gelişen hastalık durumunda sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar yapılan, hayat kurtarmayı amaçlayan ve kişinin durumunun kötüleşmesini önlemeye yönelik bilinçli müdahalelerdir." dedi.
Bursa’da yapımı uzun yıllardır devam eden Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi kapılarını açtı. Temeli 2016 yılında atılan ve bin 315 yatak kapasitesiyle planlanan hastane, yaklaşık 10 yılın ardından hasta kabulüne başladı.